Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | Fatma Çakmakcı ve Diğerleri | BN. 2021/19693

Karar Bülteni

AYM Fatma Çakmakcı ve Diğerleri BN. 2021/19693

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/19693
Karar Tarihi 27.11.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal / Kabul Edilemez
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Dava sırasında kanun değişmesiyle tahsilin engellenmesi hak ihlalidir.
  • Makul süre şikayetlerinde öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurulmalıdır.
  • Taraf olunmayan dava dosyaları için bireysel başvuru yapılamaz.
  • Mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkı esastır.

Bu karar, devam eden bir yargılama sırasında kanun koyucu tarafından yapılan yasal bir düzenlemenin, bireylerin mevcut alacaklarını tahsil etme imkânını fiilen ortadan kaldırmasının mülkiyet hakkı ve bu hakla bağlantılı etkili başvuru hakkı bağlamında Anayasa'ya açıkça aykırılığını teyit etmektedir. Anayasa Mahkemesi, alacağın tahsili için uygun ve meşru hukuki yollara başvurulmasına rağmen, sonradan çıkarılan yasal bir düzenleme ile bu hukuki mekanizmaların işletilemez hâle getirilmesini doğrudan bir hak ihlali olarak nitelendirmiştir. Öte yandan karar, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikayetlerde, yeni kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesinin zorunlu olduğu yönündeki yerleşik usul kuralını bir kez daha güçlü bir şekilde vurgulamıştır. Aynı zamanda, davaya bizzat taraf olmayan kişilerin bireysel başvuru yapamayacağı ve kişi bakımından yetkisizlik kuralının kesinliği yinelenmiştir.

Uygulamadaki önemi açısından bu karar, idarenin veya yasama organının, devam eden uyuşmazlıklara taraf olan vatandaşların aleyhine, onların mahkemeye erişim ve anayasal haklarını elde etme imkânını geriye dönük olarak etkisizleştiren yasal düzenlemeler yapamayacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Benzer ticari ve hukuki alacak davalarında emsal teşkil edecek bu yaklaşım, hukuki güvenlik ilkesinin ve mülkiyet hakkının korunmasında vatandaşlar için kritik bir güvence sağlamaktadır. Ayrıca, makul süre şikayetleri için yeni yasal düzenlemelerle getirilen Tazminat Komisyonuna başvuru zorunluluğu, avukatların ve başvurucuların hukuki stratejilerini belirlerken mutlak surette dikkate almaları gereken güncel, bağlayıcı ve kesin bir usul kuralı olarak öne çıkmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, bir şirkete yatırdıkları paranın kendilerine iade edilmesi talebiyle hukuk mahkemelerinde alacak davası açmışlardır. Yargılama süreci devam ederken, yasama organı tarafından uyuşmazlık konusuna etki eden yeni bir kanuni düzenleme yapılmıştır. Bu yeni yasal düzenleme, başvurucuların şirketten olan alacaklarının tahsil edilme imkânını fiilen ortadan kaldırmış ve adalete erişim için kurulan mevcut hukuki mekanizmaları tamamen işlevsiz hâle getirmiştir. Bunun yanı sıra, başvuruculardan Erdal Yıldırım, İsmail Korkmaz ve Tülay Koç, yargılama sürecinin çok uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma haklarının da ellerinden alındığını ve bu sebeple mağdur olduklarını belirtmişlerdir. Başvuruculardan Bilge Doğru ise doğrudan tarafı olmadığı dava dosyaları üzerinden hak ihlali iddiasında bulunmuştur. Genel itibarıyla başvurucular, yasal düzenleme ile paralarını tahsil edememeleri ve yargılamanın makul süreyi aşarak uzaması sebepleriyle mağduriyetlerinin ivedilikle giderilmesini, mülkiyet haklarının ve etkili başvuru haklarının koruma altına alınarak ihlalin tespit edilmesini ve maruz kaldıkları zararlarının tazmin edilmesini talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken özellikle mülkiyet hakkı, etkili başvuru hakkı ve makul sürede yargılanma hakkına ilişkin temel anayasal ilkeleri ve yasal düzenlemeleri dikkate almıştır.

Öncelikle, 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 46. maddesi uyarınca, bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmesi için ihlale yol açtığı ileri sürülen kamusal eylem veya işlemden kişisel olarak ve doğrudan etkilenmiş olması gerekmektedir. Bu kural, Anayasa yargısında mağdur sıfatının belirlenmesinde temel hukuki dayanaktır.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddiaları yönünden ise, 12/3/2024 tarihinde yürürlüğe giren 7499 sayılı Kanun ile 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri İle Çalışma Usul Ve Esasları Hakkında Kanun'a eklenen 5/A maddesi ve anılan kanunun geçici 3. maddesi dikkate alınmıştır. Bu yeni düzenleme uyarınca, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla yapılan başvurularda öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurulması yasal bir zorunluluk hâline getirilmiş, bu yol tüketilmeden doğrudan yapılan bireysel başvuruların ikincillik ilkesi gereği incelenemeyeceği kesin bir kurala bağlanmıştır.

Mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkı bağlamında uyuşmazlığın temeli, Anayasa'nın güvence altına aldığı hak arama hürriyetine ve hukuki öngörülebilirlik ilkelerine dayanmaktadır. Yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, kişilerin mülkiyet haklarına kavuşmak ve alacaklarını tahsil etmek amacıyla uygun hukuki yollara başvurduğu bir dönemde, devam eden yargılamalar sırasında yapılan yasal düzenlemelerin bu hukuki mekanizmaları anlamsız kılacak veya tahsil imkânını fiilen ortadan kaldıracak şekilde uygulanması hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Mahkeme, kanun koyucunun düzenleme yetkisinin sınırlarını mülkiyet hakkının özüne dokunmama kriteriyle çizmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucuların iddialarını üç farklı hukuki çerçevede somut olay bazında detaylıca değerlendirmiştir.

İlk olarak, başvuruculardan Bilge Doğru'nun iddiaları incelenmiştir. Somut olayda, bu başvurucunun ihlal iddialarına konu ettiği dava dosyalarına bizzat taraf olmadığı tespit edilmiştir. Mahkeme, kamusal eylem veya işlemden kişisel ve doğrudan etkilenmeyen kişinin hukuken mağdur sıfatı taşıyamayacağını belirterek, bu başvurucu yönünden başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları dahi incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

İkinci olarak, başvurucular Erdal Yıldırım, İsmail Korkmaz ve Tülay Koç'un yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyetleri usul yönünden değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi, güncel yasal değişiklikler çerçevesinde, derdest olan bu tür başvurularda Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ilk bakışta ulaşılabilir, ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunan ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip bir kanun yolu olduğunu vurgulamıştır. Bu sebeple, söz konusu olağan başvuru yolu tüketilmeden doğrudan yapılan başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı tespit edilmiş ve bu iddialar başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle usulden reddedilmiştir.

Üçüncü ve davanın esaslı uyuşmazlık noktası olan mülkiyet hakkı ile bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlali iddiasında ise Mahkeme, daha önce verdiği emsal kararlardaki bulgulara dayanmıştır. Somut olayda başvurucuların, şirkete yatırdıkları paranın iadesi için yasal yolları kullanarak uygun hukuki yollara başvurdukları sabittir. Ancak bu yargılama süreçleri devam ederken yapılan kanuni bir düzenleme neticesinde, başvurucuların alacaklarını tahsil etmek için işlettikleri hukuki mekanizmalar tamamen etkisiz bırakılmış ve tahsil imkânı bütünüyle ortadan kaldırılmıştır. Mahkeme, bu durumun kişilerin anayasal güvence altındaki mülkiyet hakkını açıkça ihlal ettiği gibi, bu hakkın korunması için mutlak surette gerekli olan etkili başvuru hakkını da ciddi şekilde zedelediğine kanaat getirerek ihlal kararı vermiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılması yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: