Karar Bülteni
AYM Ayşe Çalık ve Diğerleri BN. 2022/58069
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2022/58069 |
| Karar Tarihi | 03.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Kanuni düzenlemeyle dava hakkı ortadan kaldırılamaz.
- Mülkiyet hakkı idari işlemlere karşı korunmalıdır.
- Etkili başvuru hakkı anayasal bir güvencedir.
- Devam eden davalara yasal müdahale ölçülü olmalıdır.
Bu karar, devam eden yargılamalar sırasında yasama organı tarafından yapılan kanuni düzenlemelerin, bireylerin mahkemeler önündeki hak arama hürriyetini ve alacaklarını tahsil etme imkânını ne ölçüde sınırlayabileceği noktasında hayati bir hukuki sınır çizmektedir. Anayasa Mahkemesi, şirkete yatırılan bedellerin iadesi için açılan davalarda, sonradan yürürlüğe giren yasal düzenlemelerin davacıların hak arama yollarını kapatmasını, mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkına doğrudan bir müdahale olarak nitelendirmiştir. Bu bağlamda karar, yasama işlemlerinin devam eden derdest davalara etkisinin, anayasal temel hakları özünden zedelemeyecek ölçüde sınırlandırılması gerektiğini hukuken tescil etmektedir.
Benzer nitelikteki uyuşmazlıklarda, özellikle şirketlere para yatırıp hukuki yollarla iade talebinde bulunan kişilerin açtığı davalarda, kanun koyucunun sürece müdahil olması sıklıkla tartışılan bir konudur. Anayasa Mahkemesinin bu emsal niteliğindeki ihlal kararı, vatandaşların alacaklarını tahsil edebilmek amacıyla başvurdukları hukuki yolların yasal düzenlemelerle bir anda işlevsiz kılınamayacağını vurgulaması açısından büyük bir öneme sahiptir. Uygulamada, yasama müdahaleleriyle hak arama yolları kapanan mağdurlar için bu karar, yerel mahkemelerin yeniden yargılama yaparak mülkiyet ve etkili başvuru haklarını tesis etmeleri hususunda güçlü bir içtihat niteliği taşımakta ve idarenin hukuki güvenlik ilkesine riayet etmesi gerektiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular Ayşe Çalık ve diğerleri, bir şirkete yatırdıkları paranın iadesini sağlamak amacıyla yerel mahkemede alacak davası açmışlardır. Ancak, başvurucuların şirkete karşı yürüttükleri bu hukuki süreç ve iade davası devam ederken, yasama organı tarafından uyuşmazlığın konusunu ilgilendiren yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe konulmuştur. Yürürlüğe giren bu yasal düzenleme, başvurucuların şirketteki alacaklarını tahsil etme imkânını hukuken ortadan kaldıracak nitelikte hükümler içermiştir. Başvurucular, devam eden davaları sırasında çıkarılan bu kanuni düzenleme nedeniyle alacaklarına kavuşmalarının bütünüyle engellendiğini, mahkemenin bu yasayı uygulayarak tahsil imkânını sıfırladığını iddia etmişlerdir. Meydana gelen bu durumun, mülkiyet hakkını ve mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkını ihlal ettiğini belirterek ihlalin tespiti ve yeniden yargılama talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı karara bağlarken mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkına ilişkin temel anayasal güvenceleri dikkate almıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 uyarınca herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabilir. Kişilerin meşru beklentiye dayalı alacak hakları da mülkiyet hakkı kapsamında koruma altındadır. Mülkiyet hakkı, kişilere ekonomik değer ifade eden menfaatler üzerinde serbestçe tasarruf etme yetkisi verir. Diğer taraftan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40 hükmü, anayasal hakları ihlal edilen herkesin gecikmeden yetkili makama başvurma hakkının bulunduğunu emredici bir şekilde düzenlemektedir.
Mülkiyet hakkının etkin bir şekilde korunması, yalnızca devletin haksız şekilde mülke müdahale etmemesi ile değil, aynı zamanda mülkiyet uyuşmazlıklarının çözümünde bireylere etkili, ulaşılabilir ve başarı şansı sunan adil yargısal yolların açık tutulması ile mümkündür. Devam eden bir uyuşmazlık sırasında, davacıların hak arama hürriyetini ve mülkiyet hakkına erişimini tamamen ortadan kaldıran geriye dönük kanuni düzenlemeler, hukuki güvenlik, istikrar ve belirlilik ilkeleriyle açıkça bağdaşmaz. Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, yeni bir yasal düzenlemenin, bireylerin derdest olan davalarında sahip oldukları alacağı tahsil imkânını yok etmesi, hak arama yolunu bütünüyle işlevsiz hâle getirmektedir. Etkili başvuru hakkı, kişinin hakkına kavuşabilmesi için pratikte de işleyen idari ve yargısal bir mekanizmanın varlığını zorunlu kılar. Bu işleyen mekanizmanın kanun koyucunun doğrudan müdahalesiyle ortadan kaldırılması veya sonuçsuz bırakılması, Anayasa'nın güvence altına aldığı temel hukuk devleti ilkelerine açık bir aykırılık teşkil etmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucular Ayşe Çalık ve diğerlerinin, şirkete yatırdıkları paranın iadesi talebiyle açtıkları davada karşılaştıkları hukuki durumu ve süreci detaylıca değerlendirmiştir. Başvurucular, alacaklarının tahsili amacıyla olağan yargı yollarına başvurmuş ve Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde uyuşmazlığı yargı önüne taşıyarak hak arama hürriyetlerini kullanmışlardır. Ancak, söz konusu yargılama süreci devam ederken yapılan yeni bir kanuni düzenleme ile uyuşmazlıklara ilişkin alacakların tahsili imkânı yasal olarak ortadan kaldırılmış ve süreç tıkanmıştır.
Mahkeme, başvurucuların mülkiyet haklarına konu olan meşru alacaklarını tahsil edebilmek için uygun ve yasal hukuki yolları meşru bir şekilde kullandıklarını tespit etmiştir. Fakat yargılama aşamasında yürürlüğe giren bu yeni düzenleme nedeniyle hukuki mekanizmaları işletme imkânından bütünüyle mahrum bırakıldıkları saptanmıştır. Yasama işlemi ile derdest davalara edilen bu doğrudan müdahale, başvurucuların mahkeme önüne getirdikleri ihtilafın esasının incelenmesini engellemiş ve mevcut hak arama yollarını fiilen işlevsiz kılmıştır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasını doğrudan etkili başvuru hakkı çerçevesinde ele alarak, devletin anayasal hakların korunması noktasındaki idari ve yasal pozitif yükümlülüklerini yerine getirmediğini vurgulamıştır.
Ayrıca Mahkeme, hak ihlalinin tespitinin ardından uygulanacak olan giderim yollarını da karara bağlamıştır. Anayasal hak ihlalinin ve bu ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında üstün bir hukuki yarar ve yasal zorunluluk bulunduğu açıkça ifade edilmiştir. İhlalin tespit edilmesi ve tüm olumsuz sonuçlarının ortadan kaldırılmasının ancak ihlal kararı doğrultusunda yeniden yargılama yapılmasıyla mümkün olacağı belirtilerek, dosyanın işlemi yapan ilgili yargı merciine gönderilmesine hükmedilmiştir. Yüksek Mahkemece, tespit edilen ihlalin niteliği gereği yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin de başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.