Karar Bülteni
DANIŞTAY 12. Daire 2017/3530 E. 2020/363 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 12. Dairesi |
| Esas No | 2017/3530 |
| Karar No | 2020/363 |
| Karar Tarihi | 20.01.2020 |
| Dava Türü | İptal Davası |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Disiplin soruşturmalarında yetki kurallarına kesinlikle uyulmalıdır.
- Kurul yetkisindeki fiillere amirce doğrudan alt ceza verilemez.
- Şekil ve usul hataları idari işlemi tamamen sakatlar.
- Alt ceza uygulamasında asıl cezayı vermeye yetkili makam devredışı bırakılamaz.
Bu karar, kamu görevlilerine verilen disiplin cezalarında yetki ve usul kurallarının ne derece kritik olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Memur hakkında yürütülen bir disiplin soruşturması sonucunda asıl cezanın kademe ilerlemesinin durdurulması olduğu, ancak geçmiş hizmetleri nedeniyle bir alt ceza uygulanması gerektiği durumlarda, öncelikle asıl cezayı vermeye yetkili makamın fiili değerlendirmesi gerektiği vurgulanmıştır. Yani, asıl fiil disiplin kurulunun yetki alanına giriyorsa, disiplin amirinin doğrudan kendi yetki alanındaki bir alt cezayı uygulaması usule aykırıdır ve yetki tecavüzü niteliği taşır.
Uygulamada sıklıkla karşılaşılan, disiplin amirlerinin alt ceza verme yetkisini geniş yorumlayarak kurulların yetkisini aşması problemine karşı bu karar son derece önemli bir emsal teşkil etmektedir. Danıştay, idarelerin usul ekonomisi adı altında "nasıl olsa alt ceza benim yetkimde" şeklindeki pratik ancak yasal dayanaktan yoksun yaklaşımlarına kesin bir sınır çizmiştir. Benzer davalarda idare mahkemeleri, disiplin cezası vermeye yetkili makamların kanunda gösterilen usul ve esaslara sıkı sıkıya bağlı kalmasını arayacak, aksi takdirde esasa dahi girilmeden sırf yetki ve şekil unsurlarındaki sakatlık nedeniyle disiplin cezalarında iptal kararları verilebilecektir. Bu yönüyle mezkur karar, memur statü hukukunda kamu görevlileri için adil yargılanma ve usul güvencesinin sarsılmaz bir teminatı niteliğindedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Tohum Sertifikasyon Test Müdürlüğünde görev yapan bir memur, iş yerinde kendisine mobbing uygulandığını iddia ettiği bir dönemde disiplin soruşturması geçirmiştir. Soruşturma sonucunda, memurun işlediği iddia edilen eylemin normal şartlarda kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirdiği tespit edilmiştir. Fakat soruşturmacı, personelin geçmişteki olumlu hizmetlerini dikkate alarak bir alt ceza olan aylıktan kesme cezasının verilmesini önermiştir.
Bunun üzerine, yasa gereği fiilin disiplin kurulu tarafından incelenmesi gerekirken, doğrudan atamaya yetkili disiplin amiri statüsündeki kurum müdürü devreye girerek memura 1/30 oranında aylıktan kesme cezası vermiştir. Memur, müdürün bu cezayı tek başına verme yetkisinin bulunmadığını ve olayın usul kurallarına aykırı şekilde sonuçlandırıldığını belirterek Tarım ve Orman Bakanlığı aleyhine iptal davası açmıştır. Uyuşmazlık, alt disiplin cezasının doğrudan disiplin amiri tarafından verilmesinin hukuka uygun olup olmadığı noktasında düğümlenmektedir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümü, devlet memurları disiplin hukukunun temelini oluşturan mevzuat hükümlerinin doğru yorumlanmasına dayanmaktadır. Bu kapsamda, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.125 maddesi, memurlara verilecek disiplin cezalarını ve bu cezaları gerektiren fiilleri düzenlemektedir. İlgili Kanun'un 125/D-(n) maddesi, belirli eylemlerin "kademe ilerlemesinin durdurulması" cezasını gerektirdiğini hükme bağlarken, aynı maddenin alt ceza uygulanmasına imkan tanıyan düzenlemesi uyarınca, geçmiş hizmetleri olumlu olan ve iyi derecede sicil alan memurlara bir derece hafif olan 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.125/C-(a) maddesi gereğince "aylıktan kesme" cezası verilebilmektedir.
Ancak disiplin hukukunda cezanın kim tarafından verileceği, yani yetki unsuru son derece katı kurallara tabidir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.126 maddesi, disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurulları açıkça belirlemiştir. Bu kanuni kurala göre, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirler tarafından verilir. Aylıktan kesme cezası ise disiplin amiri tarafından doğrudan verilebilen bir cezadır.
Yerleşik yargısal içtihat prensiplerine ve doktrindeki genel kabule göre, idare hukukunda yetki kuralları dar yorumlanır ve kıyas yoluyla genişletilemez. Eğer işlenen bir fiil, yetkili disiplin kurulunun esastan incelemesini gerektiren ağır bir cezayı öngörüyorsa, memura iyiniyet indirimiyle alt ceza uygulanacak olsa dahi, fiilin işlenip işlenmediğine (sübut bulup bulmadığına) karar verme yetkisi kurula aittir. Disiplin amirinin, kurulu atlayarak doğrudan alt cezaya hükmetmesi, idari işlemin yetki ve şekil unsurları bakımından mutlak surette sakatlanmasına yol açmaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay Onikinci Dairesi, dosyadaki belgeleri ve tarafların iddialarını inceleyerek olaydaki hukuki süreci detaylıca değerlendirmiştir. Somut olayda, davacı hakkında yürütülen soruşturma sonucunda, işlediği iddia edilen fiilin aslen kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektirdiği saptanmıştır. Soruşturmacı, davacının geçmiş hizmetlerini dikkate alarak bir alt disiplin cezası olan aylıktan kesme cezasının uygulanmasını idareye teklif etmiştir.
İlk derece mahkemesi olan idare mahkemesi, fiilin sübut bulup bulmadığının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.126 uyarınca öncelikle yetkili disiplin kurulu tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, ancak bu emredici usule uyulmadan doğrudan disiplin amiri konumundaki müdür tarafından ceza tesis edildiğini tespit etmiş ve işlemin iptaline karar vermiştir. Danıştay Onikinci Dairesi ise ilk temyiz incelemesinde bu kararı bozarak, müdürün kendi yetkisi dahilindeki bir alt cezayı kurula göndermeden doğrudan verebileceğini belirtmiştir.
Ancak davacı, bu bozma kararına karşı karar düzeltme talebinde bulunmuş, kendisine kurumu tarafından ağır bir mobbing uygulandığını ve mahkemenin olayı usul ve disiplin hukuku açısından eksik incelediğini ileri sürmüştür. Karar düzeltme aşamasında dosyayı yeniden ve etraflıca ele alan Danıştay Onikinci Dairesi, davacının itirazlarını haklı bularak önceki bozma kararını kaldırmıştır. Yapılan bu nihai incelemede, disiplin hukukundaki yetki ve şekil kurallarının kamu görevlileri için temel bir güvence oluşturduğu tescillenmiştir. Bir fiilin asıl cezası disiplin kurulunun yetki alanına giriyorsa, indirim yapılarak amirin yetkisindeki alt ceza verilecek olsa bile öncelikle yetkili kurul tarafından esasa ilişkin bir toplanma ve karar alma süreci yaşanması kanuni bir zorunluluktur.
Sonuç olarak Danıştay Onikinci Dairesi, ilk derece mahkemesinin iptal kararının usul ve hukuka uygun olduğu yönünde karar vermiştir.