Anasayfa Karar Bülteni AYM | Erkut Bakıcı | BN. 2022/105470

Karar Bülteni

AYM Erkut Bakıcı BN. 2022/105470

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2022/105470
Karar Tarihi 17.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Dijital delillerin teknik bilirkişiyle incelenmesi şarttır.
  • Sanığın delillere itiraz etme hakkı kısıtlanamaz.
  • Salt polis tutanağıyla ByLock kullanımı kesin ispatlanamaz.
  • Silahların eşitliği ilkesi adil yargılanmanın güvencesidir.

Bu karar, ceza yargılamalarında dijital delillerin değerlendirilmesi ve sanığın savunma haklarının korunması açısından hukuki olarak kritik bir anlama sahiptir. Anayasa Mahkemesi, kolluk kuvvetleri tarafından hazırlanan teknik tutanakların mahkûmiyet için tek başına mutlak doğru kabul edilemeyeceğini ve sanığın bu tutanakların güvenirliğini test etme hakkının bulunduğunu net bir biçimde vurgulamıştır. Özellikle ByLock gibi tamamen dijital verilere dayalı ağır suçlamalarda, sanığın ısrarlı bilirkişi incelemesi talebinin mahkemelerce gerekçesiz olarak veya eksik incelemeyle reddedilmesi, adil yargılanma hakkının temel taşlarından olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin açık ve ağır bir ihlali olarak nitelendirilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar mahkemelerin dijital delillerin ispat gücünü takdir ederken çok daha titiz ve denetlenebilir davranmalarını zorunlu kılmaktadır. Uygulamadaki önemi açısından, yargı mercilerinin sadece emniyetten gelen HTS ve CGNAT kayıtlarına dayanarak mahkûmiyet hükmü kurmasının önüne geçilecek ve yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla da uyumlu olacak şekilde, teknik uzmanlık gerektiren hususlarda bağımsız bilirkişi raporu alınması bir standart hâline gelecektir. Bu durum, sanıkların iddia makamı karşısında dezavantajlı ve savunmasız duruma düşmesini engelleyerek, adaletin tecellisinde ve savunma hakkının etkin kullanımında emsal teşkil edecek güçlü bir anayasal güvence sağlamaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Erkut Bakıcı, Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde matematik öğretmeni olarak görev yaparken FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma şüphesiyle hakkında ceza soruşturması başlatılmıştır. Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede başvurucunun örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock uygulamasını kullandığı, Bank Asya'da şüpheli hesap hareketlerinin bulunduğu, KHK ile kapatılan Aktif Eğitim-Sen ve Karacabey Eğitim Gönüllüleri Derneğine üye olduğu iddia edilmiştir. Yargılama aşamasında başvurucu, atılı suçlamaları reddetmiş, ByLock programını kesinlikle kullanmadığını belirterek bu tespite konu CGNAT ve HTS kayıtları üzerinde teknik bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, başvurucunun bu kritik talebini yerine getirmeden ve salt emniyet müdürlüğü tarafından gönderilen veri tutanaklarını dikkate alarak başvurucuya hapis cezası vermiştir. İstinaf ve temyiz yollarından da netice alamayan başvurucu, dijital veriler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması talebinin reddedilmesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel unsurları olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini temel almıştır. Silahların eşitliği ilkesi, davanın tarafları arasında hakkaniyete uygun bir dengenin sağlanmasını ve sanığın iddia makamı karşısında usule ilişkin imkânlardan yararlanma noktasında önemli ölçüde dezavantajlı bir duruma düşürülmemesini gerektirmektedir. Çelişmeli yargılama ilkesi ise sanığın aleyhine olan delilleri bilme, bu delillerin doğruluğunu ve güvenilirliğini sınama, bunlara itiraz etme ve kendi kanıtlarını sunma imkânına sahip olmasını zorunlu kılar.

Yüksek Mahkeme, değerlendirmesinde yerleşik Yargıtay içtihatlarına da geniş bir şekilde atıf yapmıştır. Yargıtay uygulamalarına göre, bir kişinin ByLock kullanıcısı olduğunun hukuki bir kesinlik içinde tespit edilebilmesi için yalnızca Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumundan (BTK) getirilen CGNAT kayıtları yeterli bir delil olarak kabul edilmemektedir. CGNAT kayıtlarının HTS sonuçlarıyla karşılaştırılması, operatör kayıtlarıyla eşleştirme yapılması ve belirtilen hat üzerinden bu programı kullanan kişinin sanık olup olmadığına dair mutlaka uzman bir bilirkişiden teknik rapor alınması şarttır.

Aynı şekilde, salt Bank Asya nezdindeki mutat bankacılık işlemleri tek başına örgütsel faaliyet olarak değerlendirilemez. İşlemlerin örgüt liderinin talimatıyla yapılıp yapılmadığının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde uzman bilirkişi raporuyla tespit edilmesi gerekir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca, dijital delillerin doğruluğunun sınanması ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması, mahkemenin araştırma yükümlülüğü altındadır. Mahkemelerin, sanığın savunmasını destekleyebilecek ve davanın sonucunu doğrudan değiştirebilecek mahiyetteki teknik inceleme taleplerini, yeterli inceleme yapmadan reddetmesi adil yargılanma hakkının esasına yönelik bir ihlal teşkil etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun yargılanma sürecini bütüncül bir yaklaşımla incelediğinde, mahkûmiyet kararının dayandığı en belirleyici delillerden birinin ByLock kullanımına ilişkin teknik veriler olduğunu tespit etmiştir. İlk derece mahkemesi, başvurucunun bu programı kullandığı yönündeki kesin kanaate, sadece emniyet müdürlüğü tarafından dosyaya sunulan ByLock Sorgu Sonucu Tutanağı ile GSM hattına ait CGNAT kayıtlarına istinaden varmıştır. Ancak başvurucu, yargılamanın tüm aşamalarında ısrarla söz konusu GSM hattının kendisine ait olduğunu kabul etmekle birlikte ByLock programını kesinlikle kullanmadığını savunmuş, CGNAT kayıtlarındaki giriş tespitlerinin teknik bir hatadan veya yönlendirmeden kaynaklanabileceğini ileri sürerek bu veriler üzerinde bağımsız bir bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmiştir.

Mahkeme, gerekçeli kararında CGNAT kayıtlarını başvurucunun durumu özelinde ve olay bazında detaylı bir biçimde irdelememiş, savunma tarafının en temel itirazlarından biri olan teknik bilirkişi incelemesi talebi hakkında hiçbir değerlendirmede bulunmamıştır. Yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince yalnızca BTK'dan alınan CGNAT kayıtlarının mahkûmiyet için yeterli görülmemesi ve mutlaka ayrıntılı bir teknik bilirkişi raporu ile desteklenmesi zorunluyken, somut olayda bu hukuki gerekliliğe uyulmadığı açıkça görülmüştür. İlk derece mahkemesinin, iddia makamının ve kolluğun sunduğu raporları mutlak ve sarsılmaz doğru kabul etmesi, tutuklu olarak yargılanan başvurucunun bu tutanakların güvenirliğini test etme ve çürütme imkânını elinden alması yargılama sürecindeki adalet terazisini savunma aleyhine ciddi şekilde bozmuştur.

Bu tür eksik inceleme ve yetersiz değerlendirme pratikleri, başvurucuyu iddia makamı karşısında sahip olduğu usule ilişkin hakları kullanma noktasında son derece dezavantajlı bir konuma düşürmüştür. Savunma tarafının itirazlarını etkin bir biçimde ileri sürme ve aleyhteki delilleri uzman görüşüyle sınama imkânının kısıtlanması, adil yargılanma hakkının özünü zedeleyen temel bir eksiklik olarak nitelendirilmiş; kanun yolu mercilerinin de bu eksikliği gidermeden kararı onaması ihlali kalıcı hâle getirmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: