Anasayfa/ Makale/ Aşırı İş Yükü Kıskacında Psikolojik Şiddet

Aşırı İş Yükü Kıskacında Psikolojik Şiddet

İşyerinde çalışanların kapasitelerini aşan görevlerle donatılması, sadece fiziksel yorgunluk değil, aynı zamanda ciddi bir zihinsel yıpranma yaratmaktadır. Bu makalede, aşırı iş yükü bahanesiyle uygulanan baskıların ve amirlerin dayattığı imkansız hedeflerin çalışanlar üzerinde nasıl bir psikolojik şiddet aracına dönüştüğü incelenmektedir.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Günümüz çalışma hayatında, özellikle hizmet odaklı sektörlerde karşılaşılan en büyük problemlerden biri aşırı iş yükü ve bu yükün beraberinde getirdiği psikolojik baskı süreçleridir. Çalışanların taşıyabilecekleri kapasitenin çok üzerinde görev ve sorumluluklarla donatılması, zamanla sadece fiziksel bir yorgunluk olmaktan çıkıp, bireyler üzerinde yoğun stres ve mental bir çöküş yaratmaktadır. Öyle ki, işin yetiştirilmesinin imkânsız olduğu durumlarda bile personelden olağanüstü bir performans beklenmesi, yöneticiler veya üstler tarafından uygulanan psikolojik şiddet eylemlerinin temelini oluşturmaktadır. İşyerinde insani sınırları zorlayan görev dağılımları ve sürekli artan mesai saatleri, çalışanın psikolojik iyi olma halini doğrudan tehdit eden bir işveren kusuru olarak değerlendirilmelidir. Bu durum, bireylerin örgütlerine olan bağlılıklarını derinden sarsarken, hukuki anlamda da çalışanların korunması gereken en temel haklarının sistematik bir ihlali anlamına gelmektedir.

İş Yoğunluğu ve Tükenmişlik Sendromu

Çalışma ortamlarında karşılaşılan ağır çalışma koşulları, personelin yalnızca fiziksel sağlığını değil, aynı zamanda ruhsal dengesini ve sosyal hayatını da ciddi şekilde tahrip etmektedir. Bireylerin sürekli olarak kapasitelerinin çok üzerinde çalışmaya zorlanması, bitmek bilmeyen iş yetiştirme kaygısı ve uzun mesai saatleri, zamanla çalışanlarda derin bir tükenmişlik hissi yaratmaktadır. Özellikle bulaşıcı hastalık krizleri gibi olağanüstü dönemlerde personelin sayısının yetersiz kalması ve buna rağmen katlanarak artan görev tanımları, çalışanların taşıdıkları yükü içinden çıkılmaz bir hale getirmiştir. Bu tür kriz anlarında veya rutin yoğun iş temposu altında, dinlenme sürelerinin ihlal edilmesi ve aralıksız nöbet sistemleri, çalışanların mental olarak zorlanmasına yol açar. İşverenin personel eksikliğini gidermeyerek mevcut çalışanların üzerine olağandışı bir iş yükü bindirmesi, zamanla çalışanı mesleğinden soğutmakta ve bir yıldırma politikasına dönüşmektedir.

Üstler Tarafından Uygulanan Psikolojik Baskı

İşletmelerde veya kurumlarda aşırı iş yükü sadece niceliksel bir problem olmakla kalmayıp, üst düzey yöneticiler veya amirler tarafından sergilenen düşmanca tutumlar ile birleştiğinde açık bir psikolojik şiddet sarmalına dönüşmektedir. Çalışanlardan, insan doğasına ve fiziksel sınırlara aykırı olan imkânsız hedefleri başarmalarının beklenmesi, yöneticilerin personeli aşağılayıcı tavırlarıyla birleştiğinde durum katlanılamaz bir hal almaktadır. Yeterli mola veya dinlenme izni verilmeksizin ardı ardına talimat yağdırılması ve işin istenilen sürede yetiştirilememesi durumunda amirler tarafından gösterilen sert tepkiler, çalışma hayatındaki mobbing eylemlerinin tipik bir yansımasıdır. Çalışanlar, vardiyaları boyunca tek başlarına çok sayıda kişinin sorumluluğunu üstlenmek zorunda bırakılırken, üstleri tarafından sürekli eleştirilmekte ve mesleki değersizleştirme hissini yaşamaktadırlar. Bir avukat perspektifiyle değerlendirildiğinde, çalışanın kapasitesini aşan görevlerle bilinçli olarak ezilmesi ve bu bahaneyle sürekli psikolojik baskı altında tutulması, işverenin yönetim hakkını kötüye kullanması ve işçinin kişilik haklarına doğrudan saldırması demektir.

Psikolojik Şiddeti Tetikleyen Temel Etkenler

Bir işyerinde uygulanan ağır çalışma koşulları ve yöneticilerin baskıcı tutumları, çalışanların o kurumda kalma niyetlerini doğrudan etkileyen ve psikolojik bütünlüklerini bozan faktörlerin başında gelmektedir. Çalışanlar, kariyerlerini sürdürmek ile kendi ruh sağlıklarını korumak arasında sıkışıp kalmaktadırlar. Bireyleri zamanla istifaya iten ve çalışma ortamını bir psikolojik şiddet merkezine çeviren temel nedenler şunlardır:

  • Personel yetersizliği nedeniyle bir çalışanın birden fazla kişinin işini yapmaya zorlanması sonucu ortaya çıkan olağanüstü iş yükünün fazlalığı.
  • Dinlenme hakkının ihlal edilmesi ve çalışanın yaşam dengesini bozan çalışma saatlerinin uzunluğu.
  • İmkânsız teslim tarihleri ve yoğun performans baskısı nedeniyle artan işle ilgili streslerin fazlalığı.
  • Fiziksel ve ruhsal açıdan destekleyici, güvenli bir yapının kurulamaması sonucu ortaya çıkan çalışma koşullarının kötülüğü.
  • Yöneticilerin veya üst kademedeki personelin çalışanı sürekli hedef alan yönetimsel baskı ve değersizleştirme tutumları.

Bu etkenlerin tamamı, işçinin çalışma yaşam kalitesini düşürerek kuruma olan bağlılığını bitirmekte ve işveren açısından ağır hukuki sonuçlar doğuracak ihlalleri beraberinde getirmektedir.

Patronum 3 kişinin işini bana yüklüyor, yetişmeyince de bağırıp çağırıyor. Bu mobbing mi? expand_more
İşverenlerin çalışanlarına taşıyabilecekleri kapasitenin çok üzerinde görev ve sorumluluklar yüklemesi, sadece fiziksel yorgunluk değil aynı zamanda ağır bir zihinsel yıpranma ve psikolojik baskı sürecidir. Özellikle personel yetersizliği nedeniyle bir kişiye birden fazla kişinin işinin yaptırılması ve yetiştirilmesi imkânsız hedefler konulması, psikolojik şiddetin temelini oluşturmaktadır. Bu imkânsız hedeflerin gerçekleşmemesi durumunda amirlerin sert tepkiler vermesi ve düşmanca tutumlar sergilemesi açık bir mobbing eylemidir. Hukuki perspektiften bakıldığında, çalışanın bu şekilde kapasitesini aşan görevlerle bilinçli olarak ezilmesi, işverenin yönetim hakkını kötüye kullandığı ve işçinin kişilik haklarına doğrudan saldırdığı anlamına gelmektedir.
Molasız ve sürekli mesaiyle çalışmaktan tükendim. Beni işten kaçırmak için mi yapıyorlar? expand_more
Çalışma ortamlarında karşılaşılan ağır çalışma koşulları, uzun mesai saatleri ve dinlenme hakkının ihlal edilmesi, çalışanların ruhsal dengesini bozarak derin bir tükenmişlik hissi yaratmaktadır. İşverenin bilerek personel eksikliğini gidermemesi ve mevcut çalışanların üzerine olağandışı bir iş yükü bindirmesi, hukuki anlamda çalışanı meslekten soğutmaya yönelik bilinçli bir yıldırma politikası olarak değerlendirilmektedir. Bu tür aralıksız çalışma sistemleri ve insani sınırları zorlayan görev dağılımları, çalışanın psikolojik iyi olma halini doğrudan tehdit eden ciddi bir işveren kusurudur. İşverenin fiziksel ve ruhsal açıdan güvenli bir çalışma yapısı kurmaması, çalışanın o kurumda kalma niyetini bitiren ve ağır hukuki sonuçlar doğuran bir ihlaldir.
Yöneticim sürekli işimi eleştirip beni değersiz hissettiriyor. Ne yapabilirim? expand_more
Yöneticilerin veya üst kademedeki personelin, çalışanı sürekli hedef alarak mesleki değersizleştirme hissi yaşatması, açık bir psikolojik şiddet ve yönetimsel baskı sarmalıdır. Bu tarz düşmanca davranışlar, çalışanın kuruma olan bağlılığını sarsan ve çalışma yaşam kalitesini düşüren ağır ihlaller olarak karşımıza çıkmaktadır. Yeterli dinlenme izni verilmeksizin ardı ardına talimat yağdırılması ve çalışanın yalnız bırakılarak sürekli eleştirilmesi, işyerindeki mobbing eylemlerinin en tipik yansımalarından biridir. İşçinin bu şekilde kasıtlı olarak yıpratılması ve psikolojik bütünlüğünün bozulması, işverenin korunması gereken en temel hakları sistematik biçimde ihlal etmesi ve ağır yasal sorumluluklar altına girmesi demektir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir