Anasayfa/ Karar Bülteni/ YARGITAY | 9. HD | 2016/24338 E. | 2020/9613 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/24338 E. 2020/9613 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/24338
Karar No 2020/9613
Karar Tarihi 28.09.2020
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Kısmi ifayı kabul zorunluluğu bulunmamaktadır.
  • Kıdem tazminatı faizi fesih tarihinden başlar.
  • Çelişkili yıllık izin belgelerinde işçi isticvap edilmelidir.
  • Hakimin davayı aydınlatma ödevi gözetilmelidir.

Bu karar, işçilik alacakları davalarında işverenin yargılama sırasında yaptığı kısmi ödemelerin hukuki sonuçlarını netleştirmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. İşçinin, alacağının tamamı ödenmediği sürece yasal olarak kısmi ifayı kabul etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Dolayısıyla, işverenin yargılama aşamasında yaptığı kısmi bir ödemeyi kabul etmeyen işçinin temerrüde düştüğünden söz edilemez ve bu durumda kıdem tazminatının tamamı için faiz başlangıç tarihi kesin olarak fesih tarihi olarak esas alınmalıdır. Ayrıca karar, dosyada yer alan ve çelişki barındıran yıllık izin belgelerinin doğrudan reddedilmesi yerine, hakimin davayı aydınlatma ödevi kapsamında bizzat işçiye sorulması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Kararın emsal etkisi, özellikle yargılama devam ederken yapılan taktiksel ödemelerin faiz hesabına etkisinde ve çelişkili delillerin değerlendirilmesi usulünde kendini göstermektedir. Yerel mahkemelerin, işverenin sonradan yaptığı eksik ödemeleri gerekçe göstererek faiz başlangıcını işçi aleyhine değiştirmesi uygulaması Yargıtay tarafından kesin bir dille reddedilmiştir. Öte yandan, yıllık izin kullanımına dair çelişkili belgelerde doğrudan işçinin isticvap edilmesi zorunluluğu getirilerek, usul hukukundaki hakimin davayı aydınlatma görevinin altı kalın çizgilerle çizilmiş ve uygulamadaki eksik inceleme hatalarının önüne geçilmesi amaçlanmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Yaklaşık on yedi yıl boyunca aynı işyerinde şoför olarak görev yapan bir çalışanın, yöneticileri tarafından kendisine yönelik gerçekleştirilen psikolojik taciz (mobbing), hakaret ve çalışma koşullarının dayanılmaz hale getirilmesi sebepleriyle işten ayrılması temel tartışma noktasıdır. İşçi, emeğinin karşılığı olan ödemelerin ve tazminatların tahsilini mahkemeden talep etmiştir. İşveren tarafı ise bu iddiaları kesin bir dille reddetmiş; işçinin aslında emeklilik amacıyla işten ayrıldığını, bu sebeple ihbar tazminatı gibi kalemlere hak kazanamayacağını belirtmiştir. Üstelik işveren, fesih sonrasında işçinin banka hesabına belirli bir miktar kıdem tazminatı ödemesi yaptıklarını belirterek, işçinin kalan alacaklar için davaya devam etmesini haksız ve kötü niyetli bir adım olarak nitelendirmiş ve davanın reddedilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel teşkil eden hukuki kuralların başında, genel borçlar hukuku prensipleri kapsamında düzenlenen "kısmi ifa" kuralı gelmektedir. Kural olarak alacaklı, alacağının tamamı ödenmediği müddetçe borçlunun yapacağı kısmi ödemeyi kabul etmek zorunda değildir. İş hukuku pratiğinde, işverenin yargılama sırasında veya sonrasında işçinin hesabına yatırdığı eksik tutarlar kısmi ifa niteliğindedir ve işçi bunu reddettiğinde hukuken temerrüde düşmüş sayılmaz.

Bunun yanı sıra, mülga 1475 sayılı İş Kanunu m.14 (ve 4857 sayılı İş Kanunu atıfları) uyarınca, kıdem tazminatına yürütülecek en yüksek mevduat faizinin başlangıç tarihi, kural olarak iş sözleşmesinin feshedildiği tarihtir. İşçinin yargılama aşamasında yapılan kısmi ödemeyi kabul etmemesi, bu faiz başlangıç tarihinin işçi aleyhine değiştirilmesine yol açamaz.

Yargılamaya usul hukuku yönünden etki eden en önemli yasal kural ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.31 uyarınca "hakimin davayı aydınlatma ödevi"dir. Hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir ve delil gösterilmesini isteyebilir. İşçilik alacakları davalarında, dosyaya sunulan ancak imza eksikliği veya aidiyet sorunu barındıran yıllık izin belgelerinin doğrudan geçersiz sayılması yerine, bu kural gereğince işçinin isticvap edilerek belgelere karşı beyanının bizzat alınması yasal bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yerel mahkemece yapılan incelemede, işveren tarafından yargılama aşamasında işçinin banka hesabına kıdem tazminatına yönelik kısmi bir ödeme yapıldığı tespit edilmiştir. Mahkeme, işçinin bu kısmi ödemeyi kabul etmemesini haksız bularak işçinin temerrüde düştüğünü kabul etmiş ve sadece ödeme yapılan miktar bakımından fesih tarihi ile ödeme tarihi arasındaki dönem için faize hükmetmiştir. Yüksek Mahkeme ise bu yaklaşımı tümüyle hatalı bulmuştur. Yargıtay incelemesinde, işçinin yasal olarak kısmi ifayı kabul etme gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığı güçlü bir biçimde vurgulanmıştır. Bu sebeple, kısmi ödeme yapılsa dahi kıdem tazminatının tümü için faizin fesih tarihinden itibaren işlemeye devam etmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.

İkinci önemli tespit ise yıllık izin alacaklarına ilişkindir. Yerel mahkeme, on altı yılı aşkın süredir çalışan davacının 2009 yılından sonra hiç yıllık izin kullanmadığını kabul ederek doksan sekiz gün üzerinden yıllık izin ücreti hesaplamıştır. Dosya içerisinde davacının imzasını taşıyan birtakım yıllık izin belgeleri bulunmasına karşın, mahkeme söz konusu izinlerin kullanıldığına dair aynı belgelerin altında onay veya imza bulunmadığını öne sürerek bu belgelere itibar etmemiştir. Ancak Yargıtay, bu tür şüpheli durumlarda mahkemenin belgeleri tamamen göz ardı edemeyeceğini ifade etmiştir. Usul kanunu gereğince, yıllık izin belgelerindeki çelişkilerin giderilmesi için bizzat davacı işçinin duruşmaya çağrılarak isticvap edilmesi, yani belgelerdeki imzaların ve izin kullanımlarının doğrudan kendisine sorulması gerekmektedir. Eksik inceleme ile doğrudan karar verilmesi usule açıkça aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve hatalı faiz değerlendirmesi nedenleriyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: