Eşinize babasından miras yoluyla kalan ev, kanun gereğince onun kişisel malı sayıldığından, mal rejimi tasfiyesi sırasında bu ev üzerinden bir katılma alacağı talep etmeniz mümkün değildir. Kanun koyucu, eşlerin evlilik birliği kurulduktan sonra dahi karşılıksız kazandırma veya miras yoluyla elde ettikleri malvarlığı değerlerini doğrudan kişisel mal grubuna dahil etmektedir.
Evlilik birliği içerisinde kurulan ve zamanla düzenli reklam veya sponsorluk gelirleri yaratarak ticari bir faaliyete dönüşen sosyal medya hesapları, yasal mal rejimi tasfiyesinde paylaşıma konu olabilmektedir. Sadece kişisel fotoğraf ve anılarınızı paylaştığınız bir hesap kural olarak kişisel mal sayılırken, içerik üreticiliği yaparak maddi kazanç sağladığınız hesaplar ticari bir işletme niteliği taşıdığından edinilmiş mal kapsamında değerlendirilebilecektir.
Eşiniz kural olarak kendi üzerine kayıtlı olan ve edinilmiş mal grubuna giren araba üzerinde, yasal sınırlar içerisinde kalmak kaydıyla, sizin rızanıza ihtiyaç duymadan tasarrufta bulunabilir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde malvarlığı değerleri üzerinde yönetim ve tasarruf hakkı o malın malikine ait olup, diğer eşin evlilik devam ederken bu mallar üzerinde doğrudan bir mülkiyet talebi veya anında müdahale hakkı bulunmamaktadır.
Mahkemenin verdiği karar sonucunda kesinleşen katılma alacağınız için tahsilat sürecinde ayrıca bir ihtarname çekmenize gerek kalmaksızın borçlu eşten faiz talep etme hakkınız bulunmaktadır. Yasal düzenlemeler uyarınca, taraflar arasında aksine bir özel sözleşme veya anlaşma bulunmuyorsa, davanın sonuçlanıp tasfiyenin sona ermesiyle birlikte belirlenen katılma alacağı için yasal faiz doğrudan işlemeye başlar.
Eşinizin vefatı neticesinde mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağınız, niteliği itibarıyla bir tereke borcu olarak kabul edilmektedir ve ölen eşin mirasçılarından talep edilmesi yasal bir haktır. Mirasçılar kural olarak tereke borçlarından müteselsilen, yani zincirleme olarak şahsi malvarlıklarıyla da sorumlu olmaktadırlar.
Vefat eden eşinizle birlikte yaşadığınız evin onun adına kayıtlı olması ve diğer mirasçıların evi satma ihtimaline karşı, kanun size eski yaşantınızı sürdürebilmeniz amacıyla konut üzerinde ayni bir hak talep etme imkanı tanımaktadır. Evliliğin ölümle sona ermesi durumunda sağ kalan eş, mal rejiminin tasfiyesi sırasında kendisine düşecek olan katılma alacağı hakkına mahsup edilmek üzere, söz konusu aile konutu üzerinde intifa (kullanım) veya oturma hakkı kurulmasını mahkemeden talep edebilir.
Boşanma kararının kesinleşmesinin ardından mal rejiminin tasfiyesi ve katılma alacağınızın tespiti için dava açmanız belirli bir süreye tabidir ve bu süre geçirildiğinde hakkınızı hukuki yollardan talep etme imkanınız ortadan kalkabilir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, yasal mal rejiminin tasfiyesi ile doğacak olan katılma alacağı boşanmanın doğrudan bir fer'isi niteliğinde kabul edilmediğinden, bu alacaklar için on yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanmaktadır.
Boşanma kararınızın kesinleşmesinin ardından mal paylaşımı davası açmak için acele etme zorunluluğunuz bulunmamakla birlikte, kanunların öngördüğü belirli bir yasal süre içerisinde bu hakkınızı kullanmanız son derece önemlidir. Mal rejiminin tasfiyesi sonucunda doğacak olan katılma alacağı, değer artış payı ve diğer taleplerinizin ileri sürülebilmesi, Yargıtay’ın güncel ve yerleşik içtihatlarına göre on yıllık genel zamanaşımı süresi kısıtlamasına tabidir.
Boşanma kararınızın üzerinden üç yıl geçmiş olması, mal paylaşımından doğan yasal haklarınızı aramanıza genel kural olarak engel teşkil etmemektedir; zira bu davalar için kanunen öngörülen zamanaşımı süresi henüz dolmamıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ve mevcut yasal uygulamalar ışığında, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan katılma alacağı talepleri için Borçlar Kanunu'nda yer alan on yıllık genel zamanaşımı süresi tatbik edilmektedir.
Eşinizin sizi aldatması durumunda, evlilik süresince elde ettiğiniz mallar üzerindeki alacak hakkı mahkeme kararıyla ciddi oranda azaltılabilir veya tamamen ortadan kaldırılabilir. Mal rejiminin tasfiyesine ilişkin kanuni düzenlemelerimizde, zina veya hayata kast gibi ağır ihlaller nedeniyle gerçekleşen boşanma davalarında, kusurlu eşin katılma alacağı üzerinde hâkime geniş bir takdir yetkisi tanınmıştır.