Anasayfa Karar Bülteni AİHM | ILIEVSKA VE ZDRAVEVA | BN. 19689/21 ve...

Karar Bülteni

AİHM ILIEVSKA VE ZDRAVEVA BN. 19689/21 ve 42794/22

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm AİHM 2. Bölüm
Başvuru No 19689/21 ve 42794/22
Karar Tarihi 13.11.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • Mahkemeye erişim hakkı pratik ve etkili olmalıdır.
  • Hukuk yollarındaki kısıtlamalar hakkın özünü zedelememelidir.
  • Bozma sonrası kararlar yargısal denetime tabi tutulabilmelidir.
  • Hâkimlerin disiplin süreçlerinde adil yargılanma güvenceleri şarttır.
  • Hukukun üstünlüğü kararların fiilen uygulanmasını gerektirir.

Bu karar, hâkimlerin meslekten ihraç edilmeleri gibi ağır disiplin yaptırımlarına karşı yürütülen süreçlerde mahkemeye erişim hakkının önemini bir kez daha çok net bir biçimde vurgulaması açısından kritik bir hukuki anlama sahiptir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bir itiraz mercii tarafından bozularak geri gönderilen dosyada, disiplin kurulunun verdiği ikinci karara karşı her türlü itiraz yolunun peşinen kapatılmasını, adil yargılanma ve mahkemeye erişim hakkının özünden ihlali olarak değerlendirmiştir. Yargısal bir merciin verdiği bozma kararına uyulup uyulmadığının bağımsız bir şekilde denetlenememesi, daha önce kullanılmış olan etkili başvuru yolunu da tamamen anlamsız hale getirmektedir.

Benzer nitelikteki davalardaki emsal etkisi oldukça güçlüdür; zira bu karar, disiplin kurullarının veya kurullara eşdeğer idari yapıların bozma kararları sonrasında yapacakları işlemlerin tamamen denetimsiz bırakılamayacağı kuralını Avrupa çapında yerleştirmektedir. Yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğüne duyulan kamusal güvenin her koşulda korunması adına, disiplin süreçlerinde idari kurulların verdiği nihai kararların kesinlikle etkili bir yargı denetimine tabi olması gerektiği ilkesi sağlamlaştırılmıştır. Uygulamada bu karar, taraf devletlerin hâkim ve savcılarla ilgili disiplin mevzuatlarında yer alan ve yargı yolunu peşinen kapatan kesinlik hükümlerinin Sözleşme standartları ışığında gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Kuzey Makedonya'da görev yapan iki kadın hâkim, Silvana Ilievska ve Suzana Zdraveva, haklarında yürütülen mesleki suiistimal iddiaları ve soruşturmaları nedeniyle Devlet Yargı Konseyi tarafından meslekten ihraç edilmiştir. Birinci başvuran Ilievska, bir bakım sözleşmesini onaylarken Yargı Konseyi Başkanına atıfta bulunduğu iddiasıyla, ikinci başvuran Zdraveva ise oğlunun çalıştığı hukuk bürosunun taraf olduğu dosyalardan çekilmediği gerekçesiyle görevden alınmıştır. Her iki başvuran da haklarında verilen bu ihraç kararlarına itiraz etmiş ve Yargıtay bünyesinde kurulan Temyiz Kurulları bu kararları hukuka aykırı bularak dosyaları yeniden değerlendirilmek üzere Yargı Konseyi'ne geri göndermiştir. Ancak Yargı Konseyi, geri gönderilen dosyalarda tekrar ihraç kararı vermiş ve yerel kanunlar uyarınca bozma sonrası verilen bu ikinci kararlara karşı yargı ve itiraz yolu tamamen kapatılmıştır. Başvuranlar, bu ikinci kararlara karşı hiçbir şekilde yargı yoluna başvuramamalarının, mahkemeye erişim ve adil yargılanma haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurarak haklarını aramıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6/1 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma ve mahkemeye erişim hakkı ilkelerine dayanmıştır. Mahkemeye erişim hakkı, teorik veya hayali değil, her zaman pratik ve etkili olmalıdır.

Sözleşmeci devletler, mahkemeye erişim hakkını düzenlerken belirli sınırlamalar getirme konusunda belli bir takdir yetkisine sahiptir. Ancak bu sınırlamalar, bireylerin mahkemeye erişim hakkını, hakkın özünü zedeleyecek ölçüde kısıtlamamalıdır. Getirilen bir sınırlamanın Sözleşme m. 6/1 ile uyumlu kabul edilebilmesi için meşru bir amaç gütmesi ve kullanılan araçlar ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi bulunması şarttır. Aksi halde adil yargılanma hakkı ihlal edilmiş sayılır.

Hâkimlere yönelik disiplin soruşturmaları ve meslekten çıkarma davalarında, Sözleşme asgari olarak şu iki mekanizmadan birinin varlığını zorunlu kılar: Ya mesleki disiplin kurulunun kendisi Sözleşme m. 6/1 gerekliliklerini tam olarak karşılayan bir mahkeme niteliği taşımalıdır ya da bu kurulun verdiği kararlar, 6. madde güvencelerini tam anlamıyla sunan ve tam yargı yetkisine sahip bağımsız yargısal bir merciin sonradan yapacağı denetime kesinlikle tabi olmalıdır. Bir temyiz veya itiraz mahkemesi mevcut olduğunda, bu mercilere erişim hakkının kesintisiz ve etkili bir şekilde sağlanması, hukukun üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının korunması adına kritik öneme sahiptir. Yargı kararlarına uyulup uyulmadığının denetimi, adil yargılanmanın ayrılmaz bir parçasıdır. Mahkemelerin kararlarının uygulanması ve bu uygulamanın idari kurullar tarafından savsaklanmaması, ancak etkin bir yargısal mekanizmanın varlığıyla güvence altına alınabilir. Aksi bir durum, mahkemeye erişim hakkının anlamsızlaşmasına ve bireylerin hukuki korumadan mahrum kalmasına yol açar.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, somut olayda başvuranları görevden alan Devlet Yargı Konseyi'nin Sözleşme anlamında bir mahkeme niteliği taşıdığını ve başvuranların ilk aşamada Temyiz Kuruluna itiraz edebildiklerini tespit etmiştir. Ancak asıl temel sorun, Temyiz Kurulunun ihraç kararlarını bozup dosyayı geri göndermesinin ardından, Yargı Konseyi'nin verdiği ikinci ihraç kararlarına karşı Devlet Yargı Konseyi Kanunu'nun 72. maddesinin 6. fıkrası uyarınca her türlü itiraz ve kanun yolunun kapatılmış olmasıdır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Temyiz Kurullarının ilk ihraç kararlarını bozarken Yargı Konseyi'nin bulgularındaki eksiklikleri net bir şekilde tespit ettiğini ve konseye bağlayıcı nitelikte hukuki talimatlar verdiğini gözlemlemiştir. Kanun gereği Yargı Konseyi'nin bozma sonrası verilen bu hukuki talimatlara sıkı sıkıya uyması zorunludur. Ancak, bozma sonrasında verilen ikinci kararların yargısal denetiminin yasaklanmış olması, Yargı Konseyi'nin Temyiz Kurulunun bağlayıcı talimatlarına fiilen uyup uymadığının bağımsız bir mahkemece denetlenmesini imkânsız hale getirmiştir.

Mahkeme, bu mutlak denetimsizlik durumunun, Temyiz Kurulu önünde yapılan ve başvuranların lehine sonuçlanan ilk itiraz sürecini pratikte tamamen anlamsız ve işlevsiz kıldığını vurgulamıştır. Temyiz Kurulunun bağlayıcı talimatlarına uyulup uyulmadığını doğrulayabilecek herhangi bir bağımsız yargısal mekanizmanın bulunmaması, itiraz sürecinin etkinliğini temelinden zedelemiş ve adil yargılanma hakkının içerdiği pratik yargısal koruma güvencelerini zayıflatmıştır. Hukukun üstünlüğünün korunması ve yargıya olan kamusal güvenin sağlanması konusundaki güçlü kamu yararı, Yargı Konseyi'nin üst mahkemenin talimatlarına uyup uymadığının mutlaka denetlenmesini zorunlu kılmaktadır. Mahkemeye erişim hakkına getirilen bu katı ve mutlak kısıtlama, başvuranların adil yargılanma hakkının özünü geri dönülemez biçimde zedelemiştir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvuranların mahkemeye erişim haklarının özünden zedelendiği gerekçesiyle ihlal yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: