Anasayfa/ Makale/ Bilişim Hukukunda Açık Rıza ve Rıza Verme Ehliyeti

Bilişim Hukukunda Açık Rıza ve Rıza Verme Ehliyeti

Kişisel verilerin korunması hukukunda açık rıza, belirli bir konuya ilişkin, bilgilendirmeye dayanan ve özgür iradeyle açıklanan beyandır. Bu makalede, açık rızanın hukuki niteliği ve Türk Medeni Kanunu kapsamında küçükler, kısıtlılar ve tam ehliyetsizlerin açık rıza verme ehliyeti hukuki bir perspektifle incelenmektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Kişisel verilerin korunması hukukunda bireyin kendi verileri üzerinde kontrol sağlayabilmesinin en temel aracı açık rızadır. Açık rıza, ilgili kişinin kişisel verilerinin işlenmesine özgürce, yeterli bilgi sahibi olarak ve tereddüde yer bırakmayacak bir açıklıkta verdiği onayı ifade eder. Hukukumuzda Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında düzenlenen açık rıza, sadece verilerin hukuka uygun işlenmesini sağlamakla kalmaz, aynı zamanda temel bir insan hakkı olan kişisel verilerin korunması hakkının birey tarafından aktif şekilde kullanılmasını temin eder. Ancak uygulamada, açık rızanın hukuki niteliğinin ne olduğu ve Türk Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde açık rıza verme ehliyetinin kimlere ait olduğu hususunda ciddi hukuki tartışmalar bulunmaktadır. Özellikle yaş küçüklüğü, kısıtlılık veya ayırt etme gücünün bulunmaması gibi hallerde rızanın geçerliliği, doğrudan bireyin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı ile yakından ilişkilidir. Bu makalede, açık rızanın temel unsurları ele alınarak, fiil ehliyeti kısıtlamalarının kişisel verilerin işlenmesi sürecindeki rolü bilişim hukuku perspektifiyle detaylı bir şekilde analiz edilmektedir.

Açık Rızanın Temel Unsurları

Geçerli bir açık rızadan söz edilebilmesi için aşağıda belirtilen üç temel unsurun bir arada bulunması zorunludur:

  • Belirli bir konuya ilişkin olma: İlgili kişinin verilerinin hangi sınırlar içinde işleneceğini bilmesini ve ucu açık rıza onamlarından kaçınılmasını ifade eder.
  • Bilgilendirilmeye dayanma: Veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirerek veri sahibine anlaşılır ve sade bir dille bilgi vermesini gerektirir.
  • Özgür iradeyle açıklanma: Rızanın hiçbir baskı, cebir veya dayatma olmaksızın verilmesini şart koşar.

Bu unsurların yanı sıra, özellikle hizmetin sunulmasının rıza şartına bağlandığı sözleşmelerde veya işçi-işveren gibi dikey güç ilişkilerinde özgür iradenin sakatlanma ihtimali yüksek olduğundan, rızanın hukuki geçerliliği zedelenebilmekte ve battaniye rıza olarak tabir edilen toptancı onaylar hukuken geçersiz kabul edilmektedir.

Açık Rızanın Hukuki Niteliği

Açık rızanın hukuki niteliği, ehliyet kurallarının rıza beyanına nasıl uygulanacağının tespiti açısından büyük önem taşımaktadır. Doktrinde rızanın bir hukuki işlem, maddi fiil veya hukuki işlem benzeri olduğuna dair farklı görüşler ileri sürülmüştür. Açık rıza beyanında bulunan kişinin her zaman net bir hukuki sonucu amaçlamaması ve rızanın doğrudan dış dünyada kendiliğinden fiili bir sonuç doğurmaması nedenleriyle, salt hukuki işlem veya salt maddi fiil görüşleri eksik kalmaktadır. Bilişim hukuku alanında ağırlık kazanan ve isabetli bulunan görüşe göre açık rıza, bir hukuki işlem benzeri irade açıklamasıdır. Hukuki işlem benzeri fiillere, niteliği uygun düştüğü ölçüde hukuki işlemlere ilişkin kurallar kıyasen uygulanmaktadır. Dolayısıyla, Türk Medeni Kanunu'nda yer alan fiil ehliyeti hükümleri, kişisel verilerin işlenmesine yönelik açık rıza beyanları için de kıyas yoluyla uygulama alanı bulmaktadır.

Sınırlı Ehliyetsizlerin Açık Rıza Ehliyeti

Türk Medeni Kanunu'na göre ayırt etme gücüne sahip ancak ergin olmayan küçükler ile kısıtlılar sınırlı ehliyetsizler kategorisinde yer alır. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı, niteliği itibarıyla kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar kapsamında değerlendirilmektedir. Kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanımında kural olarak yasal temsilcinin onayına ihtiyaç duyulmaksızın sınırlı ehliyetsizin tek başına hareket edebilmesi mümkündür. Bu bağlamda, idrak yeteneğine ve ayırt etme gücüne sahip bir çocuğun veya kısıtlının, kendi kişisel verilerinin işlenmesine ilişkin açık rızayı bizzat verebileceği kabul edilmektedir. Zira kişisel verilerin korunması, bireyin doğrudan kişiliği ve mahremiyeti ile ilgilidir. Sınırlı ehliyetsizin verdiği rızanın anlam ve sonuçlarını kavrayabildiği durumlarda, yasal temsilcisinin rızasına ihtiyaç duymadan kendi verilerinin geleceğini tayin etmesi, Anayasal güvence altındaki özel hayatın gizliliği hakkının da ayrılmaz bir gereğidir.

Tam Ehliyetsizlerin Durumu ve Yasal Temsil

Yaşının çok küçük olması, ağır akıl hastalığı veya akıl zayıflığı gibi nedenlerle ayırt etme gücünden tamamen yoksun olan bireyler hukukumuzda tam ehliyetsiz olarak adlandırılmaktadır. Tam ehliyetsizlerin kendi başlarına geçerli bir irade açıklaması yapmaları ve dolayısıyla geçerli bir açık rıza beyanında bulunmaları hukuken mümkün değildir. Kişisel verilerin korunması hakkının nispi nitelikte kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğu görüşü ekseninde, tam ehliyetsizler adına yasal temsilcileri konumundaki veli veya vasiler açık rıza verebilmektedir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, yasal temsilcinin bu yetkiyi mutlaka tam ehliyetsizin üstün yararları doğrultusunda kullanması gerektiğidir. Sağlık hizmetlerinden faydalanma gibi zorunlu hallerde yasal temsilcinin rıza vermesi hukuka uygunken, tam ehliyetsizin zararına olabilecek keyfi veri işlemelerine yönelik rıza verilmesi yasal temsil yetkisinin açıkça kötüye kullanılması anlamına gelecektir.

Bir siteye üye olurken her şeye onay veriyorum kutusunu zorla işaretlettiler, geçerli mi? expand_more
Kişisel verilerin işlenmesi için alınan bu tarz "battaniye rıza" olarak tabir edilen toptancı onaylar hukuken geçersiz kabul edilmektedir. Hukuken geçerli bir açık rızadan söz edilebilmesi için onayın tereddüde yer bırakmayacak bir açıklıkta, belirli bir konuya ilişkin ve özgür iradeyle verilmesi şarttır. Hizmetin sunulmasının rıza şartına bağlandığı sözleşmelerde iradeniz baskı altında sayılacağı için bu tür onay dayatmaları özgür irade unsurunu sakatlar ve hukuka uygun değildir.
Çocuğum 15 yaşında, internette kendi bilgilerinin işlenmesine benden habersiz onay verebilir mi? expand_more
Evet, ergin olmamasına rağmen idrak yeteneğine ve ayırt etme gücüne sahip olan çocuğunuz sizin onayınıza ihtiyaç duymadan kendi kişisel verileri için açık rıza verebilir. Türk Medeni Kanunu uyarınca ergin olmayan ama ayırt etme gücü bulunan küçükler "sınırlı ehliyetsiz" sayılır. Kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olduğundan, çocuğunuz kendi verilerinin geleceğini bizzat tayin etme hakkına sahiptir. Bu durum, anayasal güvence altındaki özel hayatın gizliliği hakkının da ayrılmaz bir gereği olarak hukuken kabul görmektedir.
İş yerim kişisel verilerim için imza istedi, işten atılmamak için imzaladım, geçerli mi? expand_more
Bu şekilde verdiğiniz rıza hukuken geçerli kabul edilmeyecektir, çünkü geçerli bir açık rızanın hiçbir baskı, cebir veya dayatma olmaksızın özgür iradeyle açıklanması zorunludur. İşçi ile işveren arasındaki gibi dikey güç ilişkisinin bulunduğu durumlarda, çalışanın özgür iradesinin sakatlanma ihtimali çok yüksektir. Bu nedenle, işinizi kaybetme korkusuyla vermek zorunda kaldığınız rıza beyanı, geçerlilik şartı olan "özgür irade" unsurunu taşımadığından hukuki sonuç doğurmaz.
Zihinsel engelli kardeşimin hastane kayıtları için onun yerine ben onay verebilir miyim? expand_more
Evet, ağır akıl hastalığı veya akıl zayıflığı gibi nedenlerle ayırt etme gücü olmayan kişiler hukuken "tam ehliyetsiz" sayıldığından, onlar adına yasal temsilcileri olarak siz açık rıza verebilirsiniz. Kişisel verilerin korunması hakkı, nispi nitelikte kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hak olarak değerlendirildiğinden veli veya vasilerin bu yetkisi bulunmaktadır. Ancak yasal temsilci olarak bu onayı verirken mutlaka engelli yakınınızın üstün yararını gözetmeniz gerekmektedir. Sağlık hizmetlerinden faydalanmak gibi zorunlu hallerde rıza vermeniz hukuka uygunken, onun zararına olabilecek keyfi işlemlere onay vermeniz yasal temsil yetkisinin açıkça kötüye kullanılması anlamına gelecektir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir