Anasayfa Makale Tıpta Uzmanlıkta Mobbingin Hukuki Sınırları

Makale

Tıpta uzmanlık eğitimi sürecinde asistan hekimlerin karşılaştığı mobbing vakaları, hiyerarşik yapının kötüye kullanılmasıyla ortaya çıkan sistematik bir şiddet türüdür. Bu durumun hukuki sınırlarının çizilmesi, hekimlerin haklarının korunması ve güvenli çalışma ortamının tesisi açısından büyük bir yasal zorunluluk teşkil etmektedir.

Tıpta Uzmanlıkta Mobbingin Hukuki Sınırları

Tıpta uzmanlık eğitimi, doğası gereği yoğun bir mesleki mesai ve katı bir hiyerarşik düzen içerisinde yürütülmektedir. Bu hiyerarşik yapının hukuki sınırları aşılarak kötüye kullanılması, tıp alanında sıklıkla karşılaşılan mobbing (yıldırı, bezdiri, zorbalık) vakalarına zemin hazırlamaktadır. Bir hukukçu perspektifiyle yaklaşıldığında, iş yerinde sistematik şekilde ve sürekli olarak tekrarlayan kötü muamele olarak tanımlanan mobbing, hekimlerin en temel mesleki haklarına yönelik ağır bir ihlaldir. Araştırmalar, asistan hekimlerin ciddi bir kısmının çalışma ortamlarında bu tür psikolojik taciz eylemlerine maruz kaldığını açıkça göstermektedir. Özel bir şiddet türü olarak kabul edilen mobbing eylemleri, yalnızca bireyler arası uyuşmazlıklardan ibaret olmayıp, organizasyonel veya sistemik sorunların da hukuki bir tezahürüdür. Asistan hekimlerin uzmanlık eğitimi adı altında maruz bırakıldıkları bu sistematik psikolojik baskı, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatının açık bir ihlalidir. Bu doğrultuda, uzmanlık öğrencilerinin hukuki sınırları belirlenmiş, güvenli bir çalışma ortamında eğitim görme haklarının güvence altına alınması elzemdir.

Tıpta Uzmanlık Eğitimi ve Mobbingin Kapsamı

Hukuki açıdan bir eylemin mobbing olarak nitelendirilebilmesi için eylemlerin sistematik, sürekli ve kasıtlı bir şekilde gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Uzmanlık eğitimi, kendi içerisinde katı bir hiyerarşinin olduğu bir düzen içinde devam ettiğinden, bu yapının sınırlarının hukuka uygun şekilde belirlenmemesi bireysel, organizasyonel veya sistemik sorunların bir sonucu olarak mobbingi doğurabilmektedir. Yapılan güncel saha araştırmalarına göre, araştırma görevlisi hekimlerin yaklaşık yüzde otuzluk ciddi bir kesimi kurum içerisinde mobbinge maruz kaldığını açıkça beyan etmiştir. Bu yüksek oran, hukuki boyutta çalışma ortamlarındaki idari denetim mekanizmalarının ve önleyici tedbirlerin yetersizliğini gözler önüne sermektedir. Sistematik psikolojik şiddet, uzmanlık öğrencilerinin mesleki gelişim hakkını zedelemekle kalmayıp, aynı zamanda ağır çalışma koşulları ve uzun nöbet süreleriyle birleştiğinde çalışma barışını da temelden sarsmaktadır. Hukukun temel ilkeleri uyarınca, hiçbir eğitim veya hiyerarşi, bir hekime yönelik sistematik zorbalık ve bezdiri eylemlerinin meşru bir mazereti olarak sunulamaz.

Mobbing Kavramının Hukuki Temelleri ve Veriler

Bir uzmanlık öğrencisine yönelik her türlü olumsuz tutum doğrudan mobbing olarak değerlendirilmese de, eylemlerin belirli unsurları barındırması onu yasal çerçevede psikolojik taciz kapsamına sokar. Hukuk pratiğimizde mobbingin varlığından söz edebilmek için aranan en temel unsurlar; eylemin iş yerinde gerçekleşmesi, hiyerarşik veya eşdeğer bir konumdan kaynaklanması ve hekimin kişilik haklarını zedeleme amacı taşımasıdır. İstatistiksel verilere bakıldığında, tıpta uzmanlık öğrencilerinin maruz kaldığı bu sorunların hukuki boyutlarının ne denli derin olduğu görülmektedir. Hekimlerin maruz kaldığı yıldırı ve bezdiri eylemleri, doğrudan çalışma haklarının ihlali anlamına gelmektedir. Aşağıda, araştırma görevlisi hekimlerin mobbing maruziyetlerine ilişkin bilimsel araştırmalardan elde edilen veriler listelenmiştir:

  • Araştırma görevlisi hekimlerin yüzde 29,72'si çalışma ortamlarında net bir şekilde mobbinge maruz kaldığını belirtmiştir.
  • Katılımcı hekimlerin yüzde 23,23'lük kesimi ise yaşadıkları hukuka aykırı eylemlerin mobbing olup olmadığı konusunda kararsız kalmıştır.
  • İlgili bilimsel araştırmalara göre, psikolojik şiddet ve zorbalık, sağlık çalışanlarına yönelik en yaygın iş yeri şiddeti formlarından biridir.

Hiyerarşik Yapının Hukuka Aykırı Kullanımı

Asistan hekimlerin uzmanlık eğitimi sürecinde üstleriyle veya kurum yöneticileriyle yaşadığı ilişkiler, tamamen yasal mevzuatların çizdiği eğitim ve hizmet sunumu sınırları içerisinde kalmalıdır. Yasal sınırların aşılarak, kıdemli hekimler veya idareciler tarafından sistematik ve sürekli olarak tekrarlayan kötü muamele uygulanması, eğitim hiyerarşisinin kötüye kullanılmasıdır. Hukuk kuralları, eğitim verme adı altında uygulanan psikolojik baskı ve zorbalık eylemlerini kesinlikle reddeder. Bu eylemler, işverenin işçiyi koruma ve gözetme borcuna aykırılık teşkil ettiği gibi, aynı zamanda hekimin kişilik haklarına doğrudan saldırı niteliği taşır. Çalışma ortamında güvenliğin sağlanamaması ve hekimlerin sürekli bir psikolojik tehdit altında görev yapmaya zorlanması, hukuki açıdan idarenin ve şahısların sorumluluğunu doğuran bir eylemler bütünüdür. Bu nedenle, idarenin kendi bünyesinde gerçekleşen bu sistematik yıldırı politikalarına karşı önleyici mekanizmalar kurması, hukuki bir zorunluluktur.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: