Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Hebun Zengin Kararı 2023/84433 B.

Anayasa Mahkemesi Hebun Zengin Kararı 2023/84433 B.

Bu karar, Anayasa Mahkemesinin daha önce verdiği bir ihlal kararının yerel mahkemeler tarafından zamanında uygulanmaması ve yargılamanın yenilenmesi talebinin usule ilişkin gerekçelerle reddedilmesinin hukuki sonuçlarını ortaya koyması bakımından büyük bir öneme sahiptir. Karar, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru neticesinde verdiği ihlal kararlarının anayasal bağlayıcılığını ve yerel mahkemelerin bu kararlara kayıtsız şartsız uyma zorunluluğunu bir kez daha güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Yerel mahkemelerin, Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki olağan yargılamanın yenilenmesi kurallarını gerekçe göstererek Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamaktan kaçınamayacakları net bir şekilde yargı camiasına ifade edilmiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Hebun Zengin Kararı 2023/84433 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2023/84433
Karar Tarihi 25.03.2025
Taraf Hebun Zengin
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
AYM ihlal kararlarının uygulanması mahkemeler için zorunludur.
Yeniden yargılama taleplerinde mahkemelerin takdir yetkisi yoktur.
AYM kararları yargılamanın yenilenmesi şartlarına tabi değildir.
İhlal kararının uygulanmaması ihlalin devamı niteliğindedir.

Bu karar, Anayasa Mahkemesinin daha önce verdiği bir ihlal kararının yerel mahkemeler tarafından zamanında uygulanmaması ve yargılamanın yenilenmesi talebinin usule ilişkin gerekçelerle reddedilmesinin hukuki sonuçlarını ortaya koyması bakımından büyük bir öneme sahiptir. Karar, Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru neticesinde verdiği ihlal kararlarının anayasal bağlayıcılığını ve yerel mahkemelerin bu kararlara kayıtsız şartsız uyma zorunluluğunu bir kez daha güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Yerel mahkemelerin, Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki olağan yargılamanın yenilenmesi kurallarını gerekçe göstererek Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamaktan kaçınamayacakları net bir şekilde yargı camiasına ifade edilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisine bakıldığında, bu karar yerel mahkemelerin ihlal kararları sonrasında derhâl ve herhangi bir takdir yetkisi kullanmaksızın yeniden yargılama sürecini başlatmaları gerektiği yönünde çok kesin ve bağlayıcı bir içtihat oluşturmaktadır. İhlal kararının gereğinin yerine getirilmemesinin veya sürüncemede bırakılmasının bizzat yeni bir anayasal hak ihlali doğurduğu gerçeği vurgulanmıştır. Uygulamada sıkça rastlanan, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararlarının yargılamanın yenilenmesine konu olamayacağı yönündeki yerel mahkeme dirençlerinin bireysel başvuru usulü karşısında geçerli olmadığı kesin olarak tescillenmiştir. Bu durum, temel hak ve özgürlüklerin korunması ve hak ihlallerinin süratle giderilmesi bağlamında vatandaşların hak arama yollarını güçlendiren kritik bir yasal güvencedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, geçmişte katıldığı iddia edilen eylemler nedeniyle "terör örgütü üyesi olmadığı hâlde örgüt adına suç işleme" suçundan yargılanmış ve yerel mahkeme tarafından hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmiştir. Kararın kesinleşmesi üzerine başvurucu, haklarının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi, kanunilik şartının gerçekleşmediği gerekçesiyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vererek yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir.

Başvurucu, bu ihlal kararına dayanarak ilgili yerel mahkemeden yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir. Ancak yerel mahkeme, HAGB kararının davanın esasını çözen kesin bir hüküm olmadığı ve Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca olağan yargılamanın yenilenmesine konu edilemeyeceği gerekçesiyle bu talebi reddetmiştir. Uyuşmazlık, Anayasa Mahkemesi tarafından bireysel başvuru neticesinde verilen yeniden yargılama kararının yerel mahkemece şeklî şartlar öne sürülerek reddedilmesi üzerine, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ve başvurucunun ifade özgürlüğünün ihlal edilip edilmediği noktasında toplanmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.26 kapsamında güvence altına alınan ifade özgürlüğü ve Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığını düzenleyen anayasal kuralları dikkate almıştır. Bireysel başvuruların karara bağlanması ve tespit edilen ihlallerin giderilmesi usulü 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m.50 ile düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, bir temel hak ve özgürlüğün ihlal edildiğine karar verildikten sonra bu kararın gereğinin yerine getirilmesi anayasal bir zorunluluktur. Anayasa Mahkemesinin ihlal kararlarının uygulanmaması, ihlalin devam ettiği anlamına gelir. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda, ihlalin ve sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere dosya ilgili derece mahkemesine gönderilir. Bu yeniden yargılama kurumu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.311 ve devamında düzenlenen olağan yargılamanın yenilenmesi kurumundan hukuki niteliği itibarıyla tamamen farklıdır.

Anayasa Mahkemesi tarafından yeniden yargılama kararı verildiğinde, ilgili derece mahkemesinin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi yahut değerlendirme marjı bulunmamaktadır. Derece mahkemesinin birincil yasal yükümlülüğü, ihlal kararında belirtilen doğrultuda, devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere derhâl ve ivedilikle gereken işlemleri yapmaktır. Üstelik bu süreçte, tarafların usuli bir başvuru yapması beklenmeksizin resen harekete geçilmesi esastır. Bu bağlamda, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü m.79 uyarınca da yargı mercileri, ihlal kararlarının sonuçlarını ortadan kaldırmak için ivedilikle işlem tesis etmekle yükümlü kılınmıştır. Ceza muhakemesindeki şeklî usul kurallarının, Anayasa Mahkemesi ihlal kararlarının uygulanmasını engelleyecek veya geciktirecek şekilde dar yorumlanması hukuken kabul edilemez bir durum olarak değerlendirilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken öncelikle derece mahkemesinin ihlal kararının gereğini yerine getirme konusundaki tutumunu değerlendirmiştir. Başvurucu hakkında verilen HAGB kararı neticesinde Anayasa Mahkemesince ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar verilmiş ve açıkça yeniden yargılama yapılması istenmiştir. Ancak yerel mahkeme, HAGB kararının davanın esasını çözen kesin bir karar olmadığı gerekçesiyle yargılamanın yenilenmesi talebini ilk aşamada reddetmiştir.

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama kurumunun, olağan yargılamanın yenilenmesi kurumundan tamamen bağımsız olduğunu vurgulamıştır. Yerel mahkemenin, Anayasa Mahkemesi kararı kendisine ulaştığında, usule ilişkin şeklî şartları gerekçe göstererek veya takdir yetkisi kullanarak yeniden yargılama yapmaktan kaçınma hakkı bulunmamaktadır. Somut olayda yerel mahkeme, başvurucunun talebini açıkça reddederek ihlal kararının gereklerini kasten yerine getirmemiştir.

Her ne kadar yerel mahkeme, talebin reddinden yaklaşık 1 yıl 3 ay sonra, Anayasa Mahkemesinin bilgi talebi yazısı üzerine resen harekete geçerek yeniden yargılama kararı vermiş ve başvurucunun beraatine hükmetmiş olsa da, bu gecikme ihlalin varlığını ortadan kaldırmamıştır. Yargı mercilerinin, ihlal kararlarının sonuçlarını ortadan kaldırmak için mümkün olan en kısa sürede, ivedilikle karar verme yükümlülüğü bulunmaktadır. Yerel mahkeme, ihlal kararını 1 yıl 3 ay boyunca uygulamayarak ivedilik şartını ve özen yükümlülüğünü hiçbir şekilde yerine getirmemiştir. İhlal kararının gereğinin bu kadar uzun süre yerine getirilmemesi, başvurucunun haklarının ihlal edilmeye devam etmesine neden olmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi 1. Bölümü, ihlal kararının gereğinin yerine getirilmemesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi beni haklı buldu, yerel mahkeme karara uymak zorunda mı? expand_more
Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından verilen ihlal ve yeniden yargılama kararları tüm yerel mahkemeler için kesin ve anayasal düzeyde bağlayıcıdır. Yerel mahkemelerin, bu kararlara kayıtsız şartsız uyma zorunluluğu bulunmaktadır. Bir temel hak ve özgürlüğün ihlal edildiğine karar verildikten sonra, devam eden ihlalin sonuçlarını bütünüyle ortadan kaldırmak amacıyla bu kararın gereğinin yerine getirilmesi anayasal bir zorunluluktur. Dolayısıyla, yerel mahkemenin AYM kararına uymama veya kararı uygulamama gibi bir seçeneği kesinlikle bulunmamaktadır.
HAGB kararım var diye yerel mahkeme yeniden yargılama yapmayı reddedebilir mi? expand_more
Hayır, reddedemez. Uygulamada bazı yerel mahkemeler, Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB) kararının davanın esasını çözen kesin bir hüküm olmadığını belirterek Ceza Muhakemesi Kanunu'ndaki olağan yargılamanın yenilenmesi kurallarını gerekçe gösterip bu talepleri reddedebilmektedir. Ancak Anayasa Mahkemesinin net içtihadına göre, bireysel başvuruya özgü yeniden yargılama kurumu, olağan yargılamanın yenilenmesi kurumundan hukuken tamamen farklı ve bağımsızdır. HAGB kararlarının yargılamanın yenilenmesine konu olamayacağı yönündeki yerel mahkeme dirençleri bireysel başvuru usulü karşısında geçerli değildir. Yerel mahkemelerin şeklî usul kurallarını öne sürerek AYM kararlarını uygulamaktan kaçınmaları hukuken kabul edilemez.
Yerel mahkeme AYM kararını hemen uygulamazsa ne olur, hakkım kaybolur mu? expand_more
Yerel mahkemenin AYM kararını uygulamakta gecikmesi veya süreci sürüncemede bırakması, bizzat yeni bir anayasal hak ihlali doğurmaktadır. Yargı mercileri, Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü uyarınca ihlal kararlarının sonuçlarını ortadan kaldırmak için tarafınızdan herhangi bir usuli başvuru dahi beklenmeksizin resen ve ivedilikle işlem tesis etmekle yükümlüdür. Eğer mahkeme ihlal kararını uzun süre uygulamazsa, örneğin somut bir olayda olduğu gibi 1 yıl 3 ay gecikirse, bu durum hakkınızın kaybolduğu anlamına gelmez. Aksine, kararın gereğinin zamanında yerine getirilmemesi ve ivedilik şartına uyulmaması, temel haklarınızın ihlal edilmeye devam ettiği anlamını taşır ve ihlalin devamı niteliğindedir.
AYM'nin yargılamayı yenileme kararına mahkeme itiraz edip takdir kullanabilir mi? expand_more
Hayır, kesinlikle kullanamaz. Anayasa Mahkemesi tarafından yeniden yargılama kararı verildiğinde, ilgili derece mahkemesinin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul etme hususunda hiçbir takdir yetkisi veya değerlendirme marjı bulunmamaktadır. Mahkemenin birincil yasal yükümlülüğü, ihlal kararında belirtilen doğrultuda hareket ederek derhâl ve herhangi bir takdir hakkı kullanmaksızın yeniden yargılama sürecini başlatmaktır. Derece mahkemelerinin usul kurallarını, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasını engelleyecek veya geciktirecek şekilde dar yorumlamaları da hukuken mümkün değildir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir