Karar Bülteni
DANIŞTAY 12. Daire 2020/570 E. 2023/1048 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 12. Daire |
| Esas No | 2020/570 |
| Karar No | 2023/1048 |
| Karar Tarihi | 13.03.2023 |
| Dava Türü | İptal |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Mazeretsiz göreve gelmemek çekilmiş sayılma nedenidir.
- İzin talebinin reddi göreve başlamayı gerektirir.
- Kesintisiz devamsızlık memuriyetin sonlanmasına yol açar.
- Mobbing iddiaları somut delillerle ispatlanmalıdır.
Bu karar, kamu görevlilerinin mazeretsiz ve izinsiz olarak görevlerini terk etmelerinin hukuki sonuçlarını net bir şekilde ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında memurluktan çekilmiş (müstafi) sayılma müessesesinin idare tarafından nasıl işletileceği ve memurun bu süreçteki sorumlulukları detaylandırılmıştır. Özellikle, memurun yıllık izin talebinde bulunmuş olmasının, iznin yetkili amir tarafından onaylanmadığı sürece göreve gelmeme hakkı doğurmayacağı vurgulanmıştır. İzin talebinin reddedilerek ilgiliye tebliğ edilmesine rağmen göreve dönülmemesi, idarenin çekilmiş sayılma işlemini hukuka uygun hâle getiren en temel unsurdur.
Benzer davalarda emsal etkisi bakımından bu karar, idare hukuku pratiğinde sıklıkla karşılaşılan devamsızlık ve mobbing savunmalarının nasıl değerlendirileceğine ışık tutmaktadır. Mahkemeler, personelin görev mahalline gelmemesini haklı kılacak hastalık raporu veya kabul edilmiş bir mazeret izni gibi yasal dayanakları kesin bir şekilde aramaktadır. Salt mobbing veya art niyet iddialarının, fiili devamsızlık gerçeğini ve yasal prosedürü ortadan kaldırmayacağı kabul edilmektedir. Bu nedenle karar, kamu kurumlarında disiplin ve düzenin sağlanması, keyfi devamsızlıkların önlenmesi ve memuriyetten çekilmiş sayılma şartlarının katı bir şekilde uygulanması hususlarında idarelere güçlü bir dayanak sunmakta; kamu personeli açısından ise izin süreçlerinin resmiyetine harfiyen uyulması gerektiği yönünde bağlayıcı bir içtihat niteliği taşımaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, bir adliyede zabıt kâtibi olarak görev yapan personelin, idare tarafından memuriyetten çekilmiş sayılması (müstafi kabul edilmesi) işlemi etrafında şekillenmektedir. Davacı personel, amirleri tarafından kendisine sistematik bir şekilde mobbing uygulandığını, yıllık iznini kullandığı bir dönemde idarenin önce izin verip sonradan art niyetli bir şekilde bu izni iptal ettiğini iddia etmektedir. Bu gerekçelerle mazeretsiz işe gelmediği yönündeki idari tespitlerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, memuriyetinin sonlandırılmasına dair işlemin iptalini ve bu süreçte yoksun kaldığı tüm mali ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesini talep ederek davalı bakanlığa karşı dava açmıştır. Davalı idare ise personelin hiçbir yasal mazereti olmaksızın yirmi yedi gün boyunca kesintisiz olarak görevine gelmediğini, izin talebinin reddedildiğinin kendisine resmen bildirilmesine rağmen işbaşı yapmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkeme, uyuşmazlığın çözümünde kamu görevlilerinin çalışma düzenini ve memuriyetin sona erme hallerini düzenleyen temel yasal mevzuata dayanmıştır. Uyuşmazlığın merkezinde yer alan temel kural, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.94 hükmüdür. Bu madde uyarınca, devlet memurunun bağlı olduğu kuruma yazılı olarak müracaat etmek suretiyle memurluktan çekilme isteğinde bulunabileceği düzenlenmekle birlikte, asıl kritik olan idarece resen uygulanan "çekilmiş sayılma" (müstafi sayılma) halidir. Kanun, mezuniyetsiz veya kurumlarınca kabul edilen mazereti olmaksızın görevin kesintisiz on gün terk edilmesini, memurun yazılı çekilme isteğinde bulunmuş sayılması için yeterli kabul etmektedir.
Yerleşik idare hukuku içtihatlarına göre, bir kamu görevlisinin izin talebinde bulunmuş olması, o iznin yetkili amir tarafından onaylanmadan doğrudan kullanılmaya başlanabileceği anlamına gelmez. İdarenin işleyişinde kamu hizmetinin sürekliliği ve kamu yararı esastır. Bu sebeple memurun görev başında bulunmaması ancak yasal bir izin, hastane kurulu raporu veya idarece kabul edilebilir mücbir bir sebebe dayanmalıdır. Eğer memur, izin onayını beklemeden görev yerini terk ederse veya kendisine izninin reddedildiği usulünce tebliğ edilmesine rağmen görevine dönmekten imtina ederse, devamsızlık yaptığı günler bütünüyle mazeretsiz ve izinsiz kabul edilir.
Ayrıca, idare hukukunda idari işlemlerin "hukuka uygunluk karinesi"nden yararlandığı prensibi geçerlidir. Bir memurun, amirleri tarafından kendisine karşı mobbing (psikolojik taciz) uygulandığını iddia ederek görevine gelmemesi, tek başına devamsızlık fiilini hukuka uygun kılmaz. Mobbing iddialarının her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanması; aynı zamanda bu durumun memurun işe gelmesini fiziksel veya psikolojik olarak tamamen imkansız kılan resmi bir raporla desteklenmesi gerekmektedir. Mahkemeler, kanıtlanamamış soyut iddiaları yasal bir mazeret olarak değerlendirmemektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay ve alt derece mahkemeleri tarafından yapılan dosya incelemesinde, davacının iddiaları ile idarece sunulan somut belgeler titizlikle karşılaştırılmıştır. Öncelikle, davacının yıllık izin kullanmak istediği yönündeki talebinin idareye ulaştığı, ancak ilgili komisyon tarafından bu izin talebinin 18/02/2015 tarihinde resmi olarak reddedildiği tespit edilmiştir. İdarenin bu ret kararı, davacıya 05/03/2015 tarihinde bulunduğu şehirde usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiştir.
Dosyadaki belgelere göre, davacı memur, izin talebinin reddedildiğini ve derhal görevine dönmesi gerektiğini açıkça öğrenmesine rağmen görevine başlamamıştır. Yapılan incelemelerde, davacının 17/02/2015 ile 16/03/2015 tarihleri arasındaki süreçte toplamda yirmi yedi gün boyunca kesintisiz olarak görevine gelmediği tutanaklarla sabit görülmüştür. Bu uzun devamsızlık süresini haklı kılacak nitelikte dosyaya sunulmuş herhangi bir sağlık raporu, hastalık izni veya yasal olarak kabul edilebilir bir mazeret belgesi bulunmamaktadır.
Davacının, kurum içinde kendisine sistematik bir şekilde mobbing uygulandığı ve izin talebinin art niyetli olarak komisyon tarafından reddedildiği yönündeki iddiaları da mahkeme tarafından değerlendirilmiştir. Ancak idari yargı pratiği gereği, bu tür psikolojik taciz ve husumet iddialarının somut, net ve hukuken geçerli delillerle ispatlanması gerekmektedir. Somut olayda, davacının soyut iddiaları dışında mobbingi kanıtlayacak nitelikte bir bulguya rastlanmadığı gibi, idare tarafından tesis edilen izin reddi ve sonrasındaki çekilmiş sayılma işlemlerinde herhangi bir yetki saptırması veya usul sakatlığı tespit edilmemiştir. İdarenin, takdir yetkisini kamu hizmetinin aksamaması ve kurum içi disiplinin sağlanması çerçevesinde hukuka uygun olarak kullandığı görülmüştür.
Yargılama sürecinde Bölge İdare Mahkemesi de ilk derece mahkemesinin kararını usul ve yasaya uygun bularak istinaf başvurusunu reddetmiş, Danıştay incelemesinde de bu kararda herhangi bir hukuka aykırılık ve bozma nedeni görülmemiştir. Sonuç olarak Danıştay 12. Daire, yirmi yedi gün boyunca mazeretsiz ve izinsiz olarak göreve gelmeyen davacı hakkında tesis edilen memuriyetten çekilmiş sayılma işleminin hukuka uygun olduğuna karar vererek kararı onamıştır.