Karar Bülteni
AYM Hebun Zengin BN. 2023/84433
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2023/84433 |
| Karar Tarihi | 25.03.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- AYM ihlal kararlarının uygulanması mahkemeler için zorunludur.
- Yeniden yargılama taleplerinde mahkemelerin takdir yetkisi yoktur.
- AYM kararları yargılamanın yenilenmesi şartlarına tabi değildir.
- İhlal kararının uygulanmaması ihlalin devamı niteliğindedir.
Bu karar, Anayasa Mahkemesinin daha önce verdiği bir ihlal kararının yerel mahkemeler tarafından zamanında uygulanmaması ve yargılamanın yenilenmesi talebinin usule ilişkin gerekçelerle reddedilmesinin hukuki sonuçlarını ortaya koyması bakımından büyük bir öneme sahiptir. Karar, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru neticesinde verdiği ihlal kararlarının anayasal bağlayıcılığını ve yerel mahkemelerin bu kararlara kayıtsız şartsız uyma zorunluluğunu bir kez daha güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Yerel mahkemelerin, Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki olağan yargılamanın yenilenmesi kurallarını gerekçe göstererek Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamaktan kaçınamayacakları net bir şekilde yargı camiasına ifade edilmiştir.
Benzer davalardaki emsal etkisine bakıldığında, bu karar yerel mahkemelerin ihlal kararları sonrasında derhâl ve herhangi bir takdir yetkisi kullanmaksızın yeniden yargılama sürecini başlatmaları gerektiği yönünde çok kesin ve bağlayıcı bir içtihat oluşturmaktadır. İhlal kararının gereğinin yerine getirilmemesinin veya sürüncemede bırakılmasının bizzat yeni bir anayasal hak ihlali doğurduğu gerçeği vurgulanmıştır. Uygulamada sıkça rastlanan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararlarının yargılamanın yenilenmesine konu olamayacağı yönündeki yerel mahkeme dirençlerinin bireysel başvuru usulü karşısında geçerli olmadığı kesin olarak tescillenmiştir. Bu durum, temel hak ve özgürlüklerin korunması ve hak ihlallerinin süratle giderilmesi bağlamında vatandaşların hak arama yollarını güçlendiren kritik bir yasal güvencedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu, geçmişte katıldığı iddia edilen eylemler nedeniyle "terör örgütü üyesi olmadığı hâlde örgüt adına suç işleme" suçundan yargılanmış ve yerel mahkeme tarafından hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmiştir. Kararın kesinleşmesi üzerine başvurucu, haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi, kanunilik şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vererek yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir.
Başvurucu, bu ihlal kararına dayanarak ilgili yerel mahkemeden yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir. Ancak yerel mahkeme, HAGB kararının davanın esasını çözen kesin bir hüküm olmadığı ve Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca olağan yargılamanın yenilenmesine konu edilemeyeceği gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir. Uyuşmazlık, Anayasa Mahkemesi tarafından bireysel başvuru neticesinde verilen yeniden yargılama kararının yerel mahkemece şeklî şartlar öne sürülerek reddedilmesi üzerine, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ve başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.26 kapsamında güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını düzenleyen anayasal kuralları dikkate almıştır. Bireysel başvuruların karara bağlanması ve tespit edilen ihlallerin giderilmesi usulü 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m.50 ile düzenlenmiştir.
Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, bir temel hak ve özgürlüğün ihlal edildiğine karar verildikten sonra bu kararın gereğinin yerine getirilmesi anayasal bir zorunluluktur. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarının uygulanmaması, ihlalin devam ettiği anlamına gelir. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda, ihlalin ve sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere dosya ilgili derece mahkemesine gönderilir. Bu yeniden yargılama kurumu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.311 ve devamında düzenlenen olağan yargılamanın yenilenmesi kurumundan hukuki niteliği itibarıyla tamamen farklıdır.
Anayasa Mahkemesi tarafından yeniden yargılama kararı verildiğinde, ilgili derece mahkemesinin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi yahut değerlendirme marjı bulunmamaktadır. Derece mahkemesinin birincil yasal yükümlülüğü, ihlal kararında belirtilen doğrultuda, devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere derhâl ve ivedilikle gereken işlemleri yapmaktır. Üstelik bu süreçte, tarafların usuli bir başvuru yapması beklenmeksizin resen harekete geçilmesi esastır. Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü m.79 uyarınca da yargı mercileri, ihlal kararlarının sonuçlarını ortadan kaldırmak için ivedilikle işlem tesis etmekle yükümlü kılınmıştır. Ceza muhakemesindeki şeklî usul kurallarının, Anayasa Mahkemesi ihlal kararlarının uygulanmasını engelleyecek veya geciktirecek şekilde dar yorumlanması hukuken kabul edilemez bir durum olarak değerlendirilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken öncelikle derece mahkemesinin ihlal kararının gereğini yerine getirme konusundaki tutumunu değerlendirmiştir. Başvurucu hakkında verilen HAGB kararı neticesinde Anayasa Mahkemesince ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiş ve açıkça yeniden yargılama yapılması istenmiştir. Ancak yerel mahkeme, HAGB kararının davanın esasını çözen kesin bir karar olmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi talebini ilk aşamada reddetmiştir.
Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama kurumunun, olağan yargılamanın yenilenmesi kurumundan tamamen bağımsız olduğunu vurgulamıştır. Yerel mahkemenin, Anayasa Mahkemesi kararı kendisine ulaştığında, usule ilişkin şeklî şartları gerekçe göstererek veya takdir yetkisi kullanarak yeniden yargılama yapmaktan kaçınma hakkı bulunmamaktadır. Somut olayda yerel mahkeme, başvurucunun talebini açıkça reddederek ihlal kararının gereklerini kasten yerine getirmemiştir.
Her ne kadar yerel mahkeme, talebin reddinden yaklaşık 1 yıl 3 ay sonra, Anayasa Mahkemesinin bilgi talebi yazısı üzerine resen harekete geçerek yeniden yargılama kararı vermiş ve başvurucunun beraatine hükmetmiş olsa da, bu gecikme ihlalin varlığını ortadan kaldırmamıştır. Yargı mercilerinin, ihlal kararlarının sonuçlarını ortadan kaldırmak için mümkün olan en kısa sürede, ivedilikle karar verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Yerel mahkeme, ihlal kararını 1 yıl 3 ay boyunca uygulamayarak ivedilik şartını ve özen yükümlülüğünü hiçbir şekilde yerine getirmemiştir. İhlal kararının gereğinin bu kadar uzun süre yerine getirilmemesi, başvurucunun haklarının ihlal edilmeye devam etmesine neden olmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi 1. Bölümü, ihlal kararının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.