Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 2. Daire | 2024/2938 E. | 2025/1595 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 2. Daire 2024/2938 E. 2025/1595 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 2. Daire
Esas No 2024/2938
Karar No 2025/1595
Karar Tarihi 28.03.2025
Dava Türü Tam Yargı
Karar Sonucu Kısmen Onama / Kısmen Bozma
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Maddi zarar somut delillerle ispat edilmelidir.
  • Personele asılsız vasi davası açtırılması mobbingtir.
  • Hastalığın iş vermemeye bahane edilmesi hukuka aykırıdır.
  • Manevi tazminat caydırıcı ve tatmin edici olmalıdır.

Bu karar, kamu kurumlarında çalışan personele yönelik amirleri tarafından gerçekleştirilen sistematik psikolojik taciz (mobbing) eylemlerinin sınırlarını ve idarenin hizmet kusuru sorumluluğunu net bir şekilde ortaya koyması bakımından büyük önem taşımaktadır. Danıştay, özellikle bir kamu görevlisinin sağlık sorunlarının iş verilmeme bahanesi yapılması ve ön araştırma dahi yapılmadan personel hakkında vesayet davası açılması yönünde ihbarda bulunulmasını doğrudan kişilik haklarına saldırı ve mobbing olarak nitelendirmiştir. Bu durum, amirlerin takdir ve yönetim yetkilerini kullanırken personelin onurunu zedeleyici keyfi uygulamalardan kaçınmaları gerektiğini göstermektedir.

Emsal etkisi açısından değerlendirildiğinde karar, manevi tazminat miktarlarının belirlenmesinde zenginleşme yasağı ilkesinin arkasına sığınılarak çok düşük tutarların takdir edilmesinin önüne geçmektedir. Danıştay, hükmedilecek tazminatın olayın ağırlığına uygun, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir düzeyde olması gerektiğinin altını çizmiştir. Aynı zamanda karar, parasal temyiz sınırlarına ilişkin Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman bakımından uygulanması konusunda usuli bir rehber niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, Gebze İlçe Tarım Müdürlüğünde ziraat mühendisi olarak görev yapan davacının, kurum amirleri tarafından kendisine sistematik olarak psikolojik baskı (mobbing) ve eziyet uygulandığını iddia ederek, idareye karşı maddi ve manevi tazminat talebiyle açtığı davadan kaynaklanmaktadır. Davacı; asılsız tutanaklarla hakkında disiplin soruşturmaları açıldığını, akıl sağlığının yerinde olmadığı iddia edilerek hakkında vesayet altına alınması için ihbarda bulunulduğunu, adli tıp kurumuna sevk edilerek günlerce gözlem altında tutulduğunu, epilepsi hastalığının sürekli vurgulanarak kendisine iş verilmediğini, dışlandığını, odasının değiştirilip işçilerle aynı odaya konulduğunu, telefonunun kesildiğini ve kurum içi organizasyonlara davet edilmediğini belirterek toplam 1.000 TL maddi ve 1.000.000 TL manevi tazminat talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Danıştay, uyuşmazlığı incelerken öncelikle usul hukuku yönünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu m.45 ve m.46 hükümlerini ele almıştır. Anayasa Mahkemesi tarafından temyiz parasal sınırına ilişkin ibarenin iptal edilmesi sebebiyle, yeni yasal düzenlemenin yürürlüğe girmesinden önceki bu geçiş döneminde verilen istinaf kararlarının temyize tabi olduğu vurgulanmıştır. Böylece idari yargıda iptal kararlarının geriye yürümezliği ve yasal boşluk durumlarının yargı hakkını engellemeyeceği ilkesi uygulanmıştır.

Esas yönünden ise idarenin hizmet kusuru ve tazmin sorumluluğuna ilişkin temel kaideler incelenmiştir. İdareler, kamu hizmetlerini yürütürken yeterli organizasyonu kurmak ve hizmetin zarar doğurucu şekilde işlemesini engellemekle yükümlüdür. İş yerinde psikolojik tacizin önlenmesine dair yayımlanan Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı Genelgeleri (mülga 2011/2 ve yürürlükteki 2025/3 sayılı Genelgeler) uyarınca, çalışanların itibarlarını zedeleyen, kasıtlı ve sistematik bir biçimde dışlanma, aşağılanma ve yıldırma eylemleri mobbing kapsamında değerlendirilmiştir.

Manevi tazminatın hukuki doğası gereği, kişinin mal varlığındaki eksilmeyi değil, iç huzurundaki bozulmayı ve yaşama sevincindeki azalmayı gidermeyi hedeflediği belirtilmiştir. Hükmedilecek manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmaması genel kural olmakla birlikte, idarenin eyleminin ağırlığını yansıtacak, benzer olayların tekrarını önleyecek şekilde caydırıcı ve cezalandırıcı nitelikte olması gerektiği yerleşik bir içtihat prensibi olarak kararda vurgulanmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 2. Dairesi, ilk olarak davacının maddi tazminat taleplerini değerlendirmiş ve maddi zarar iddialarının ya muhtemel zarar niteliğinde olduğunu ya da farklı yargı kararları (çocuk yardımı, vergi indirimi vb.) ile önceden karşılandığını tespit etmiştir. Ortada ispatlanmış somut ve net bir maddi zarar bulunmadığından, maddi tazminat isteminin reddine yönelik alt derece mahkemesi kararı onanmıştır.

Manevi tazminat yönünden yapılan incelemede ise, davacıya uygulanan kurum içi işlemler ayrıntılı olarak ele alınmıştır. İdarenin, engelli çocuğu bulunan ve bunu kabullenme süreci yaşayan ziraat mühendisi davacı hakkında, hiçbir ön inceleme ve araştırma yapmaksızın doğrudan vasi atanması talebiyle mahkemeye ihbarda bulunması, personelin çalışma arkadaşları nezdindeki itibarını derinden sarsacak nitelikte bulunmuştur. Ayrıca, davacının epilepsi hastası olmasının sürekli gündeme getirilerek iş verilmemesine bahane edilmesi, odasının değiştirilip işçi statüsündeki personelle oturtulması, kapısındaki isimliğin sökülmesi, iletişim hatlarının kesilmesi ve asılsız disiplin soruşturmalarına maruz bırakılması açıkça dışlama ve psikolojik taciz (mobbing) eylemleri olarak nitelendirilmiştir.

Tüm bu hukuka aykırı uygulamalar sonucunda davacının derin bir elem ve ıstırap yaşadığı, kişilik haklarının ağır şekilde ihlal edildiği saptanmıştır. Yerel mahkeme tarafından davacı lehine hükmedilen 100.000 TL manevi tazminat miktarının ise, idarenin ağır hizmet kusuru, olayların vahameti ve davacıda yaratılan ruhsal tahribat dikkate alındığında yeterli ve tatmin edici olmadığı vurgulanmıştır. Manevi tazminatın sadece bir telafi aracı değil, aynı zamanda benzer hukuksuzlukların önüne geçecek caydırıcı ve cezalandırıcı bir etkiye sahip olması gerektiği belirtilmiştir.

Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi, manevi tazminat miktarının artırılması gerektiği yönünde kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: