Anasayfa/ Karar Bülteni/ DANIŞTAY | 12. Daire | 2018/5157 E. | 2021/5393 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 12. Daire 2018/5157 E. 2021/5393 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 12. Dairesi
Esas No 2018/5157
Karar No 2021/5393
Karar Tarihi 28.10.2021
Dava Türü İptal
Karar Sonucu Onama
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • İstifa eden memur disiplin affından yararlanamaz.
  • Kanuni istisnalar yorum yoluyla kesinlikle genişletilemez.
  • Disiplin cezası ile memuriyetten çıkarılma şartı aranır.
  • İstifa iradesi disiplin cezası olarak değerlendirilemez.

Bu karar, 28 Şubat süreci olarak bilinen dönemde çeşitli gerekçelerle görevinden ayrılmak zorunda kalan kamu görevlilerinin, sonradan kanunla getirilen geçmişe dönük hizmet ihdası haklarından yararlanabilme şartlarını netleştirmesi bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Kanun koyucu, belirli tarihler arasında sadece disiplin cezası alarak memuriyetten çıkarılan ve sonrasında sicil affına uğrayan kişilerin açıkta geçen sürelerinin hizmetten sayılmasını öngörmüştür. Karar, bu istisnai ve özel düzenlemenin kapsamının dar yorumlanması gerektiğini, kanunun lafzında açıkça disiplin cezası sonucu memuriyeti sona erenler ibaresinin yer alması sebebiyle, kendi iradesiyle veya mobbing iddiasıyla istifa edenlerin hiçbir şekilde bu haktan yararlandırılamayacağını kesin bir dille ortaya koymaktadır.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi ise oldukça belirleyicidir. Özellikle geçmiş yıllarda idare nezdinde yaşadıkları psikolojik baskılar veya idari zorlamalar nedeniyle kendi istekleriyle memuriyetten ayrılan kişilerin, sonradan çıkarılan disiplin affı kanunlarının getirdiği mali ve özlük haklarından faydalanmak amacıyla açacakları davalarda bu içtihat mutlak bağlayıcı bir nitelik taşıyacaktır. Danıştay, istifa fiilinin altında yatan psikolojik veya sosyolojik nedenleri, iddialar ne boyutta olursa olsun, bu özel yasal düzenleme kapsamında değerlendirmenin kanunun açık lafzına aykırı olacağını ve yorum yoluyla hakkın asla genişletilemeyeceğini içtihat etmiş durumdadır. Bu durum, idari yargıda açılacak benzer nitelikteki hak taleplerinin reddedileceğine dair güçlü bir hukuki öngörülebilirlik ve yeknesaklık sağlamaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, İstanbul'da bir İmam Hatip Lisesinde öğretmen olarak görev yaparken 1999 yılında görevinden istifa eden ve yıllar sonra 2006 yılında açıktan atama yoluyla yeniden memuriyete dönen bir davacının, açıkta geçirdiği sürenin memuriyet hizmetine eklenmesi talebinden kaynaklanmaktadır.

Davacı, kamuoyunda 28 Şubat süreci olarak adlandırılan dönemde kendisine ağır bir psikolojik şiddet ve mobbing uygulandığını, istifasının kendi özgür iradesinden ziyade bu şiddetli baskıların bir sonucu olduğunu iddia etmektedir. Bu nedenle, disiplin cezası alanların haklarının iade edildiği yasal düzenlemeden kendisinin de faydalanması gerektiğini belirterek davalı idareye başvurmuştur.

İdarenin, davacının disiplin cezasıyla memuriyetten çıkarılmadığı ve istifa yoluyla ayrıldığı gerekçesiyle bu talebi reddetmesi üzerine, davacı idari işlemin iptal edilmesi ve görevde olmadığı dönemlerin fiili hizmet süresine eklenmesi talebiyle işbu iptal davasını açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Danıştay ve yerel mahkeme, uyuşmazlığı karara bağlarken kamu görevlilerinin geçmişte aldıkları disiplin cezalarının affına ve bu cezalar nedeniyle oluşan hak kayıplarının telafisine yönelik özel yasal düzenlemeleri temel almıştır.

Uyuşmazlığın tam merkezinde, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu Geçici m. 44 hükmü bulunmaktadır. Söz konusu madde, 6353 sayılı Kanun ile mevzuata eklenmiş olup; 23/04/1999 ile 14/02/2005 tarihleri arasında aldıkları ağır disiplin cezaları sonucunda memuriyetleri tamamen sona eren kişilere yönelik özel bir telafi mekanizması getirmektedir. Düzenleme uyarınca, belirtilen tarihlerde disiplin cezasıyla ilişiği kesilen ve sonrasında 5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun kapsamında disiplin cezaları bütün hukuki sonuçlarıyla ortadan kaldırılan devlet memurlarının, açıkta geçirdikleri sürelerin belirli şartlar dahilinde hizmetten sayılması ve sigorta primlerinin ödenmesi imkânı tanınmıştır.

İdare hukukunda, kanunlarla getirilen istisnai hakların ve muafiyetlerin her zaman dar yorumlanması esastır. Bu tür istisnai ve özel yasal düzenlemelerde yer alan haklardan yararlanacak kişilerin kapsamı, idari kararlar veya yargısal içtihatlar yoluyla yasanın lafzında açıkça belirtmediği kişileri kapsayacak şekilde yorumla genişletilemez ve kıyas yoluyla uygulanamaz.

Somut uyuşmazlıkta idare hukuku prensipleri ve normlar hiyerarşisi gereğince, kanunun açıkça disiplin cezası sonucu memuriyeti sona erenler şartını aradığı hallerde, görevinden istifa suretiyle kendi rızası ile ayrılan memurların, istifalarının altında yatan sebepler ne olursa olsun doğrudan bu kanun hükmünün koruma alanına ve kapsamına dahil edilmeleri hukuken hiçbir şekilde olanaklı görülmemiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 12. Dairesi, yerel mahkemenin kararını ve dosyadaki tüm bilgi ve belgeleri titizlikle inceleyerek somut uyuşmazlık hakkında son derece önemli hukuki tespitlerde bulunmuştur. Öncelikle, davacının iddia edilen dönemde görev yaptığı eğitim kurumundan herhangi bir disiplin cezası alarak veya idare tarafından tesis edilen bir memuriyetten çıkarma işlemiyle ayrılmadığı saptanmıştır. Tam aksine, davacının 04/08/1999 tarihinde idareye kendi özgür iradesiyle istifa dilekçesi vererek görevinden ayrıldığı resmi kayıtlarla sabittir. Her ne kadar davacı, bu istifa kararının 28 Şubat sürecinde kendisine yöneltilen yoğun mobbing ve idari baskılar sonucunda mecburen alındığını, dolayısıyla gerçek iradesini yansıtmadığını iddia etse de, statü hukuku bakımından işlemin hukuki niteliği açıkça bir istifa olarak kayıtlara geçmiş bulunmaktadır.

Mahkeme heyeti, uyuşmazlığa konu olan 5510 sayılı Kanun'un geçici 44. maddesinin lafzını ve kanun koyucunun amacını dikkatle değerlendirmiştir. İlgili yasa hükmünün hiçbir yoruma mahal bırakmayacak şekilde sadece disiplin cezası sonucu görevine son verilenleri kapsadığı, bu maddenin getirdiği sosyal güvenlik ve hizmet ihdası imkânının mutlak bir istisna niteliğinde olduğu ve yargısal yorum yoluyla kapsamının genişletilmesinin hukuken kesinlikle mümkün olmadığı vurgulanmıştır. İdare hukukunda istisnai hükümlerin genişletici yoruma tabi tutulamayacağı kuralı gereğince, disiplin cezası dışındaki bir sebeple memuriyetten ayrılanların, mobbing veya baskı iddialarında bulunsalar dahi, yasanın emredici açık hükmü karşısında bu aftan ve getirdiği hizmet ihdası hakkından yararlanmalarına yasal bir olanak bulunmamaktadır.

Bu kesin hukuki tespitler ışığında, davacının açıkta geçen sürelerinin fiili hizmetine eklenmesi yönündeki başvurusunun davalı idarece reddedilmesinde hukuka ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hiçbir yön bulunmadığı saptanmıştır. İdare, kanunun emredici lafzına tam bir uyum içerisinde bağlı yetkisini kullanarak hukuka uygun bir işlem tesis etmiştir.

Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, idare mahkemesinin davanın reddine dair verdiği kararı hukuka uygun bularak onama yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: