Karar Bülteni
DANIŞTAY 2. Daire 2023/1963 E. 2023/4648 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 2. Daire |
| Esas No | 2023/1963 |
| Karar No | 2023/4648 |
| Karar Tarihi | 11.10.2023 |
| Dava Türü | İptal |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Atama işlemlerinde idarenin takdir yetkisi esastır.
- Disiplin hukuku ile atama yetkisi ölçütleri farklıdır.
- Kamu yararı gözetilerek görev yeri değiştirilebilir.
- Disiplin cezası iptali atamayı kendiliğinden sakatlamaz.
Bu karar, kamu görevlilerinin atanması ve görevden alınması süreçlerinde idarenin sahip olduğu takdir yetkisinin sınırlarını ve niteliğini hukuken netleştirmektedir. Danıştay, idarenin atama ve yer değiştirme işlemlerinde sahip olduğu takdir yetkisinin, disiplin hukukundan tamamen bağımsız ve farklı değerlendirme ölçütlerine tabi olduğunu açıkça vurgulamıştır. Bir kamu görevlisi hakkında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde ceza verilmemiş olması veya verilen disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmesi, o personel hakkında idarenin hizmet gerekleri doğrultusunda atama veya görevden alma işlemi tesis etmesine kesin bir engel teşkil etmemektedir.
Karar, özellikle üst kademe yöneticilerin (il müdürleri gibi) idari kararlarla görevden alınarak hiyerarşik olarak alt kadrolara atanmasına dair uyuşmazlıklarda emsal teşkil eden çok kritik bir niteliğe sahiptir. Uygulamada kamu görevlileri ve avukatlar tarafından sıklıkla karşılaşılan "disiplin cezası iptal edildiğine göre atama da dayanaksız kalmıştır ve iptal edilmelidir" şeklindeki yerleşik savunma refleksi, bu içtihatla birlikte önemli ölçüde zayıflamıştır. Danıştay, idarenin söz konusu takdir yetkisini kullanırken kamu hizmetinin etkin, verimli, aksamadan ve uyumlu bir şekilde yürütülmesini merkeze alabileceğini belirtmiştir. Memurun iş verimini olumsuz etkileyen, kurum içi huzuru bozan veya yönetim zafiyeti yaratan tutum ve eylemler, tek başına disiplin cezası gerektirecek ağırlıkta olmasa dahi, naklen atama işlemi için idareye yeterli ve hukuka uygun bir sebep sunmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü olarak uzun yıllar görev yapan davacı, Cumhurbaşkanlığı Kararı ile bu görevinden alınmış ve akabinde Kültür ve Turizm Bakanlığı işlemiyle Zonguldak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü bünyesine uzman kadrosuyla atanmıştır. Davacı, söz konusu atama ve görevden alma işlemlerinin hukuka aykırı tesis edildiğini, kendisinin daha önce açtığı davalar sebebiyle idarenin husumetine maruz kaldığını ve kendisine sistematik şekilde mobbing uygulandığını iddia etmiştir. Ayrıca, bu atamaya dayanak gösterilen geçmiş disiplin cezalarının zaten mahkemelerce iptal edildiğini belirterek işlemlerin iptali talebiyle idareye karşı dava açmıştır. Uyuşmazlık, davacının yöneticilik görevinden alınarak uzman kadrosuna düşürülmesi işleminin, iptal edilen disiplin cezaları ışığında değerlendirildiğinde idarenin takdir yetkisi ve hizmet gerekleri sınırları içinde kalıp kalmadığı, işlemin hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İdarenin kamu görevlilerini atama ve görevden alma yetkisinin yasal çerçevesi, öncelikli olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.76 ile düzenlenmiştir. Söz konusu madde, kurumlara, görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak aylık dereceleriyle memurları bulundukları kadro derecelerine eşit veya kanundaki esaslar çerçevesinde daha üst, kurum içinde aynı veya başka yerlerdeki diğer kadrolara naklen atama yetkisi tanımaktadır. İdareye tanınan bu geniş takdir yetkisi mutlak ve sınırsız bir hak olmayıp, mutlaka kamu yararı ve hizmet gerekleri amacı ile sınırlandırılmıştır.
Ayrıca, üst kademe yöneticilerinin atanma ve görevden alınma usulleri 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi kapsamında yasal zemine oturtulmuştur. Bu yöneticilerin görevden alınması veya araştırmacı, uzman gibi farklı kadrolara atanması durumlarında idare, yasal kuralların çizdiği sınırlar içerisinde takdir hakkını kullanabilmektedir.
İdare hukukunda yerleşik içtihat prensiplerine göre, disiplin yargılaması yapılabilmesinin gerekliliğini sağlayan katı koşullar ile atama işleminde idarece kullanılan takdir yetkisinin yargısal denetimine esas alınan ilkeler birbirinden tamamen farklıdır. Disiplin cezası, memurun mevzuata aykırı somut bir eylemine bağlanan cezai bir yaptırımken; naklen atama ve görevden alma işlemleri, kamu hizmetinin daha etkin, ahenkli ve verimli yürütülmesini sağlama amacına hizmet eden idari tasarruflardır. Dolayısıyla, disiplin yönünden ağır bir yaptırım gerektirmeyen veya şekli nedenlerle mahkemece iptal edilen disiplin cezalarına konu olan bir olay, kamu yararı çerçevesinde memurun o yönetici pozisyonunda kalmasını sakıncalı kılıyorsa, tek başına görevden alma veya atama işleminin hukuka uygunluğuna engel teşkil etmeyecektir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olayda, davacı Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürü olarak görev yapmaktayken, hakkında çeşitli iddialarla soruşturmalar açılmış ve disiplin cezaları verilmiştir. Bu cezalar arasında, kuruma ait araçların ve şahsi aracının ücretsiz otoparktan yararlandırılması, Antalya Mevlevihane Müzesi'nin ücretsiz tahsis edilmesi ve Valilik oluru alınmadan il sınırları içinde günübirlik görevlere giderek yolluk alınması iddiaları nedeniyle verilen aylıktan kesme cezaları bulunmaktadır. Davacı, bu disiplin cezalarına karşı idari yargıda açtığı davaları kazanmış ve cezalar iptal edilmiştir. İlk derece mahkemesi, atama işleminin asıl dayanağını oluşturan bu disiplin cezalarının yargı kararıyla ortadan kalkmış olması nedeniyle, görevden alma ve atama işleminde hukuka uyarlık bulmayarak işlemi iptal etmiştir.
Ancak, uyuşmazlığın istinaf incelemesini yapan Bölge İdare Mahkemesi dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeleri yeniden değerlendirdiğinde, idarenin takdir yetkisini kamu yararına ve hizmet gereklerine aykırı şekilde kullandığına veya kişisel bir husumet güttüğüne dair hiçbir somut delile ulaşılamadığını tespit etmiştir. Davacı hakkındaki disiplin cezaları mahkeme kararlarıyla şeklen ortadan kalkmış olsa dahi, idarece yürütülen soruşturmalar ve kurum içerisindeki iş verimini olumsuz etkileyen olaylar bütünüyle dikkate alındığında, idarenin hizmetin etkinliğini ve kurumun güvenilirliğini sağlama amacı taşıdığı görülmüştür. Atama işlemi, idarenin hizmeti daha uyumlu yürütmek adına yaptığı hukuki bir tasarruftur. Disiplin suçu unsurlarının teknik olarak oluşmaması, atama işlemi için gereken hizmetin iyi işlemesi veya hizmet gereği koşulunun tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir.
Davacının yöneticilik performansına ilişkin oluşan bu kurumsal olumsuzluklar ve hizmetin işleyişi dikkate alındığında, idarenin davacıyı yöneticilik görevinden alarak uzman kadrosuna atamasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
Sonuç olarak Danıştay 2. Daire, Bölge İdare Mahkemesinin istinaf başvurusunun kabulü ile davanın reddi yönünde verdiği kararın usul ve yasaya uygun olduğuna kanaat getirerek kararı onamıştır.