Karar Bülteni
DANIŞTAY 2. Daire 2023/2300 E. 2023/3359 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 2. Daire |
| Esas No | 2023/2300 |
| Karar No | 2023/3359 |
| Karar Tarihi | 08.06.2023 |
| Dava Türü | Tam Yargı (Manevi Tazminat) ve Yetki Uyuşmazlığı |
| Karar Sonucu | Yetkili Mahkemenin Belirlenmesi |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Mobbing davalarında yetkili mahkeme ikametgah mahkemesidir.
- Farklı illerdeki eylemler tek uyuşmazlık sayılamaz.
- Zarar somut eylemden doğmadığında genel yetki uygulanır.
Bu karar, kamu görevlilerine yönelik farklı zaman ve mekanlarda gerçekleştirildiği iddia edilen psikolojik taciz (mobbing) eylemlerinden kaynaklanan tam yargı davalarında görevli ve yetkili mahkemenin belirlenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Kararda, mobbing iddialarının tek bir idari işlemden veya belirli ve somut bir idari eylemden kaynaklanmadığı, aksine zamana ve farklı kurumlara yayılan bir süreç olduğu açıkça ortaya konulmuştur. Bu nedenle, uyuşmazlığın çözümünde idari yargılamadaki istisnai yetki kurallarının değil, genel yetki kuralının uygulanması gerektiği vurgulanmıştır.
Benzer davalarda emsal etkisi son derece yüksektir. Zira uygulamada, mobbing iddialarında davacıların hangi yer mahkemesinde dava açacağı konusunda sıklıkla tereddütler yaşanmakta ve ilk derece mahkemeleri arasında yetki uyuşmazlıkları doğmaktadır. Danıştay, bu tür kompleks ve birden fazla ili kapsayan zincirleme idari işlem ve eylemler bütününde, yetkili mahkemenin davacının ikametgahı mahkemesi olduğunu netleştirmiştir. Bu yaklaşım, mağdur olduğunu iddia eden kamu görevlisinin hak arama hürriyetini kolaylaştırmakta ve yargılamanın daha erişilebilir bir mahalde yapılmasını sağlamaktadır. Böylece, idari yargıda yetki kurallarının mobbing davalarına özel olarak nasıl tatbik edileceği hususundaki içtihat birliği güçlendirilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Tunceli ili Nazımiye İlçe Emniyet Müdürlüğünde polis memuru sıfatıyla görev yapan davacı, 2019 ile 2022 yılları arasında Emniyet Genel Müdürlüğü ile çeşitli il emniyet müdürlüklerindeki görevleri sırasında kendisine amirleri ve idare tarafından sistematik olarak psikolojik baskı, yani mobbing uygulandığını iddia etmiştir. Davacı, yaşadığı bu uzun süreli zorlu süreç nedeniyle manevi olarak yıprandığını belirterek, uğradığını ifade ettiği manevi zararların karşılığı olarak 50.000,00 TL manevi tazminat ödenmesi talebiyle idareye başvurmuştur. Başvurusunun reddedilmesi üzerine İçişleri Bakanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğüne karşı tazminat davası açmıştır. Ancak davanın açıldığı Ankara İdare Mahkemesi ile davacının bulunduğu yer olan Erzincan İdare Mahkemesi arasında yetki uyuşmazlığı çıkmış ve dosya yetkili mahkemenin belirlenmesi için Danıştay'a gelmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İdari yargılama usulünde, idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararların tazmini amacıyla açılan tam yargı davalarında hangi mahkemenin yetkili olacağının belirlenmesi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.36 hükümlerine göre yapılmaktadır. Kanun, yetki kurallarını idari faaliyetin türüne göre kademeli olarak düzenlemiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.36 uyarınca, idari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme sırasıyla üç bent halinde belirlenmiştir. Kanunun birinci fıkrasının (a) bendine göre, zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili idare mahkemesi davaya bakmakla görevlidir. Eğer ortada, doğrudan bir iptal davasına konu olabilecek, zararı doğuran somut ve tek bir idari işlem bulunmuyorsa bu bent tatbik edilemez.
Aynı Kanunun birinci fıkrasının (b) bendinde ise, eğer zarar bayındırlık ve ulaştırma gibi bir idari hizmetin yürütülmesinden veya idarenin herhangi bir somut eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer idare mahkemesinin yetkili olduğu kurala bağlanmıştır. Ancak mobbing gibi uzun bir zamana yayılan, farklı illerde, farklı tarihlerde ve birden fazla amir veya kurum tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen sistematik davranış biçimlerinde, eylemin yapıldığı tek ve somut bir yer belirlemek mümkün olmamaktadır.
Bu tür istisnai ve karmaşık hallerin varlığında ise, yetki düğümünü çözen kural Kanunun (c) bendi olmaktadır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.36/1-c hükmü, diğer hallerde yetkili mahkemenin davacının ikametgahının bulunduğu yer idare mahkemesi olduğunu açıkça emretmektedir. Danıştay, özellikle zincirleme eylemlerden oluşan mobbing iddialarını bu genel kural çerçevesinde değerlendirmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay 2. Daire Başkanlığı tarafından dosya üzerinden yapılan incelemede, davacının iddialarının temelinde yatan hususun tek bir idari işlemden kaynaklanmadığı saptanmıştır. Dosyadaki bilgilere göre, polis memuru olan davacı, 2019-2022 yılları arasında birden fazla il emniyet müdürlüğünde ve Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde görev yaptığı süre zarfında kendisine yönelik sistematik idari işlemler ve uygulamalar yapıldığını öne sürmüştür. İddia edilen psikolojik baskı (mobbing) süreci, tek bir idari işlemden ziyade uzun bir zaman dilimine yayılan davranışlar bütünüdür. Bu sebeple, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.36/1-a bendi uyarınca işlemi çözümlemeye yetkili mahkemenin tayin edilmesi hukuken olanaklı görülmemiştir.
Bununla birlikte, uyuşmazlığa konu edilen manevi zararın bayındırlık veya ulaştırma gibi belirli bir idari hizmetin yürütülmesinden ya da tek ve somut bir idari eylemden doğmadığı da Danıştay tarafından açıkça vurgulanmıştır. Yıllara sari olan ve farklı illerde gerçekleştiği iddia edilen davranışlar bütününün tek bir eylem yeri mahkemesine bağlanması mümkün olmadığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.36/1-b bendinin de somut uyuşmazlığa uygulanamayacağı kesin olarak tespit edilmiştir.
Bu hukuki veriler ışığında, meydana geldiği iddia edilen zararın doğmasına yol açan mobbing eylemlerinin niteliği, sürekliliği ve birden fazla idari birimi kapsayacak şekilde gerçekleşme biçimi dikkate alınarak, uyuşmazlığın çözümünde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.36/1-c bendinin uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır. Bu bende göre, diğer haller kapsamında yetkili mahkeme davacının ikametgahının bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Davacının görev yaptığı ve davanın açıldığı tarihte ikametgahının bulunduğu Tunceli ilinin, idari yargı çevresi yönünden Erzincan İdare Mahkemesine bağlı olduğu tespit edilmiştir.
Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde davacının ikametgahı olan Tunceli ilinin bağlı bulunduğu Erzincan İdare Mahkemesinin yetkili olduğu yönünde karar vermiştir.