Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Merdan Yanardağ Kararı 2023/91838 B.

Anayasa Mahkemesi Merdan Yanardağ Kararı 2023/91838 B.

Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, demokratik bir hukuk devletinde bireylerin keyfi olarak özgürlüklerinden mahrum bırakılmasını önleyen en temel anayasal güvencelerden biridir. Bir kişinin tutuklanabilmesi için öncelikle Anayasa'nın 19. maddesi uyarınca suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunması zorunludur. İç hukukumuzda bu durum **5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100** kapsamında açıkça düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması tutuklama tedbiri için bir ön koşuldur.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2023/91838
Karar Tarihi 27.05.2025
Taraf Merdan Yanardağ
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kuvvetli suç şüphesi olmadan tutuklama kararı verilemez.
  • gavel İfadelerin şiddeti teşvik edip etmediği değerlendirilmelidir.
  • gavel Sözlerin bağlamı ve bütünlüğü mutlaka dikkate alınmalıdır.
  • gavel Gazetecilik faaliyetleri ifade hürriyeti kapsamında incelenmelidir.

Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu karar, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile ifade özgürlüğü arasındaki hassas dengeyi yeniden tesis etmesi bakımından büyük bir hukuki anlama sahiptir. Karar, bir televizyon programında dile getirilen görüşlerin, terör örgütü propagandası suçlamasına dayanak yapılabilmesi için söz konusu ifadelerin açıkça cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemleri övmesi veya teşvik etmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Soruşturma makamlarının yalnızca ifadeleri cımbızlayarak, bağlamından kopararak değerlendirme yapması ve kuvvetli suç şüphesini somut delillerle gerekçelendirmeden tutuklama tedbirine başvurması hukuka aykırı bulunmuştur. Temel hakların kısıtlanmasında kanunilik ve orantılılık ilkelerinin titizlikle gözetilmesi gerektiği bir kez daha teyit edilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, özellikle gazetecilerin ve kamuoyunca tanınan kişilerin siyasi veya toplumsal meselelerdeki yorumları nedeniyle keyfi şekilde tutuklanmalarının önüne geçecek önemli bir içtihat niteliğindedir. Uygulamadaki önemi, sulh ceza hâkimliklerinin tutuklama kararı verirken şüphelinin sözlerini bütüncül bir yaklaşımla ele almasını zorunlu kılmasıdır. Soruşturma mercileri, tutuklama talep ederken ifadelerin şiddeti nasıl meşrulaştırdığını açık ve somut bir şekilde göstermekle yükümlü tutulmuş, aksi takdirde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edileceği kesin bir dille vurgulanmıştır. Hukuk uygulayıcıları için bu karar, kişi özgürlüğüne yönelik müdahalelerin çok daha sıkı bir denetime tabi tutulması gerektiğinin somut bir göstergesidir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Gazeteci olan başvurucu Merdan Yanardağ, katıldığı bir ulusal televizyon programında terör örgütü PKK ve kurucusu hakkında bazı değerlendirmelerde bulunmuştur. Bu açıklamaları üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından resen soruşturma başlatılarak başvurucu gözaltına alınmıştır. Ardından başvurucu, terör örgütü propagandası yapma suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderilmiştir.

Başvurucu, televizyon programında söylediği sözlerin bağlamından koparıldığını, daha önce açıklama yapan başka bir siyasetçiye kinayeli bir eleştiri getirdiğini ve terör örgütü propagandası yapmak gibi bir amacının kesinlikle bulunmadığını belirterek tutuklama kararına itiraz etmiştir. İtirazlarının reddedilmesi ve tutukluluk hâlinin devamına karar verilmesi üzerine başvurucu, kuvvetli suç şüphesi olmadan haksız yere tutuklandığını ve gazetecilik faaliyetleri nedeniyle ifade özgürlüğünün engellendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, demokratik bir hukuk devletinde bireylerin keyfi olarak özgürlüklerinden mahrum bırakılmasını önleyen en temel anayasal güvencelerden biridir. Bir kişinin tutuklanabilmesi için öncelikle Anayasa'nın 19. maddesi uyarınca suçluluğu hakkında kuvvetli belirtinin bulunması zorunludur. İç hukukumuzda bu durum 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100 kapsamında açıkça düzenlenmiştir. Anılan maddeye göre, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması tutuklama tedbiri için bir ön koşuldur.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, tutuklamanın ön koşulu olan kuvvetli suç şüphesinin var olup olmadığı incelenirken soruşturma makamlarının sunduğu deliller titizlikle değerlendirilmelidir. Özellikle ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü ile doğrudan temas eden durumlarda, kişilerin sarf ettiği sözlerin bir terör örgütünün propagandasına dönüşüp dönüşmediğinin tespiti hayati önem taşır. Yargı mercileri, kişilerin söz ve açıklamalarını değerlendirirken, bu ifadelerin terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterip göstermediğine, bu yöntemlere başvurmayı teşvik edip etmediğine bakmakla yükümlüdür.

Sözlerin bağlamından koparılarak, kullanıldığı ortam, tartışmanın genel seyri ve kişinin savunması göz ardı edilerek salt birkaç kelime üzerinden kuvvetli suç şüphesinin varlığı kabul edilemez. Tutuklama tedbirinin meşru bir amaca hizmet etmesi ve ölçülülük ilkesine uygun olması ancak ön koşul olan somut delillere dayalı kuvvetli şüphenin objektif bir şekilde ortaya konulmasıyla mümkündür.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun televizyon programındaki açıklamaları nedeniyle terör örgütü propagandası yapma suçundan tutuklanmasını kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı çerçevesinde detaylı bir şekilde incelemiştir. Mahkeme, öncelikle tutuklamanın kanuni dayanağı olan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 100 kapsamında belirtilen ön koşulun, yani "suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti" şartının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini mercek altına almıştır.

İncelemede, başvurucunun suça konu edilen ve tutuklama tedbirine dayanak yapılan ifadelerinin, terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini övdüğüne, meşrulaştırdığına veya bu yöntemlere başvurmayı teşvik ettiğine dair soruşturma makamlarınca yeterli ve ikna edici bir delil ortaya konulamadığı tespit edilmiştir. Başvurucu savunmasında, tespit edilen sözlerin kendisine ait olduğunu kabul etmekle birlikte, bu ifadelerin eleştirel nitelikte olduğunu, bağlamından koparıldığını ve hiçbir şekilde terör örgütü propagandası yapma kastı taşımadığını açıkça beyan etmiştir.

Soruşturma makamlarının sadece programdaki bazı sözleri cımbızlayarak ele aldığı, ifadelerin kullanıldığı bağlamı ve başvuranın savunmasındaki haklı argümanları göz ardı ettiği anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, ifadelerin genel bağlamı ve başvurucunun savunması birlikte değerlendirildiğinde, tutuklama için mutlak surette gerekli olan "suç işlendiğine dair kuvvetli belirti" unsurunun somut olayda mevcut olmadığı kanaatine varmıştır. Kuvvetli suç şüphesi bulunmaksızın uygulanan tutuklama tedbirinin, hukuki olma şartını taşımadığı vurgulanmıştır. Ön koşul gerçekleşmediğinden, tutuklamanın ölçülülüğü veya meşru amacı gibi diğer kriterlerin ayrıca incelenmesine dahi gerek görülmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

TV'de veya basında söylediğim sözler yüzünden doğrudan tutuklanabilir miyim? expand_more
Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, bir kişinin tutuklanabilmesi için öncelikle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu madde 100 uyarınca suç işlendiğine dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphenin bulunması zorunludur. Özellikle ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünü ilgilendiren durumlarda, tutuklama tedbiri verilebilmesi için sarf edilen sözlerin tek başına değerlendirilmesi yeterli değildir. Mahkemeler tutuklama kararı verirken; ifadelerin kullanıldığı ortamı, tartışmanın genel bağlamını ve savunduğunuz tezleri dikkate alarak kuvvetli suç şüphesinin objektif bir şekilde ortaya konulup konulmadığını titizlikle incelemek zorundadır. Aksi takdirde, kuvvetli suç şüphesi hukuka uygun delillerle gerekçelendirilmeden uygulanan tutuklama tedbiri, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir.
Sadece bir cümlem cımbızlanarak terör propagandası suçlaması yapılabilir mi? expand_more
Hayır, yargı mercileri tarafından sözlerinizin bağlamından koparılarak salt birkaç kelime veya cımbızlanmış ifadeler üzerinden kuvvetli suç şüphesinin varlığı kabul edilemez. Anayasa Mahkemesinin emsal kararına göre, bir ifadenin "terör örgütü propagandası" sayılabilmesi için, söz konusu beyanların açıkça terör örgütünün cebir, şiddet ve tehdit içeren yöntemlerini övmesi, meşrulaştırması veya bu şiddet yöntemlerine başvurmayı teşvik etmesi gerekmektedir. Soruşturma makamları, kişinin niyetini ve sözlerinin bütünlüğünü göz ardı ederek tutuklama talep edemez; ifadelerin şiddeti nasıl meşrulaştırdığını açık ve somut bir şekilde göstermekle yükümlüdür.
Yaptığım siyasi bir eleştiri yüzünden haksız yere tutuklanırsam ne olur? expand_more
Sözleriniz siyasi veya toplumsal meselelere dair eleştirel bir nitelik taşıyorsa ve hiçbir şekilde terör örgütünün şiddet yöntemlerini övme veya teşvik etme amacı barındırmıyorsa, bu açıklamalar ifade hürriyeti kapsamında koruma altındadır. Anayasa Mahkemesi kararlarında açıkça belirtildiği üzere, kinayeli eleştirilerin veya bağlamından koparılan beyanların terör örgütü propagandası kastıyla yapıldığının varsayılması ve buna dayanılarak tutuklama kararı verilmesi hukuka aykırıdır. Mahkemelerin bu tür soruşturmalarda tutuklama tedbirine başvururken, kuvvetli suç şüphesi bulunup bulunmadığını kanunilik ve orantılılık ilkeleri çerçevesinde katı bir denetime tabi tutması şarttır. Bu güvencelerin göz ardı edilerek haksız tutuklama yapılması durumunda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunularak, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınızın ihlal edildiği yönünde karar alınabilmesi mümkündür.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir