Karar Bülteni
YARGITAY 22. HD 2016/24312 E. 2019/21969 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 22. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/24312 |
| Karar No | 2019/21969 |
| Karar Tarihi | 02.12.2019 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Geniş anlamda ücret ödenmezse haklı fesih doğar.
- Ödenmeyen işçilik alacakları kıdem tazminatına hak kazandırır.
- Kabul edilen alacak kalemleri feshin haklılığını ispatlar.
- Mahkemelerin kendi gerekçelerinde tutarlı olmaları yasal zorunluluktur.
Bu karar hukuken, işçinin temel maaşı dışında kalan ve geniş anlamda ücret olarak kabul edilen yan haklarının (fazla mesai, bayram ve tatil ücretleri vb.) ödenmemesinin iş sözleşmesi üzerindeki sonuçlarını kesin bir biçimde ortaya koymaktadır. Yargıtay, işçilik alacaklarının eksik ödenmesi veya hiç ödenmemesi durumunda işçinin tek taraflı fesih hakkının doğacağını ve bu durumun İş Kanunu kapsamında her zaman haklı fesih sebebi sayılacağını netleştirmektedir. İşçinin sözleşmeyi bu gerekçelerle sonlandırması, işyerindeki kıdemine bağlı olarak doğrudan kıdem tazminatı talep etme hakkı yaratmaktadır.
Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, yerel mahkemelerin kendi kararları içinde hukuki çelişkiye düşmemeleri gerektiğine işaret etmektedir. Eğer bir davada yerel mahkeme işçinin talep ettiği hafta tatili veya bayram ücreti gibi ek alacakların ödenmediğini tespit edip bu kalemleri hüküm altına alıyorsa, mantıken ve hukuken fesih eyleminin de haklı bir nedene dayandığını kabul etmek zorundadır. Meslektaşlar ve yerel mahkemeler açısından bu içtihat, işçilik alacaklarının varlığının tespit edildiği her senaryoda, feshe bağlı kıdem tazminatı taleplerinin reddedilemeyeceği yönünde son derece güçlü bir dayanak oluşturmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, davalı şirkete ait işyerinde 26 Haziran 2012 tarihinde çalışmaya başlamış, ancak ilerleyen süreçte fazla çalışma ücretlerinin ödenmemesi, hafta tatillerinin kullandırılmaması, ulusal ve dini bayramlarda çalıştırılmasına rağmen karşılık gelen ücretlerinin kendisine verilmemesi ve mobbing uygulanması gerekçeleriyle 22 Mayıs 2015 tarihli noter ihtarnamesi çekerek iş sözleşmesini tek taraflı olarak feshetmiştir. İşçi, feshin haklı nedene dayanması sebebiyle kıdem tazminatı ile ödenmeyen diğer tüm işçilik alacaklarının ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Davalı işveren ise işçinin ihtarname ile öne sürdüğü sebeplerin gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir. Yerel mahkemenin, işçinin bazı alacaklarını kabul etmesine karşılık feshin haksız olduğuna kanaat getirip kıdem tazminatını reddetmesi üzerine uyuşmazlık Yargıtay incelemesine taşınmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
İş sözleşmesinin işçi tarafından haklı nedenle derhal feshedilebilmesi hususu 4857 sayılı İş Kanunu m.24 çerçevesinde düzenlenmektedir. İlgili kanunun haklı nedenle derhal fesih hallerini düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu m.24/II-e bendine göre; işveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya süresinde ödenmezse, işçi iş sözleşmesini süresinin bitiminden önce veya bildirim süresini (ihbar öneli) beklemeksizin haklı nedenle feshedebilir.
Yerleşik Yargıtay içtihatları ve hukuk doktrini uyarınca, ilgili maddede ifade edilen "ücret" kavramı dar anlamda sadece çıplak aylık maaşı değil, geniş anlamda ücreti ifade etmektedir. Dolayısıyla işçinin ikramiye, prim, yakacak yardımı, giyecek yardımı, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti gibi yan haklarının ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumu da işçiye derhal ve haklı fesih imkânı tanımaktadır.
Kıdem tazminatı ise, işverene ait bir veya birkaç işyerinde belli bir süre çalışmış olan işçinin işini kaybetmesi halinde, işinde yıpranması ve işyerine sağladığı katkı göz önüne alınarak kanuni esaslar dâhilinde verilen toplu bir paradır. Kıdem tazminatına hak kazanabilmek için, sözleşmenin kanunda öngörülen haklı sebeplerden biriyle işçi tarafından sona erdirilmiş olması gerekmektedir. Ücretin ödenmediğinden söz edilebilmesi için yasa ya da sözleşme ile belirlenen ödeme döneminin gelmiş olması ve işçinin bu ücrete hak kazanması temel kuraldır. Haklı fesih şartlarının oluştuğu her durumda, bir yıllık kıdem süresi de dolmuşsa, kıdem tazminatının ödenmesi kanuni bir zorunluluktur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, dosya kapsamında yaptığı değerlendirmede, yerel mahkemenin kararındaki hukuki tutarsızlığı ve çelişkiyi net bir biçimde tespit etmiştir. Somut olayda, davacı işçi 22 Mayıs 2015 tarihli ihtarnamesi ile kendisine mobbing uygulandığını, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmediğini ileri sürerek iş sözleşmesini haklı nedenle sonlandırmıştır. Yerel mahkeme tarafından yapılan incelemede, işçinin hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının gerçekten de bulunduğu anlaşılmış ve bu kalemler mahkemece hüküm altına alınmıştır.
Ancak yerel mahkeme, davacı işçinin bazı alacaklarının ödenmediğini açıkça tespit edip bu alacakları kabul etmesine rağmen, fesih anında dayandığı hususların gerçeği yansıtmadığı ve feshin haksız olduğu gibi kendi içinde çelişen bir gerekçeyle kıdem tazminatı talebini reddetmiştir. Yargıtay, söz konusu bu kararın kanunun lafzına ve ruhuna aykırı olduğuna dikkat çekmiştir. Karara göre, mahkemece hüküm altına alınan hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları geniş anlamda ücret kavramı içerisinde değerlendirilmesi gereken temel haklardır.
İşverenin bu alacakları ödememesi durumu, işçinin ihtarnamede belirttiği iddialarında haklı olduğunu ispatlamaktadır. Bir dava dosyasında işçinin ücret niteliğindeki haklarının ödenmediği ve bu yönde alacağının bulunduğu mahkemece kabul ediliyorsa, aynı ödememe eylemine dayanan feshin de zorunlu olarak haklı nedene dayandığının kabul edilmesi gerekir. Bu yasal gerçeklik karşısında yerel mahkemenin kıdem tazminatı talebini reddetmesi açık bir hukuki hatadır. Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, davacının iş sözleşmesini feshinin haklı nedene dayandığının ve bu sebeple kıdem tazminatı alacağına hak kazandığının kabulü gerektiği yönünde kararı bozmuştur.