Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2016/31180 E. 2017/3825 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/31180 |
| Karar No | 2017/3825 |
| Karar Tarihi | 13.03.2017 |
| Dava Türü | İşe İade |
| Karar Sonucu | Bozma ve Ret |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Kanuni şartları taşımayan grev yasa dışıdır.
- Toplu eylem hakkı ölçülü kullanılmalıdır.
- İşyeri işgali haklı fesih nedenidir.
- İşverene özel zarar verme kastı korunmaz.
Bu karar, yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi varken işçilerin sendikaya tepki olarak başlattıkları iş bırakma ve işyeri işgali eylemlerinin hukuki niteliğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karara göre, işçilerin ekonomik veya sosyal durumlarını geliştirmek amacıyla dahi olsa, kanuni şartları oluşmadan gerçekleştirdikleri üretimi durdurma ve işyerini terk etmeme şeklindeki eylemleri yasa dışı grev niteliğindedir. İşçilerin anayasal ve uluslararası sözleşmelerden doğan barışçıl eylem hakları bulunmakla birlikte, bu hakkın kullanımı mutlak surette ölçülülük ilkesine ve işverene zarar verme kastı taşımama şartına bağlıdır. Fabrika binasından çıkmama ve kolluk güçlerinin müdahalesiyle sona eren bir eylem, barışçıl ve ölçülü sayılamaz.
Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi açısından bu karar, sendikal çekişmelerin veya işçilerin kendi aralarındaki örgütlenme uyuşmazlıklarının işverenin üretim ve yönetim hakkını ihlal edecek boyuta ulaşamayacağını teyit etmektedir. Yetkili sendika ile imzalanmış geçerli bir toplu iş sözleşmesi varken, işverenin hukuken yerine getirmesi imkânsız olan taleplerle üretimin durdurulması, işverene haklı nedenle derhal fesih imkânı verir. Benzer uyuşmazlıklarda mahkemeler, eylemin salt bir demokratik hak kullanımı mı yoksa işyerinin güvenliğini ve üretim sürecini orantısız şekilde felce uğratan yasa dışı bir işgal mi olduğunu bu karardaki nesnel kriterlere göre değerlendirecektir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, çalıştığı fabrikada yetkili sendikadan istifa ettiği için kendisine işveren ve sendika temsilcileri tarafından psikolojik baskı uygulandığını, bu baskılara dayanamayan işçilerin eylem yapması üzerine işten haksız yere çıkarıldığını belirterek işverene karşı işe iade davası açmıştır. Davacı, feshin sendikal nedenlerle yapıldığını öne sürerek işe iadesine ve sendikal tazminata karar verilmesini talep etmiştir. Davalı işveren ise işçilerin işyerinde yasa dışı olarak üretimi durdurduklarını, fabrikayı işgal ettiklerini, tüm uyarılara rağmen işbaşı yapmadıklarını ve eylemin şirkete değil, yetkili sendikaya yönelik bir tepki olduğunu savunmuştur. Uyuşmazlık, işçilerin başlattığı toplu iş bırakma eyleminin hak arama hürriyeti kapsamında kalıp kalmadığı ve işverenin yaptığı feshin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Yüksek Mahkeme uyuşmazlığı çözerken öncelikle toplu iş hukuku prensiplerine ve kanuni grev kavramına odaklanmıştır. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 58 hükmüne göre; işçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya önemli ölçüde aksatmak amacıyla aralarında anlaşarak işi bırakmaları grev olarak tanımlanmıştır. Aynı kanun maddesinde, toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması hâlinde kanun hükümlerine uygun olarak yapılan grevin kanuni grev olduğu, kanuni şartlar gerçekleşmeden yapılan grevin ise yasa dışı grev olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Yargıtay, işçilerin bireysel veya toplu iş hukukuna dair haklarını savunmak için demokratik ve barışçıl eylem hakları bulunduğunu yerleşik içtihatlarında kabul etmektedir. Bu haklar, 87 ve 98 sayılı ILO Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve Anayasamızın 51., 54. ve 90. maddeleri ile güvence altına alınmıştır. Ancak hukuki normlar ve içtihat prensipleri gereğince, bu hakkın kullanımı sınırsız bir özgürlük alanı yaratmaz. İşçiler tarafından gerçekleştirilecek eylemin mutlaka barışçıl olması, anayasal ölçülülük ilkesine uygun davranılması ve işverene özel olarak zarar verme kastı içermemesi yargısal denetimin temel kurallarındandır.
Yasa dışı bir eyleme katılarak işverenin yönetim hakkını ve mülkiyet hakkını ihlal eden işçilerin durumu, işverene haklı fesih imkânı tanımaktadır. Mahkeme kararının usul hukuku boyutunda ise, yerel mahkemenin maddi vakıaları hatalı değerlendirmesi durumunda 4857 sayılı İş Kanunu m. 20/3 uyarınca Yargıtay'ın kararı bozarak ortadan kaldırabileceği ve uyuşmazlık hakkında doğrudan davanın reddi yönünde kesin bir karar verebileceği usul kuralı işletilmiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olayda Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığı incelerken öncelikle işyerindeki toplu iş sözleşmesi sürecine ve eylemlerin niteliğine dikkat çekmiştir. İşyerinde 01.09.2014 ile 31.08.2017 tarihleri arasında geçerli bir toplu iş sözleşmesi imzalandığı, dolayısıyla sözleşme süreciyle ilgili kanuni bir grev hakkının kullanılmadığı açıkça tespit edilmiştir. Başka işyerlerindeki yüksek zam oranlarını duyan işçilerin, kendi yetkili sendikalarına tepki olarak başlattıkları iş bırakma eylemlerinin, davalı işverene ait fabrikaya da sıçradığı anlaşılmıştır.
Yargıtay, davalı işyerinde gerçekleşen ve emniyet güçlerinin müdahalesi ile sona erdirilen, fabrika binasından çıkmama şeklindeki işyeri işgali niteliğindeki eylemin barışçıl olmaktan ve ölçülülükten tamamen uzak olduğunu belirlemiştir. Eylemin zamanlaması, yüzlerce kişiyi bulan katılımcı sayısı ve fabrikanın günlerce fiilen işgal edilmesi gibi unsurlar, hakkın kötüye kullanımı olarak değerlendirilmiştir. Dinlenen tanık beyanlarına göre de işçilerin tepkisinin doğrudan işverene değil, yürürlükteki yetkili sendikaya yönelik olduğu, işçilerin sendika temsilcilerinin odalarının kaldırılması ve tüzel kişiliği bulunmayan kendi yasa dışı sözcülerinin işverence tanınması gibi hukuken karşılanması mümkün olmayan taleplerde bulundukları saptanmıştır. İşverenin, yasal olarak imkânsız olan bu talepleri yerine getirmemesi nedeniyle kusurlu tutulamayacağı vurgulanmıştır.
Yüksek Mahkeme, işverenin işyerindeki yasa dışı eyleme katıldığını saptadığı işçileri tespit ederek iş sözleşmelerini haklı nedenle feshetmesini bütünüyle hukuka uygun bulmuştur. İşverenin sendikalı işçileri koruduğuna veya sendikadan istifa eden işçilere karşı kasıtlı bir ayrımcılık yaptığına dair dosyada hiçbir somut delil bulunmadığı kesin olarak belirtilmiştir. Yerel mahkemenin, haksız işgal eylemini yasal bir hak arama özgürlüğü kapsamında değerlendirerek davanın kabulüne karar vermesi büyük bir hukuki yanılgı olarak nitelendirilmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, işverence yapılan feshin yasa dışı grev ve işyeri işgali sebebiyle haklı nedene dayandığı tespitini yaparak ilk derece mahkemesinin kabul kararını bozmuştur.