Anasayfa Makale Veri İhlallerinde Özel Hukuk Yaptırımları ve...

Makale

Kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi durumunda veri sahipleri, özel hukuk bağlamında maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilir, kişilik hakkını koruyucu davalar açabilir ve vekâletsiz iş görme hükümlerine dayanarak elde edilen haksız kazancın iadesini isteyebilir. Bu yaptırımlar hukuki ihlalleri telafi etmeyi hedefler.

Veri İhlallerinde Özel Hukuk Yaptırımları ve Korunma Yolları

Günümüzde bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde işlenmesi ve ihlal edilmesi riski artmıştır. Bu tür ihlaller karşısında mağdur olan veri sahiplerinin başvurabileceği en temel hukuki yollar, özel hukuk yaptırımları çerçevesinde şekillenmektedir. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca, kişisel verileri ihlal edilen bireyler, zararlarının giderilmesi için genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkına sahiptir. Bununla birlikte, Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu kapsamında kişilik hakkının zedelenmesi temeline dayanan çeşitli dava türleri ve hukuki koruma mekanizmaları mevcuttur. Bir veri ihlali gerçekleştiğinde, mağdurlar sadece ortaya çıkan zararlarının tazminini istemekle kalmaz, aynı zamanda saldırının niteliğine göre koruyucu davalar açarak ihlalin durdurulmasını veya önlenmesini de mahkemeden talep edebilirler. Hukuk sistemimiz, veri ihlallerini telafi etmek ve mağdurun bozulan manevi huzurunu tesis etmek amacıyla geniş kapsamlı ve etkili bir yaptırım mekanizması sunmaktadır.

Kişisel Veri İhlallerinde Tazminat Talepleri

Kişisel verilerinin izinsiz veya kanuna aykırı olarak işlenmesi nedeniyle zarar gören bir kişi, maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir. Kanun hükümleri, veri sahibine doğrudan genel hükümlere göre tazminat talep etme imkânı tanır. Haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde TBK madde 49 ve devamı hükümleri uygulanırken, ihlalin özellikle kişilik hakkının zedelenmesinden kaynaklanması durumunda TBK madde 58 devreye girmektedir. Eğer verileri hukuka aykırı işleyen veri sorumlusu ile mağdur arasında bir sözleşme ilişkisi bulunuyorsa, bu durumda sözleşmeye aykırılık neticesinde doğan tazminat talepleri için ilgili kanun hükümleri uygulanır. Gerek haksız fiil gerekse sözleşmeye aykırılık hallerinde, zarar görenin kişilik değerlerinde meydana gelen eksilme hukuki bir tatmin veya maddi bir giderim yoluyla telafi edilmeye çalışılır. Bu noktada, ispat yükü değişkenlik gösterebilmekte; sözleşme dışı ihlallerde davacı kusuru ispatla yükümlüyken, sözleşmesel ihlallerde veri sorumlusu kusursuzluğunu kanıtlamak zorundadır.

Manevi Tazminatın Şartları ve Belirlenmesi

Veri ihlallerinde en sık karşılaşılan talep türlerinden biri manevi tazminat talebidir. Manevi zarar, kişinin malvarlığı dışında kalan kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilme olarak tanımlanmaktadır. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için kural olarak hukuka aykırı fiil ile birlikte zarar verenin kusurunun bulunması aranır. Ancak teknolojik faaliyetlerin doğası gereği ortaya çıkan ihlallerde, tehlike sorumluluğu veya hakkaniyet sorumluluğu gibi kusursuz sorumluluk halleri de gündeme gelebilmektedir. Manevi tazminat kural olarak bir miktar paranın ödenmesi şeklinde nakden belirlenir. Hâkim, bu miktarı tayin ederken tarafların sosyo-ekonomik durumlarını, ihlalin ağırlığını ve kusur oranını objektif ölçütlerle değerlendirerek hakkaniyete uygun bir karar vermekle yükümlüdür. Türk hukukunda manevi tazminatın asıl fonksiyonunun cezalandırma değil, zarar görenin manevi huzurunu tesis edecek telafi edici bir işlev olduğu kabul edilmektedir.

Nakden Tazmin Dışındaki Yollar ve Maddi Tazminat

Hukukumuzda manevi zararın giderilmesi her zaman parayla yapılmak zorunda değildir. Hâkim, duruma göre nakdi tazminat yerine veya ona ek olarak, saldırıyı kınayan bir karar verilmesi ve bu kararın basın veya üçüncü kişilere bildirilmesi yoluyla yayımlanmasına hükmedebilir. Öte yandan, şahıs varlığına yönelik saldırı neticesinde malvarlığında matematiksel bir eksilme veya mahrum kalınan bir kâr söz konusuysa maddi tazminat da talep edilebilir. Maddi zarar genellikle malvarlığının aktifinde azalış veya pasifinde artış şeklinde fiili bir kayıp yaratır. Özellikle e-ticaret siteleri veya şirketler açısından itibar kaybı neticesinde yaşanan müşteri azalışı maddi zarar kalemi olarak değerlendirilir. Maddi tazminatta kural, zararın tam olarak denkleştirilmesidir ve tazminat miktarı meydana gelen gerçek zararı hiçbir surette aşamaz; aksi takdirde tazminat bir zenginleşme aracına dönüşmüş olur.

Kişilik Hakkını Koruyucu Davalar ve Kazancın İadesi

Kişisel verileri hukuka aykırı işlenen bireyler, tazminat davalarının yanı sıra doğrudan kişilik hakkını koruyucu davalar da açabilir. Koruyucu davaların en önemli özelliği, davacının haklılığını ispatlaması için kusur veya zararın varlığının aranmamasıdır; yalnızca hukuka aykırı bir saldırının mevcudiyeti mahkeme nezdinde yeterli kabul edilmektedir. Bu kapsamda mevzuatımızda öngörülen temel dava türleri şunlardır:

  • Saldırının Önlenmesi Davası: Henüz gerçekleşmemiş ancak gerçekleşmesi yönünde ciddi ve yakın bir tehdit barındıran ihlallere karşı açılır.
  • Saldırının Durdurulması Davası: Hâlihazırda başlamış ve fiilen devam eden veri ihlallerini ortadan kaldırmak için başvurulan hukuki yoldur.
  • Tespit Davası: İhlal eylemi sona ermiş olmakla birlikte, yarattığı olumsuz etkilerin devam ettiği durumlarda hukuka aykırılığın tespitini sağlar.

Ayrıca, kişilik hakkına saldırıda bulunulan kişi, gerçek olmayan vekâletsiz iş görme hükümlerine dayanarak, elde edilen haksız kazancın iadesini de talep edebilir. Bu talebin ileri sürülebilmesi için de hukuka aykırı bir fiil yeterli olup failin kusurlu olması şart değildir.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: