Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Şerife Binbir Kararı 2018/23477 B.

Anayasa Mahkemesi Şerife Binbir Kararı 2018/23477 B.

Bu karar, olağanüstü hâl döneminde ve sonrasında kamu kurumlarında veya taşeron firmalarda çalışan işçilerin, terör örgütleriyle irtibat veya iltisak şüphesi gerekçe gösterilerek işten çıkarılmalarının hukuki sınırlarını çok net bir şekilde çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, işveren ile işçi arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu iddiasının salt varsayımlara, genel geçer yargılara veya soyut kurumsal bildirimlere dayandırılamayacağını vurgulamaktadır. Mahkeme, bireylerin mesleki hayatlarına ve dolayısıyla Anayasa ile güvence altına alınan özel hayatlarına yapılan müdahalelerde, idari makamların ve yargısal mercilerin somut, kişiselleştirilmiş ve ikna edici gerekçeler ortaya koyması gerektiğini açıkça hükme bağlamıştır.
search

Anayasa Mahkemesi
Şerife Binbir Kararı 2018/23477 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2018/23477
Karar Tarihi 10.12.2024
Taraf Şerife Binbir
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Özel hayata saygı hakkı keyfî müdahaleleri yasaklar.
Terör iltisakı şüphesi somut delillerle temellendirilmelidir.
İş sözleşmesinin feshinde kişiselleştirilmiş gerekçe sunulması zorunludur.
OHAL dönemi tedbirleri dahi ölçülülük sınırında kalmalıdır.

Bu karar, olağanüstü hâl döneminde ve sonrasında kamu kurumlarında veya taşeron firmalarda çalışan işçilerin, terör örgütleriyle irtibat veya iltisak şüphesi gerekçe gösterilerek işten çıkarılmalarının hukuki sınırlarını çok net bir şekilde çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, işveren ile işçi arasındaki güven ilişkisinin bozulduğu iddiasının salt varsayımlara, genel geçer yargılara veya soyut kurumsal bildirimlere dayandırılamayacağını vurgulamaktadır. Mahkeme, bireylerin mesleki hayatlarına ve dolayısıyla Anayasa ile güvence altına alınan özel hayatlarına yapılan müdahalelerde, idari makamların ve yargısal mercilerin somut, kişiselleştirilmiş ve ikna edici gerekçeler ortaya koyması gerektiğini açıkça hükme bağlamıştır.

Emsal etkisi bakımından bu karar, işe iade davalarında yerel mahkemelerin ve istinaf ile temyiz mercilerinin inceleme yükümlülüğünün sınırlarını genişletmektedir. Mahkemelerin sadece ceza soruşturmalarının varlığına dayanarak feshi geçerli sayması hukuka aykırı bulunmuş, ceza yargılamasındaki beraat, takipsizlik veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararların içeriklerinin somut iş ilişkisine olan etkisinin detaylı bir şekilde tartışılması zorunlu kılınmıştır. İşçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarda özellikle sadakat borcu ve güven ilişkisinin sarsılması hususlarının keyfî değerlendirmelere yol açmasının kesinlikle önüne geçilmesi hedeflenmiş, idarenin bu alandaki takdir yetkisinin Anayasa'nın temel hak güvenceleriyle sınırlandırıldığı bir kez daha güçlü bir şekilde teyit edilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Dicle Belediyesi bünyesinde hizmet alım sözleşmesi kapsamında taşeron işçi olarak görev yapan başvurucunun iş sözleşmesi, Belediye tarafından işverene yapılan bir güvenlik bildirimi üzerine feshedilmiştir. Söz konusu bildirimde, başvurucunun yasa dışı terör örgütü ile irtibat veya iltisak içinde olduğu iddia edilmiş ve bu durumun işçi ile işveren arasındaki güven ilişkisini derinden zedelediği öne sürülmüştür. Başvurucu, işten çıkarılmasının haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek işe iade ve feshin geçersizliğinin tespiti talebiyle hukuk mahkemesinde dava açmıştır. Yerel mahkeme, olağanüstü hâl tedbirleri kapsamında yapılan feshi geçerli bir neden olarak sayarak davayı reddetmiş, istinaf ve temyiz mercileri de yerel mahkemenin bu kararını hukuka uygun bularak onamıştır. Başvurucu, ortada hiçbir somut delil olmaksızın ve hakkında verilmiş kesin beraat kararları bulunmasına rağmen mesleki hayatından dışlandığını belirterek özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 20 ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı ve Anayasa m. 15 kapsamında olağanüstü hâllerde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması ilkelerini dikkate alarak detaylı bir hukuki denetim yapmıştır. Ayrıca feshin yasal dayanağını oluşturan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname hükümleri mercek altına alınmıştır.

Yerleşik anayasal içtihat prensiplerine göre, özel hayata saygı hakkı; üçüncü kişiler veya devlet makamları tarafından kişilerin kendilerinin ve ailelerinin geleceğini, itibarını doğrudan etkileyen mesleki hayata yönelik tedbirlerin keyfî şekilde alınmamasını zorunlu kılar. Olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı kriz dönemlerinde dahi, devletin ve kişilerin güvenliğinin korunması ile kamu düzeninin sağlanması ne kadar meşru bir amaç olsa da, alınan idari tedbirlerin muhataplarının somut ve şüpheye yer bırakmayacak biçimde tespit edilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda uygulanan hukuki yaptırımın, durumun gerektirdiği ölçülülük sınırları içinde kalması vazgeçilmez bir anayasal kuraldır.

Hukuk doktrinine ve güncel yargısal uygulamalara göre, bir çalışan hakkında yalnızca derdest bir ceza davası veya soruşturmasının bulunması tek başına iş sözleşmesinin haklı veya geçerli nedenle feshi için yeterli bir zemin oluşturmaz. Özellikle kişinin yargılama sonucunda beraat ettiği ya da hakkında takipsizlik kararı verildiği hâllerde, derece mahkemelerinin ilgili ve yeterli gerekçe gösterme anayasal yükümlülüğü çerçevesinde hareket etmesi şarttır. Yargı mercileri, çalışanın terör örgütü ile irtibat veya iltisakını gösterir nitelikteki somut delilleri tüm boyutlarıyla tartışmalı, işçi ile işveren arasındaki güven ilişkisinin tam olarak nasıl ve ne şekilde zedelendiğini bireyselleştirilmiş, objektif ve ikna edici nedenlerle ortaya koymalıdır. İşverenin veya idarenin fesih yetkisi, temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunacak şekilde genişletilemez ve keyfî biçimde kullanılamaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun iş sözleşmesinin feshedilmesinin temelinde, PKK terör örgütü ile irtibatı veya iltisakı olduğu yönündeki kuvvetli şüphenin yattığını ve bu durumun işverende bir güven kaybına yol açtığı iddiasını tespit etmiştir. Söz konusu şüphe, başvurucu hakkında geçmişte yürütülen çeşitli ceza soruşturmaları ve terörle bağlantılı ceza davalarına dayandırılmıştır. Ancak Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı inceleyen derece mahkemelerinin fesih kararını hukuka uygun bulurken sadece bu soruşturmalardan yüzeysel ve genel geçer ifadelerle bahsetmekle yetindiğini, başvurucunun terör örgütüyle iltisaklı olabileceğine dair delillerin somut olarak neler olduğunu ve çalışma ilişkisini nasıl etkilediğini tartışmadığını belirlemiştir.

Yerel mahkeme ve ardından kanun yolu denetimi yapan merciler, başvurucu hakkında verilen beraat kararlarını veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile sonuçlanan ceza yargılamalarını değerlendirirken, bu hukuki durumların iş sözleşmesinin feshine ne şekilde haklı bir dayanak teşkil edebileceğine dair olgusal bir inceleme yapmaktan kaçınmıştır. İrtibat ve iltisak iddialarına ilişkin işveren şüphesinin ciddi, güçlü ve objektif olduğuna dair kişiselleştirilmiş, mantıksal bir temele oturan ve ikna edici nitelikte hiçbir gerekçe ortaya konulmamıştır. Kararlarda, sadece çalışılan bölgedeki genel terörist faaliyetlerin yoğunluğu ve başka bir ilçedeki kamu görevlisine yapılan saldırı gibi başvuruyla doğrudan alakası olmayan, soyut gerekçelere dayanılarak işverenin güven ilişkisinin sarsıldığı sonucuna ulaşılması, hukuki denetimden ve nedensellik bağından tamamen uzak bulunmuştur.

Bu ciddi eksiklikler ışığında Anayasa Mahkemesi, başvurucunun özel hayata saygı hakkına doğrudan ve derinden etki eden bu ağır idari tedbirin, olağanüstü hâl döneminde dahi temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması rejimini emreden Anayasa ölçütleriyle hiçbir şekilde bağdaşmadığını kesin olarak tespit etmiştir. İlgili ve yeterli gerekçelerden yoksun, bireyselleştirilmemiş kararlarla bir kişinin mesleki ve çalışma hayatından tamamen dışlanması demokratik toplum düzeninde ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere başvuruyu kabul etmiştir.

Beraat ettiğim halde terör şüphesiyle işten çıkarıldım, bu yasal mı? expand_more
Hayır, salt ceza soruşturmalarının varlığına veya soyut şüphelere dayanılarak iş sözleşmenizin feshedilmesi hukuka aykırıdır. Anayasa Mahkemesi, kişi hakkında beraat, takipsizlik veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmişse, yargı mercilerinin bu durumu detaylıca incelemesi ve feshe nasıl haklı bir dayanak oluşturduğunu somut olarak göstermesi gerektiğini emretmektedir. İkna edici ve kişiselleştirilmiş bir gerekçe sunulmadan yapılan fesihler özel hayata saygı hakkının ihlali sayılır.
Kurum somut delil göstermeden güven ilişkisi bozuldu deyip beni kovabilir mi? expand_more
Kesinlikle hayır. İşveren veya idare, işçi ile arasındaki güven ilişkisinin sarsıldığını iddia ediyorsa, bunu salt varsayımlara, soyut kurumsal bildirimlere veya genel geçer yargılara dayandıramaz. Terör örgütü ile irtibat veya iltisak iddiası, mutlaka somut delillerle temellendirilmeli ve iş ilişkisinin nasıl zedelendiği objektif nedenlerle kanıtlanmalıdır. İdarenin takdir yetkisi keyfî kullanılamaz ve Anayasa'nın temel hak güvenceleriyle sınırlıdır.
OHAL döneminde işten çıkarılanların işe iade davası kazanma hakkı yok mu? expand_more
Elbette vardır. Olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığı kriz dönemlerinde alınan idari tedbirlerin de muhataplarının somut ve şüpheye yer bırakmayacak biçimde tespit edilmesi zorunludur. Anayasa Mahkemesi, OHAL dönemi tedbirlerinin durumun gerektirdiği ölçülülük sınırları içinde kalması gerektiğini vurgulamaktadır. Davalarda, genel terör olayları veya başka bölgelerdeki saldırılar gibi olayla ilgisiz, soyut gerekçelere dayanılarak feshin geçerli sayılması hukuki denetimden uzaktır ve anayasal hakların ihlali anlamına gelir.
Hakkımda ceza soruşturması açılması işten atılmam için tek başına yeterli mi? expand_more
Hayır, bir çalışan hakkında yalnızca derdest bir ceza davası veya soruşturmasının bulunması, iş sözleşmesinin haklı veya geçerli nedenle feshi için tek başına yeterli bir zemin oluşturmaz. Derece mahkemeleri, sadece soruşturmalardan yüzeysel ifadelerle bahsetmekle yetinemez; iddia edilen delillerin somut olarak neler olduğunu, çalışanın şüphe uyandıran eylemlerini ve bu durumun çalışma ilişkisini tam olarak nasıl etkilediğini mantıksal bir temelde tartışmak zorundadır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir