Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2016/17012 E. 2016/15572 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/17012 |
| Karar No | 2016/15572 |
| Karar Tarihi | 29.06.2016 |
| Dava Türü | İşe İade |
| Karar Sonucu | Bozma ve Ret |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Kanun dışı grev haklı fesih nedenidir.
- Demokratik eylem hakkı ölçülülük sınırını aşmamalıdır.
- İşverene zarar verme kastı eylemi hukuka aykırılaştırır.
- Yetkili sendikaya tepki işverene yansıtılamaz.
Bu karar, yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi varken işçilerin bağlı bulundukları sendikaya tepki göstermek amacıyla başlattıkları iş bırakma eylemlerinin hukuki niteliğini tayin etmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, kanuni grev koşulları oluşmadan gerçekleştirilen toplu iş bırakma eylemlerini kanun dışı grev olarak nitelendirmiş ve bu tür eylemlerin işverene haklı nedenle derhal fesih imkanı verdiğini açıkça ortaya koymuştur.
Kararda, işçilerin demokratik itiraz ve toplanma haklarının bulunduğu kabul edilmekle birlikte, bu hakkın kullanımının sınırsız olmadığı vurgulanmıştır. İş bırakma eyleminin süresi, katılımcı sayısı ve işyerindeki üretimi durdurması dikkate alınarak, eylemin ölçülülük ilkesini ihlal ettiği ve demokratik sınırları aştığı belirlenmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu içtihat, sendika içi uyuşmazlıkların veya işçilerin sendika ile olan ihtilaflarının işverenin üretim ve yönetim alanına zarar verecek boyuta taşınmasına hukuki koruma sağlanmayacağını göstermektedir. İşverenlerin kanuna aykırı eylemlerde iş akdini haklı nedenle feshetme hakkı, anayasal ve uluslararası normlara atıf yapılarak netleştirilmiştir.
Uygulamadaki önemi bağlamında, işverenlere kanun dışı bir eylem söz konusu olduğunda adil bir fesih prosedürü izlemeleri gerektiği mesajı verilmektedir. Sendikal uyuşmazlıklarda işverenin taraf olmadığı durumlarda, iş barışını bozan orantısız eylemlere katılan personelin işten çıkarılması haksız fesih sayılamayacaktır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, iş akdinin haksız ve geçersiz bir şekilde feshedildiğini öne sürerek eski işvereni olan şirkete karşı işe iade davası açmıştır. Olayın temelinde, metal sektöründe faaliyet gösteren işyerinde yetkili sendika ile işçiler arasında yaşanan anlaşmazlıklar yatmaktadır. İşçiler, sendika temsilcilerinin değiştirilmesi talebiyle toplu iş bırakma eylemi başlatmış, fabrika içindeki üretimi günlerce durdurmuşlardır. İşveren ise yapılan uyarılara ve sağduyu çağrılarına rağmen eyleme son vermeyen davacı da dahil olmak üzere bir kısım işçinin iş sözleşmesini haklı neden göstererek tazminatsız olarak sonlandırmıştır. Davacı işçi, işverenin eylemleri destekleyenlere baskı ve mobbing uyguladığını iddia ederek sendikal tazminat, feshin geçersizliği ve işe iade talebinde bulunarak yargı sürecini başlatmıştır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde, iş hukuku prensipleri ve toplu eylem haklarını düzenleyen temel yasal düzenlemeler esas alınmıştır. Kararın merkezinde yer alan en önemli hukuki dayanak, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 58 düzenlemesidir. Bu madde uyarınca, işçilerin aralarında anlaşarak işyerinde faaliyeti durdurmak veya önemli ölçüde aksatmak amacıyla topluca işi bırakmaları grev olarak tanımlanmıştır. Ancak yasa metni, kanuni şartlar gerçekleşmeden yapılan eylemleri kanun dışı grev olarak nitelendirmektedir.
Bununla birlikte mahkeme, hakların savunulması amacıyla işçilerin barışçıl ve demokratik eylem haklarının da bulunduğunu vurgulamıştır. Bu hak, 87 ve 98 sayılı ILO Sözleşmeleri, Avrupa Sosyal Şartı ve Anayasamızın ilgili maddeleri olan Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 51, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 54 ile uluslararası sözleşmelerin iç hukuka etkisini düzenleyen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 90 hükümleri çerçevesinde güvence altına alınmıştır.
Ancak yerleşik içtihat prensipleri gereğince, bu hakkın kullanımı mutlak ve sınırsız bir özgürlük sağlamaz. Bir eylemin demokratik hak kullanımı sınırları içinde kalabilmesi için işverene özel olarak zarar verme kastı içermemesi ve ölçülü olması gerekmektedir. İşçilerin eyleminin yasal dayanaktan yoksun olması ve işveren faaliyetlerini durdurması halinde işveren, 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II uyarınca ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller kapsamında haklı nedenle fesih yetkisine sahip olmaktadır. Ayrıca yetkili sendikanın bulunduğu durumlarda kanun dışı eylemlere katılım, işyeri düzenini doğrudan bozucu nitelikte değerlendirilmiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararını detaylı bir şekilde inceleyerek, uyuşmazlığa konu eylemin niteliğini somut olayın şartları çerçevesinde değerlendirmiştir. Dosya kapsamındaki deliller ve tanık beyanlarına göre, davalı işyerinde yürürlükte olan bir toplu iş sözleşmesi mevcuttur. İşçiler tarafından gerçekleştirilen ve yaklaşık üç gün süren iş bırakma eylemi, doğrudan işverene yönelik bir hak arayışından ziyade, işyerinde örgütlü olan yetkili sendikaya tepki gösterme amacı taşımaktadır.
Mahkemenin tespitlerine göre, davacı ve diğer işçilerin talepleri arasında mevcut sendika temsilcilerinin odalarının kaldırılması ve işçilerin kendi seçtikleri temsilcilerin resmi olarak tanınması yer almaktadır. Ancak yürürlükte bir toplu iş sözleşmesi bulunurken ve yasal olarak yetkili bir sendika varken, tüzel kişiliği bulunmayan ve yasadan kaynaklanmayan bir topluluğun işveren tarafından resmi muhatap olarak tanınması hukuken mümkün değildir.
Yargıtay, işçilerin işverene zarar verme kastı olmadığı yönündeki yerel mahkeme tespitine ve eylemin ölçülü olduğu değerlendirmesine katılmamıştır. İşyerinde kesintisiz şekilde devam eden eylemin zamanlaması, katılan kişi sayısının yüksekliği ve eylemin uzun süresi dikkate alındığında, eylemin ölçülülük ilkesinden tamamen uzaklaştığı tespit edilmiştir. İşveren, eylemi engellemek ve üretimin devamını sağlamak adına iyi niyetli görüşme taleplerinde bulunmuş, ancak bu çabalar işçiler tarafından reddedilmiştir. Ayrıca, işverenin sendikalı işçiler lehine davrandığına veya belirli bir sendikayı korumak maksadıyla ayrımcılık yaptığına dair dosyada hiçbir somut delil bulunmadığı vurgulanmıştır. Ölçülülük sınırını aşan ve kanuni grev koşullarını taşımayan bu kanun dışı eylem nedeniyle işverenin haklı fesih hakkının doğduğu açıkça belirlenmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davacının kanun dışı grev niteliğindeki ölçüsüz eylemlere katılması sebebiyle işverence yapılan feshin haklı nedene dayandığı yönünde karar vererek yerel mahkeme kararını bozmuştur.