Anasayfa/ Makale/ Uzaktan Çalışmada Eşit İşlem Borcu ve...

Makale

İş hukukunda uzaktan çalışma ilişkisinin giderek yaygınlaşması, eşit işlem borcu ve masrafların bölüştürülmesi tartışmalarını beraberinde getirmiştir. Bu makale, işverenin eşit davranma yükümlülüğünün kapsamını ve çalışma mekanının düzenlenmesi ile iş araçlarının teminine yönelik maliyetlerin hukuki çerçevesini incelemektedir.

Uzaktan Çalışmada Eşit İşlem Borcu ve Masraflardan Sorumluluk

Uzaktan çalışma modelinin iş hayatının merkezine yerleşmesiyle birlikte, işçi ve işveren arasındaki hukuki ilişkilerin boyutu da geleneksel ofis düzeninden farklı bir yapıya bürünmüştür. Bu dönüşüm sürecinde, iş hukukunun temel yapı taşlarından biri olan işçiyi koruma ilkesi, uzaktan çalışanların maruz kalabileceği hak kayıplarını önlemek adına büyük bir önem taşımaktadır. Özellikle ofis ortamında bulunmamanın getirdiği görünmezlik, işverenlerin uzaktan çalışan işçilere yönelik yükümlülüklerini göz ardı etme riskini doğurabilmektedir. Bu bağlamda, işçiler arasında ayrım yapılmamasını güvence altına alan hukuki prensipler ile ev veya tele çalışma merkezlerinin ofise dönüştürülmesi aşamasında ortaya çıkan maliyetlerin kimin üzerinde bırakılacağı meselesi, mevzuatımızda hassasiyetle ele alınmıştır. İşverenlerin sadece çalışma modelinin farklılığına dayanarak işçileri dezavantajlı duruma düşürmemesi, hem anayasal eşitlik ilkesinin hem de iş hukukunun emredici normlarının kaçınılmaz bir gereğidir. Dolayısıyla, iş sözleşmelerinin kurulması ve ifası aşamasında, ayrımcılık yasağına ve masrafların işverence üstlenilmesi kuralına mutlak surette riayet edilmesi yasal bir zorunluluktur.

İş Hukukunda Eşit İşlem Borcunun Kapsamı

İşçi ve işveren arasındaki ilişkinin temel dinamiklerini düzenleyen iş hukuku, Anayasa'nın eşitlik ilkesinden beslenerek çalışma yaşamının her evresinde ayrımcılığı kesin bir dille yasaklamaktadır. Kanun önünde herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç veya mezhep gibi sebeplerle ayrım gözetilmeksizin eşit kabul edilmesi kuralı, iş ilişkisinde eşit davranma borcu olarak karşımıza çıkar. Bu borç, işverenin hiçbir haklı gerekçe bulunmaksızın aynı işyerinde benzer pozisyonlarda ve niteliklerde çalışan işçiler arasında keyfi olarak farklı uygulamalar yapmasını engellemeyi amaçlar. Uzaktan çalışma sözleşmesi ile istihdam edilen bir işçi, yalnızca çalışma mekanının geleneksel işyerinden farklı olması sebebiyle dezavantajlı bir konuma itilemez. Kanun koyucu, uzaktan çalışmanın atipik doğasından kaynaklanabilecek olası mağduriyetlerin önüne geçmek adına, salt iş sözleşmesinin niteliğinden ötürü farklı işleme tabi tutulmayı açıkça hukuka aykırı bulmuştur. İşverenlerin yönetim gücünü kullanırken bu anayasal ve yasal sınırların dışına çıkmaması, modern iş hukukunun en tartışılmaz ve emredici kurallarından biri olarak kabul edilmektedir.

Uzaktan çalışan işçilere yönelik eşit işlem yükümlülüğünün ihlal edilmesi durumunda, mevzuatımızda bu ihlale özgü bağımsız bir yaptırım öngörülmemiş olması ilk bakışta bir kanun boşluğu gibi görünse de, bu durum işçinin korumasız bırakıldığı anlamına kesinlikle gelmez. İş hukukunun sistematik yorumu ve zayıf konumda olan işçiyi koruma gayesi gereğince, uzaktan çalışan bir işçi haksız bir ayrıma maruz kaldığında, genel hükümler çerçevesinde ayrıntılı olarak düzenlenen ayrımcılık tazminatı talebinde bulunma hakkına sonuna kadar sahiptir. İşverenin, ofiste tam zamanlı çalışan işçilere sunduğu başarı primi, ikramiye veya hafta tatili ücreti gibi temel mali ve sosyal haklardan uzaktan çalışanları salt mekansal farklılık nedeniyle mahrum bırakması hukuken korunamayacak bir ihlaldir. Uluslararası normlar, Uluslararası Çalışma Örgütü standartları ve Avrupa Birliği Çerçeve Sözleşmeleri de tele çalışanların, işletmeye ait işyerinde istihdam edilen işçilerle aynı yasal ve sözleşmesel haklardan eksiksiz yararlanacağını açıkça güvence altına almış bulunmaktadır.

Uzaktan Çalışanlar İçin Emsal İşçi Kavramı ve Haklı Nedenle Ayrım

İşverenin yükümlü olduğu eşit davranma borcuna tam anlamıyla uyup uymadığının hukuki açıdan tespit edilebilmesi için değerlendirilmesi gereken en önemli kavram emsal işçi kriteridir. Uzaktan çalışan bir işçinin fiilen maruz kaldığı muamelenin haksız bir ayrımcılık teşkil edip etmediği, öncelikle aynı veya benzer işi aynı işyerinde tipik iş sözleşmesi koşulları ile ifa eden diğer bir işçinin durumuyla karşılaştırılarak netleştirilir. Eğer o işyerinde aynı veya benzer niteliklerde pozisyonda çalışan başka bir işçi fiilen bulunmuyorsa, bu durumda kıyasen ilgili işkolunda aynı vasıftaki işi yapan diğer şirketlerdeki işçilerin durumu emsal olarak hukuki değerlendirmeye alınabilmektedir. Unutulmamalıdır ki, işverenin istisnasız olarak bütün işçilerine mutlak surette her konuda eşit davranması beklenemez; zira hukuki eşitlik mutlak bir aynılık değil, benzer durumlarda olanlara benzer, farklı durumlarda olanlara ise haklı nedenlerle farklı muamele edilmesini gerektirir. İşçiler arasındaki kıdem, performans, uzmanlık, eğitim ve öğrenim durumu gibi somut ve objektif ölçütler, işveren açısından haklı farklılık yaratma nedenleri olarak kabul edilir.

Çalışma mekanının geleneksel işyeri dışında konumlanmasının getirdiği fiili ve mekansal farklılıklar, bazı yan hakların ve sosyal yardımların ödenmesinde işveren lehine haklı bir farklılık oluşturabilmektedir. Örneğin, işyerinde kendi bünyesinde bir yemekhanesi bulunan ve işçilerine fiilen sıcak yemek sağlayan bir işverenin, kilometrelerce uzaktan çalışan işçiye aynı sıcak yemeği ulaştırması fiziksel ve mantıksal olarak imkansızdır. Ancak bu durum, uzaktan çalışan işçinin beslenme ve yemek hakkından tamamen mahrum bırakılmasını asla haklı kılmaz; işveren bu mahrumiyeti telafi edecek adil bir nakdi yemek yardımı veya yemek kartı ödemesi yapmakla mükelleftir. Yol ve günlük ulaşım yardımı noktasında ise işçinin evden çıkıp bir başka mekana fiziken gitmesini gerektirmeyen durumlarda herhangi bir ulaşım masrafı doğmayacağından, bu kalemin ödenmemesi eşitlik ilkesine hukuka aykırı bir tecavüz yaratmaz. Fakat işçi, belirli günlerde bir tele çalışma merkezine, şirketin ofisine veya müşteri toplantılarına gitmek zorunda kalıyorsa ulaşım masraflarının da karşılanması gerekir.

İş Araçları ve Malzemelerin Temini Yükümlülüğü

İş sözleşmesi ve işçi işveren ilişkisinin doğası gereği, işin ifası için mutlaka ihtiyaç duyulan teknolojik altyapının, araçların ve gereçlerin eksiksiz biçimde sağlanması kural olarak işverenin temel ve devredilemez sorumluluğundadır. İmzalanan uzaktan çalışma sözleşmesinde, işin etkin bir şekilde yerine getirilmesi sırasında kullanılacak özel malzemelerin, bilgisayar yazılımlarının ve teknik donanımların kimin tarafından temin edileceği hususu hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde açıkça kararlaştırılmalıdır. Şayet taraflar arasında iş sözleşmesinde bu hususta aksi yönde özel bir hüküm veya o sektöre ait geçerli bir yerel adet bulunmuyorsa, borçlar hukuku prensipleri ve uzaktan çalışmayı düzenleyen ilgili yönetmelikler gereğince her türlü donanımın ve teçhizatın işverence fiilen sağlanması esastır. İşveren, uzaktan çalışana sağladığı taşınabilir bilgisayar, akıllı telefon, yazıcı veya güvenli internet erişim cihazları gibi kritik ekipmanların sadece salt temininden değil, aynı zamanda bunların güvenli kurulumundan, düzenli periyodik bakımından ve olası beklenmedik arızalarının hızlıca onarımından da tümüyle mali olarak sorumludur.

Mevzuatımız, işçinin işverenle karşılıklı anlaşarak işin sağlıklı bir şekilde görülmesi amacıyla bizzat kendisine ait kişisel donanım, araç, gereç veya bilgisayarını aktif olarak kullanmasına da hukuken cevaz vermektedir. Ancak böyle bir sözleşmesel anlaşmanın varlığı halinde bile işverenin tüm masraflardan tamamen muaf tutulması ve maliyetten kaçınması kesinlikle düşünülemez. İlgili kanun hükümleri, tamamen kendi şahsi ekipmanını işverenin işine özgüleyen ve kullandıran işçiye, işveren tarafından makul ve uygun bir parasal karşılık ödenmesini kesin olarak emretmektedir. Bu karşılık bedeli somut olarak hesaplanırken dikkate alınması zaruri olan temel maliyet kalemleri genel hatlarıyla şunlardır:

  • Cihazın kullanım ömrüne ve yıpranmasına bağlı amortisman giderleri
  • İşin ve sistemin zorunlu kıldığı yüksek maliyetli yazılım lisans bedelleri
  • Donanımın verimli çalışması için gereken düzenli bakım ve onarım masrafları
  • İşin kesintisiz yürütümü için tahsis edilen yüksek kotalı internet bağlantı ücretleri
  • Ekipmanın mesai saatlerindeki kullanımına bağlı olarak artan oransal elektrik giderleri

İşçi, kendi mülkiyetindeki ekipmanını doğrudan işverenin ekonomik faydası ve kârı için yıprattığından, yapılacak iş sözleşmesinde bu sürekli kullanıma yönelik makul bir ek ödeneğin yukarıdaki listeye göre detaylıca belirlenmesi elzemdir. Bu mali yükümlülüklerin işçiye yansıtılması hukuka aykırıdır.

Çalışma Mekanının Düzenlenmesi ve Zorunlu Masraflar

Uzaktan çalışmanın verimli, güvenli ve sağlıklı bir biçimde uzun soluklu yürütülebilmesi, işçinin fiilen çalıştığı fiziksel mekanın belirli asgari ergonomik standartlara tam anlamıyla kavuşturulmasına yakından bağlıdır. Çalışma alanının postür sağlığına, ergonomik ihtiyaçlara ve genel işçi sağlığı prensiplerine uygun olarak özenle düzenlenmesi amacıyla yapılan çalışma masası, bedeni destekleyen uygun bir sandalye ve göz sağlığını koruyan doğru aydınlatma gibi donanım harcamaları, işin görülmesi için zorunlu harcamalar kaleminden sayılmaktadır. Kanun koyucu, işverenin işin ifasının doğası gereği gerektirdiği her türlü zorunlu harcamayı bizzat üstlenmekle yükümlü olduğunu oldukça net ve emredici bir hukuki dille ifade etmiştir. Hatta, hukuki koruma kalkanı o kadar güçlüdür ki, bu tür zorunlu harcamaların işçi tarafından şahsi bütçesinden karşılanmasına yönelik olarak iş sözleşmelerine gizlice konulacak anlaşma ve kısıtlayıcı hükümler kesin olarak hükümsüz kabul edilmiştir. Ayrıca, işçi düzenli ofis giderlerini evinde yapıyorsa, işveren aylık avanslar ödemelidir.

Çalışma mekanının doğrudan işçinin kendi ikamet ettiği ev olması durumunda sürekli olarak ortaya çıkan ısınma, elektrik, su veya yüksek hızlı internet gibi genel fatura giderlerinin tam olarak ne ölçüde işverene yansıtılacağı, iş hukuku uygulamasında sıklıkla tartışılan çetrefilli bir konudur. İşçinin evindeki belirli bir odanın tamamen işverenin mesleki faaliyetlerine tahsis edilmesi ve o alanın ailevi özel kullanımının yasaklanması durumunda, söz konusu mekanın mesleki kullanımına dair bir nevi aylık kira bedeli ile doğrudan bu alana düşen elektrik ve doğalgaz giderlerinin işverence üstlenilmesi gerektiği doktrinde ağırlıklı olarak savunulmakta ve kabul görmektedir. Mekanın karma kullanıma, yani günün belirli saatlerinde mesleki amaca belirli saatlerinde ise yaşamsal amaca hizmet ettiği durumlarda ise, evin toplam fatura bedeli üzerinden mesai saatlerine ve doğrudan iş amaçlı kullanıma isabet eden adil bir oranlamanın yapılarak hesaplanması ve işçiye ödenmesi en mantıklı hukuki çözümdür.

Ekipmanın Korunması ve İşçinin Özen Borcu

İşverenin çalışma için elzem olan araç, gereç ve teknolojik donanımı eksiksiz bir şekilde temin etmesiyle birlikte, uzaktan çalışan işçinin de bu kıymetli ekipmanlara yönelik son derece ciddi ve sürekli hukuki sorumlulukları kendiliğinden doğmaktadır. İş ilişkisinde işçinin en temel ve sarsılmaz yükümlülüklerinden biri olarak kabul edilen özen ve sadakat borcu, doğrudan kendisine işin ifası için emanet edilen tüm teknik malzemenin amaca, tahsis usulüne ve işverenin yazılı talimatlarına uygun şekilde, azami özenle kullanılmasını kesin olarak emreder. İşveren, uzaktan çalışana teslim ettiği değerli araçların güncel, yıpranmamış ve gerçek rayiç bedellerini gösteren oldukça detaylı bir iş araçları zimmet listesini yazılı olarak işçiye imza karşılığı tebliğ etmeli ve işçi de bu ekipmanların periyodik bakımına azami dikkati göstermelidir. İşçi, fiilen kullandığı taşınabilir bilgisayar, lisanslı yazılım veya ağ bağlantı donanımında herhangi bir sistemsel arıza, donanımsal bozulma veya veri hırsızlığına yol açacak bir güvenlik zafiyeti fark ettiğinde sessiz kalamaz.

İşçinin, mesaisini ifa ederken bizzat kendisine tahsis edilen hassas elektronik aletlere, cihazlara ve teknik malzemelere kanunun aradığı gerekli asgari ihtimamı bilerek veya bilmeyerek göstermemesi sonucu ortaya çıkan somut maddi zararlarda, iş hukukunun temel sorumluluk ve tazmin mekanizması doğrudan devreye girecektir. Eğer uzaktan çalışan işçi, tamamen işverene ait olan ve zimmetlenen bu kıymetli ekipmanları kasıtlı davranışlarıyla veya ağır ihmali neticesinde tamamen kullanılmaz hale getirir, fiziki hasara uğratır ya da kaybederse, işverenin doğrudan doğruya uğradığı bu maddi zararı, söz konusu ekipmanın hasarlandığı veya kaybolduğu olay tarihindeki güncel rayiç bedeli üzerinden bütünüyle tazmin etmekle yasal olarak yükümlü olur. Dahası, işçinin kusurlu hareketleriyle işverene verdiği bu net zararın toplam miktarının, işçinin otuz günlük çıplak brüt ücretinin toplamını aşacak ciddi bir seviyeye ulaşması halinde, işverenin iş sözleşmesini hiçbir ihbar süresi tanımaksızın haklı nedenle ve derhal feshetme hakkı yasal olarak doğacaktır. Sözleşmelerde yer alan ve işçinin sorumluluğunu kusurundan bağımsız olarak sınırsız şekilde genişleten genel işlem koşulları ise yargısal denetim neticesinde geçersiz kabul edilmektedir.

Sonuç itibariyle, günümüzde hızla yayılan uzaktan çalışma uygulamalarının hem hukuken hem de operasyonel olarak başarılı ve uzun vadeli sürdürülebilir olması, tarafların eşit işlem borcuna ve maliyet dağılımına ilişkin kanuni sınırlara son derece katı ve tavizsiz bir şekilde riayet etmesiyle mümkündür. İş hukukunun işçiyi daima koruyucu emredici niteliği, fiili çalışma mekanının geleneksel ofis dışına, eve veya farklı bir uzak lokasyona taşınmasıyla asla ortadan kalkmadığı gibi; işverenin işçiyi gözetim, denetim ve koruma yükümlülükleri de yeni ve modern çalışma koşullarına hızla uyum sağlayarak evrilir ve şekil değiştirir. Uzaktan istihdam edilen işçilerin, aynı işyerinde ofiste çalışan emsallerine göre sırf göz önünde olmadıkları için keyfi olarak daha düşük ücretlere, sosyal hak kayıplarına veya ağır masraf yüklerine haksızca maruz bırakılması hem evrensel hakkaniyet ilkelerine hem de pozitif hukukun emredici eşitlik normlarına derinden aykırıdır. Her iki tarafın da dürüstlük kuralı çerçevesinde hareket etmesi zorunludur.

10 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: