Anasayfa/ Makale/ Bilişim Sistemleri Aracılığıyla Haksız Yarar Sağlama

Bilişim Sistemleri Aracılığıyla Haksız Yarar Sağlama

Bilişim sistemleri aracılığıyla haksız yarar sağlama suçu, teknolojik gelişmelerle birlikte ekonomik değerlerin veriye dönüşmesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Klasik dolandırıcılık suçundan farklı olarak, insana karşı hile yerine sisteme müdahale söz konusudur. Yeni TCK ile bu eylemler daha spesifik sınırlarla yaptırıma bağlanmıştır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Günümüzde sosyo-ekonomik dönüşümün bir sonucu olarak ticari ve finansal işlemlerin büyük bir bölümü bilişim sistemleri üzerinden yürütülmektedir. Ekonomik değerlerin veri olarak temsil edilmesi ve bu veriler üzerinde işlemler yapılması, haksız kazanç elde etme yöntemlerini de bütünüyle değiştirmiştir. Bilişim sistemleri aracılığıyla haksız yarar sağlama, temelde bir kişinin ya da kurumun malvarlığına yönelik ihlalleri kapsayan yeni nesil bir ekonomik suç modelidir. Klasik suç tiplerinin yetersiz kaldığı bu alanda, failin sistemdeki verilere veya doğrudan işleyişe müdahale etmesiyle mameleki bir değerin elde edilmesi söz konusu olmaktadır. Sözleşmeler ve uluslararası metinlerde de bilgisayar dolandırıcılığı olarak adlandırılan bu ihlaller, hukuki açıdan kendine özgü düzenlemelere ihtiyaç duymuştur. Suçun bağımsız bir şekilde düzenlenmesi, hem yargı pratiğindeki boşlukları doldurmak hem de ekonomik düzeni elektronik ortamdaki kötüniyetli müdahalelere karşı korumak açısından büyük bir öneme sahiptir.

Klasik Dolandırıcılık Suçundan Farkı

Bilişim sistemleri vasıtasıyla menfaat temininin ayrı bir suç olarak ele alınmasının en önemli nedeni, klasik dolandırıcılık suçunun unsurları ile teknolojik eylemlerin uyuşmamasıdır. Türk Ceza Hukukunda dolandırıcılık suçu, bir kişiye karşı hileli hareketler yapılması ve bu kişinin aldatılarak hataya düşürülmesi esasına dayanır. Oysa bilişim sistemlerinde hilenin muhatabı bir insan değil, doğrudan doğruya makinenin kendisi veya yazılımdır. Bir bilgisayar sistemine yanlış veri girilmesi, programın işleyişinin manipüle edilmesi veya halk arasında yaygın bilinen salam tekniği gibi yöntemlerle küçük meblağların başka hesaplara aktarılmasında kandırılan bir insan unsuru bulunmamaktadır. Ayrıca, elde edilen verinin fiziksel ve taşınabilir bir mal statüsünde olmaması nedeniyle geleneksel hırsızlık suçunun kalıpları da bu ihlalleri bütünüyle kapsamakta yetersiz kalmaktadır. Bu sebeple, insan unsurunun hataya düşürülmediği teknik manipülasyonlar için hukukumuzda özel cezai yaptırımların getirilmesi zorunluluğu doğmuştur.

5237 Sayılı TCK Kapsamında Suçun Düzenlenişi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, mülga 765 sayılı Kanun uygulamasında yaşanan sorunları gidermek amacıyla bu suç tipini daha sınırlandırılmış ve net bir çerçevede ele almıştır. TCK madde 244'ün son fıkrasında, sistemin işleyişini engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme gibi fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisine veya başkasına haksız çıkar sağlaması yaptırıma bağlanmıştır. Ancak kanun koyucu bu düzenlemeyi bir yardımcı norm statüsünde konumlandırmıştır. İlgili maddeye göre, failin eylemi eğer daha ağır cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturmuyorsa bu hüküm uygulanacaktır. Yani eylemin niteliğine göre, haksız kazanç sağlama süreci eğer şartlarını taşıyorsa nitelikli hırsızlık veya nitelikli dolandırıcılık suçları kapsamında da değerlendirilebilir. Bu sistematiğin amacı, her türlü bilişim ihlalini tek bir madde torbasına atmak yerine, ihlalin koruduğu hukuki değere ve eylemin vasfına en uygun ceza normunu uygulayarak adaleti tesis etmektir.

Yargıtay Uygulamaları ve Suçun Tasnifi

Bilişim sistemleri üzerinden elde edilen menfaatler söz konusu olduğunda, yargılamalarda Yargıtay içtihatları suçun vasıflandırılmasında çok önemli bir yol gösterici kaynaktır. Mülga yasa döneminde başkasına ait banka veya kredi kartlarıyla otomatik para çekme makinelerinden para çekilmesi işlemleri zaman zaman bilişim suçu, zaman zaman ise hırsızlık olarak değerlendirilerek büyük tartışmalara yol açmıştır. Yeni TCK sistematiği ise uygulamada yaşanan bu hukuki karmaşayı gidermek üzere eylemleri özelliklerine göre birbirinden özenle ayırmıştır. Bu noktada bilişim araçları kullanılarak elde edilen haksız çıkar sağlama eylemleri ile diğer malvarlığına karşı suç tipleri arasındaki ince çizgiler mevzuatımızda şu şekilde sınıflandırılabilir:

  • Banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması: Bilişim suçları bölümünde ayrıca düzenlenerek, haksız elde edilen kartların izinsiz kullanımı ve menfaat temini bağımsız bir suç tipine dönüştürülmüştür.
  • Nitelikli hırsızlık: Bilişim sistemlerinin sadece bir araç olarak kullanılarak doğrudan başkasının zilyetliğindeki malın veya paranın alınması durumu, hırsızlık suçunun ağırlaştırıcı nedeni kabul edilmiştir.
  • Nitelikli dolandırıcılık: Kredi kartı tahsisi sırasında bankanın hileyle aldatılması veya mağdurların hileli eylemlerle kandırılarak şifrelerinin öğrenilmesi sonucu sistemin kullanılarak çıkar sağlanması hallerinde uygulanmaktadır.
Beni hiç kimse kandırmadı ama banka hesabımdan paralarım çalınmış. Bu dolandırıcılık mıdır? expand_more
Hukuki açıdan bu durum klasik dolandırıcılık olarak nitelendirilemez, zira dolandırıcılık suçunun temel unsuru bir insanın hileyle aldatılmasıdır. Bilişim sistemleri üzerinden hesabınıza yetkisiz erişim sağlanarak paranızın aktarılması işlemlerinde kandırılan bir insan unsuru bulunmamaktadır. Bu nedenle, söz konusu teknolojik eylemler klasik dolandırıcılık unsurlarıyla uyuşmamaktadır. Eylemin niteliğine göre bu ihlaller, bilişim sistemlerinin salt bir araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli hırsızlık olarak veya daha ağır bir suç oluşturmuyorsa, doğrudan bilişim sistemleri aracılığıyla haksız yarar sağlama suçu kapsamında değerlendirilerek cezalandırılır.
Sisteme virüs sokup herkesten azar azar para kesmişler. Hırsızlık suçundan mı ceza alırlar? expand_more
Geleneksel hırsızlık suçunun kalıpları, elde edilen verinin fiziksel ve taşınabilir bir mal olmaması nedeniyle bu tarz teknolojik ihlalleri bütünüyle kapsamakta yetersiz kalmaktadır. Halk arasında "salam tekniği" olarak da bilinen, küçük meblağların başka hesaplara aktarılması veya program işleyişinin doğrudan manipüle edilmesi eylemleri hukuki açıdan özel bir nitelik taşır. Hukukumuzda, insan unsurunun hataya düşürülmediği bu tür teknik manipülasyonlar için özel cezai yaptırımlar getirilmesi zorunlu olmuştur. Türk Ceza Kanunu kapsamında bu eylemler, daha ağır bir suçu oluşturmadığı takdirde, verileri değiştirerek veya sistemin işleyişini bozarak haksız çıkar sağlama suçu olarak özel yaptırımlara tabidir.
Biri beni telefonda kandırıp şifremi aldı ve hesabımı boşalttı. Bunun cezası ne olacak? expand_more
Sizin hileli eylemlerle kandırılmanız ve bu sayede şifrelerinizin öğrenilerek sistemin kullanılması durumu, hukuki olarak standart bir bilişim suçu değil, nitelikli dolandırıcılık suçu kapsamına girmektedir. Türk Ceza Kanunu sistematiğinde, bilişim araçları kullanılarak çıkar sağlanması eylemleri, mağdurun aldatılıp aldatılmadığına göre diğer suç tiplerinden titizlikle sınıflandırılmaktadır. Dolandırıcılık suçunun özünü oluşturan hileli hareketler ve bir insanın hataya düşürülmesi hususu sizin olayınızda bizzat gerçekleşmiştir. Bu doğrultuda fail, bilişim sistemlerinin yalnızca bir araç olarak kullanıldığı bu olayda doğrudan nitelikli dolandırıcılık hükümleri uyarınca yargılanacaktır.
Kredi kartımı düşürmüşüm, başkası bulup internetten alışveriş yapmış. Hangi suça girer bu? expand_more
Banka ve kredi kartlarının başkaları tarafından ele geçirilip izinsiz kullanılarak haksız menfaat temin edilmesi, kanunlarımızda bilişim suçları bölümünde ayrı ve bağımsız bir suç tipi olarak düzenlenmiştir. Geçmişte bu tür eylemlerin zaman zaman bilişim suçu zaman zaman da hırsızlık olarak değerlendirilmesi yargılamalarda büyük tartışmalara yol açmıştır. Yeni Türk Ceza Kanunu sistematiği ve Yargıtay içtihatları ise yaşanan bu hukuki karmaşaları gidermek adına kartların izinsiz kullanımını net bir şekilde diğer suçlardan ayırmıştır. Dolayısıyla bu eylem, hırsızlık veya dolandırıcılıktan ziyade, özel bir yaptırıma bağlanan "banka ve kredi kartlarının kötüye kullanılması" suçu kapsamında değerlendirilerek cezalandırılacaktır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir