Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Erol Çayır Kararı 2022/2539 B.

Anayasa Mahkemesi Erol Çayır Kararı 2022/2539 B.

Bu karar, sağlık hukuku ve tıbbi ihmal davaları açısından hukuken son derece kritik bir anlama sahiptir. Anayasa Mahkemesi, hekimlerin ve hastanelerin hastaya müdahale etmeden önce sadece genel geçer ifadeler barındıran matbu bir onay belgesi imzalatmasını hukuken yeterli görmemektedir. Hastanın, kendi bedeni üzerinde uygulanacak tedavinin niteliği, olası riskleri, alternatif yöntemleri ve kalıcı hasar yaratabilecek komplikasyonları hakkında somut ve anlaşılır bir şekilde aydınlatılması gerekmektedir. Mahkemeye göre, genel bir rıza metni, organ kaybı gibi spesifik ve ağır riskleri kapsamaz ve geçerli bir hukuki rızanın varlığını tek başına ispatlamaz.
search

Anayasa Mahkemesi
Erol Çayır Kararı 2022/2539 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2022/2539
Karar Tarihi 28.05.2025
Taraf Erol Çayır
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Tıbbi müdahalelerde aydınlatılmış onam alınması zorunludur.
Matbu formlar spesifik aydınlatma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Hastaya ameliyatın olası komplikasyonları açıkça anlatılmalıdır.
Yargı mercileri onamın usulüne uygunluğunu araştırmalıdır.

Bu karar, sağlık hukuku ve tıbbi ihmal davaları açısından hukuken son derece kritik bir anlama sahiptir. Anayasa Mahkemesi, hekimlerin ve hastanelerin hastaya müdahale etmeden önce sadece genel geçer ifadeler barındıran matbu bir onay belgesi imzalatmasını hukuken yeterli görmemektedir. Hastanın, kendi bedeni üzerinde uygulanacak tedavinin niteliği, olası riskleri, alternatif yöntemleri ve kalıcı hasar yaratabilecek komplikasyonları hakkında somut ve anlaşılır bir şekilde aydınlatılması gerekmektedir. Mahkemeye göre, genel bir rıza metni, organ kaybı gibi spesifik ve ağır riskleri kapsamaz ve geçerli bir hukuki rızanın varlığını tek başına ispatlamaz.

Emsal etkisi bakımından bu karar, idare ve hukuk mahkemelerinin tıbbi hata uyuşmazlıklarında yalnızca adli tıp raporlarına dayanarak karar vermemesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Mahkemeler, hekimin mesleki kusuru bulunmasa dahi, hastanın aydınlatılmış onamının usulüne uygun alınıp alınmadığını derinlemesine denetlemekle yükümlüdür. Uygulamadaki önemi ise, sağlık profesyonellerinin ve idarenin hukuki sorumluluktan kaçınmak için soyut ve geniş kapsamlı rıza metinlerine sığınmalarının önüne geçilmesidir. Bu içtihat, hastaların kendi bedenleri üzerinde karar verme haklarının güvence altına alınması adına güçlü bir koruma sağlamaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Erol Çayır, idrar yaparken zorlanma şikâyetiyle gittiği Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesinde prostat lazer tedavisi ve idrar kanalı darlığı ameliyatı olmuştur. Ameliyat sonrasında vücudunda yoğun ağrılar oluşan ve doğal yollardan çocuk sahibi olma yeteneğini yitiren başvurucu, prostatının alınması konusunda kendisine önceden bilgi verilmediğini ve aydınlatılmış onayının alınmadığını belirterek hastaneye karşı maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. İdare mahkemesi, ameliyatın genel tıp kurallarına uygun olduğunu ve imzalanan matbu onam formunun hukuken geçerli olduğunu belirten adli tıp raporuna dayanarak davayı reddetmiştir. Başvurucu ise, ameliyatın üreme yeteneği üzerindeki olası riskleri hakkında bilgilendirilmediğini ve imzaladığı belgenin prostatının alınmasına yönelik özel bir rıza içermediğini savunarak kararı Anayasa Mahkemesine taşımıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, bireylerin maddi ve manevi varlığına yönelik haksız müdahaleleri Anayasa m. 17 kapsamında ele almaktadır. Devlet, kamu veya özel sağlık kuruluşları eliyle yürütülen sağlık hizmetlerini, hastaların yaşamları ile maddi ve manevi bütünlüklerinin korunmasını sağlayacak şekilde düzenlemekle yükümlüdür. Sağlık personeli de mesleğini icra ederken yüksek bir özen yükümlülüğü altında olup, riskleri önleyici tedbirler almalı ve komplikasyonlar doğduğunda zararı asgariye indirmelidir.

Tıp hukukunun yerleşik ve en temel kurallarından biri olan aydınlatılmış onam ilkesine göre, istisnai acil durumlar haricinde hiçbir tıbbi müdahale, hastanın aydınlatılmış rızası olmadan gerçekleştirilemez. Hukuka uygun bir rızadan söz edilebilmesi için hastanın kendisine uygulanacak tıbbi işlemlerin ne olduğu, faydaları, muhtemel sakıncaları, riskleri ve alternatif tedavi yöntemleri hakkında yeterince aydınlatılması zorunludur. Ayrıca bu bilgilendirme ile tıbbi müdahale anı arasında, hastanın sağlıklı ve baskıdan uzak bir karar verebilmesini sağlayacak makul bir zaman aralığı bulunmalıdır.

Derece mahkemelerinin, tıbbi ihmal davalarını karara bağlarken sadece tıbbi işlemin doğruluğunu değerlendiren bilirkişi raporlarıyla yetinmesi hukuka uygun değildir. Yargı mercileri, hastanın somut olayın özelliklerine ve yapılacak spesifik müdahaleye göre usulünce bilgilendirilip bilgilendirilmediğini resen araştırmak zorundadır. Aydınlatılmış onamın yasalara uygun olarak alındığını ispat yükü ise her zaman sağlık kuruluşuna ve ilgili hekime aittir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını incelerken ilk derece mahkemesinin kararında dayandığı gerekçeleri ve adli tıp kurumunun raporundaki bulguları dikkatle değerlendirmiştir. İdare mahkemesi, başvurucunun ameliyat sonrasında karşılaştığı üreme sorunlarının (retrograd ejekülasyon) tıbbi müdahalenin bilinen bir komplikasyonu olduğunu belirten bilirkişi raporuna dayanarak davayı reddetme yoluna gitmiştir. Ancak başvurucunun mahkemenin önüne getirdiği asıl şikâyet, ameliyatın tekniğinden ziyade, prostatının alınmasına ve bunun doğurabileceği geri dönülemez sonuçlara dair kendisine hiçbir uyarı yapılmamış olmasıdır.

Yargılama sürecinde, hastane tarafından başvurucuya imzalatılan aydınlatılmış onam belgesinin 9. maddesinde yer alan "tedavi sırasında başka bulgular saptandığında bir doku veya organın çıkarılabileceğine" yönelik matbu ve genel ibare, derece mahkemelerince başvurucunun rızasının varlığına kanıt olarak kabul edilmiştir. Oysa Anayasa Mahkemesi, bu tarz geniş kapsamlı ve ucu açık standart metinlerin, spesifik bir organın (prostatın) kaybı veya üreme yeteneğinin yitirilmesi gibi ağır ve hayati komplikasyonlar hakkında hastayı aydınlatmaktan son derece uzak olduğunu tespit etmiştir.

Yargı makamları, başvurucunun operasyonun olası riskleri hakkında somut olarak aydınlatılıp aydınlatılmadığına dair derinlemesine hiçbir araştırma yapmamıştır. Yalnızca standart bir formun imzalatılmış olması, hastanın bilinçli iradesini yansıtmak için tek başına yeterli bir delil değildir. Mahkemelerin bu yöndeki eksik incelemesi ve başvurucunun esaslı itirazlarını tatmin edici bir gerekçeyle karşılamaması, devletin kişinin bütünlüğünü korumaya yönelik pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediğini açıkça göstermektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Ameliyat öncesi genel bir form imzaladım, hastaneye dava açamaz mıyım? expand_more
Hastanelerin ameliyat öncesi imzalattığı standart ve ucu açık matbu formlar, hukuken geçerli bir aydınlatılmış onam anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, imzaladığınız belgenin geçerli olabilmesi için size uygulanacak tedavinin niteliği, alternatif yöntemleri ve kalıcı hasar yaratabilecek komplikasyonları hakkında somut ve anlaşılır bir şekilde bilgi verilmiş olması gerekir. Sadece matbu bir rıza metni imzalamış olmanız, hak aramanıza ve dava açmanıza engel değildir.
Ameliyatta doktor hatası yokmuş ama kalıcı hasarım var. Tazminat alabilir miyim? expand_more
Evet, hakkınızı arayabilirsiniz. Mahkemeler tıbbi uyuşmazlıklarda yalnızca doktorun mesleki bir kusuru (malpraktis) olup olmadığını değerlendiren bilirkişi raporlarıyla yetinemez. Hekimin ameliyat tekniğinde bir hatası bulunmasa dahi, ortaya çıkan kalıcı hasar veya komplikasyonlar hakkında ameliyat öncesinde usulüne uygun şekilde bilgilendirilip rızanızın alınıp alınmadığı incelenmek zorundadır. Eğer bu ağır riskler size özel olarak anlatılmadıysa, maddi ve manevi bütünlüğünüze haksız müdahale edilmiş sayılır.
Bana özel olarak anlatmadan ameliyatta organımı almışlar, bu yasal mı? expand_more
Hayır, istisnai acil durumlar haricinde hiçbir tıbbi müdahale, hastanın aydınlatılmış rızası olmadan gerçekleştirilemez. Anayasa Mahkemesi, "tedavi sırasında başka bulgular saptandığında doku veya organ çıkarılabilir" şeklindeki genel ve standart ifadeleri, organ kaybı veya üreme yeteneğinin yitirilmesi gibi ağır ve hayati sonuçlar için kesinlikle yeterli görmemektedir. Spesifik bir organın alınması ihtimali varsa, bu konuda operasyon öncesinde açıkça ve somut olarak uyarılmanız zorunludur.
Ameliyatın risklerinin bana anlatıldığını kim ispatlamak zorunda? expand_more
Aydınlatılmış onamın yasalara uygun olarak alındığını, muhtemel sakıncaların ve risklerin size detaylıca anlatıldığını ispatlama yükümlülüğü her zaman işlemi yapan sağlık kuruluşuna ve ilgili hekime aittir. Sadece standart bir formun imzalatılmış olması hastanın bilinçli iradesini yansıtmaz; mahkemeler de bu aydınlatmanın somut olaya ve yapılacak özel müdahaleye uygun olarak yapılıp yapılmadığını resen (kendiliğinden) araştırmakla yükümlüdür.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir