Anasayfa Makale Okullarda Mobbingin Hukuki Tanımı ve...

Makale

Eğitim kurumlarında okul yöneticileri tarafından uygulanan mobbing, sistematik psikolojik şiddet ve idari yetkinin kötüye kullanılmasıdır. Bu makale, mobbingin hukuki kriterlerini ve ders programı dağılımından usulsüz görevlendirmelere kadar uzanan yönetsel ihlalleri hukuki bir perspektifle detaylıca incelemektedir.

Okullarda Mobbingin Hukuki Tanımı ve Yönetimsel İhlaller

Çalışma hayatında bireylerin maruz kaldığı en yıkıcı hukuki ihlallerden biri olan psikolojik taciz, eğitim kurumlarında da sıklıkla karşımıza çıkan derin bir sorundur. Hukuki bağlamda mobbing, bir çalışanı hedef alan, uzun süre devam eden ve kişiyi iş yerinden uzaklaştırmayı amaçlayan sistematik ve düşmanca davranışlar bütünü olarak tanımlanmaktadır. Eğitim sektöründe özellikle okul yöneticileri ile öğretmenler arasındaki hiyerarşik yapının kötüye kullanılması, bu durumun temelini oluşturur. Bir hukuki uyuşmazlık olarak mobbingin varlığından söz edebilmek için eylemlerin tesadüfi olmaması, kast unsuru taşıması ve belirli bir süreklilik arz etmesi şarttır. Ne yazık ki okullarda yöneticiler, idari yetkilerini bir yönetim aracı kisvesi altında personeli sindirmek için kullanabilmektedir. Bu durum, eğitimcilerin temel hak ve özgürlüklerinin açıkça ihlal edilmesi anlamına gelir. Yönetimsel ihlallerin hukuki çerçevesini doğru tespit etmek, mağduriyetlerin giderilmesi ve adil bir çalışma ortamının inşası için atılacak ilk ve en kritik adımdır.

Mobbingin Hukuki Çerçevesi ve Temel Kriterleri

Bir eylemin hukuken psikolojik şiddet ve yıldırma olarak nitelendirilebilmesi için belirli yasal unsurları kesintisiz biçimde barındırması gerekmektedir. Hukuk uygulamalarımızda ve doktrinde kabul edildiği üzere, eylemin kasıtlı olarak yapılması, belirli aralıklarla tekrarlanması ve genellikle en az altı ay boyunca sistematik şekilde devam etmesi aranmaktadır. Uluslararası Çalışma Örgütü nezdinde de bu durum, intikamcı, acımasız ve onur kırıcı eylemlerle çalışana zarar vermeyi amaçlayan saldırgan bir tutum olarak ifade edilmektedir. Eğitim kurumlarında karşılaşılan anlık bir öfke patlaması veya tesadüfi bir tartışma, hukuki anlamda tek başına mobbing teşkil etmez. Sürecin, hedef alınan eğitimcinin itibarsızlaştırılması, sindirilmesi ve nihayetinde istifaya zorlanması gibi bir kastla, düzenli bir psikolojik baskı aracı olarak yürütülmesi gerekmektedir.

Okullarda Karşılaşılan Yönetimsel İhlaller

Okul yönetim sürecinde idari yetkinin kötüye kullanılması, eylemin en somut hukuki delillerinden birini oluşturmaktadır. Eğitim kurumlarında yöneticilerin yasal mevzuatın kendilerine verdiği takdir yetkisini, çalışanları cezalandırmak veya boyun eğdirmek amacıyla sınırları aşarak kullandığı sıklıkla görülmektedir. Özellikle görevlendirmelerde usulsüzlük yapılması, kanunen uygun olan liyakatli kişi yerine yönetimin şahsi tercihleri doğrultusunda haksız ve keyfi atamalar gerçekleştirmesi açık bir idari ihlaldir. Bunun yanı sıra, öğretmenlere görev tanımlarıyla bağdaşmayan usulsüz ek işler yüklenmesi ve bu işler yapılmadığında yasal yönetmeliklerle tehdit edilmeleri, gücün sistematik bir tahakküm aracına dönüştüğünün resmi kanıtıdır. Yönetimin sergilediği bu keyfi davranışlar, idare hukukunun temel prensiplerinin ve fırsat eşitliği ilkesinin de açıkça çiğnenmesi anlamına gelmektedir.

Ders Programı ve İzin Süreçlerinde Adaletsizlik

Hukuki uyuşmazlıklara en sık konu olan idari kural ihlallerinden biri de ders programlarının dağılımında yapılan adaletsizliklerdir. Yöneticiler, idari takdir haklarını eşitlik ve objektiflik ilkelerine taban tabana zıt biçimde kullanarak, ders programlarını bir cezalandırma aracı haline getirebilmektedir. Boş derslerin adaletsizce planlanması, nöbet görevlerinin hakkaniyetsiz belirlenmesi ve öğretmenin mesaisinin kasıtlı olarak zorlaştırılması, şahsi çıkarlar doğrultusunda yetki aşımı olarak değerlendirilmektedir. Aynı şekilde, personelin anayasal güvence altındaki hakkı olan izin süreçlerinin yokuşa sürülmesi, zorunlu hallerde bile psikolojik baskı uygulanması veya idari inisiyatifin ayrımcı bir şekilde devreye sokulması, yönetimsel yıldırmanın bariz ihlallerindendir. Çalışanlar arasında dünya görüşlerine dayalı olarak yapılan adam kayırmacılık ve ödüllendirmede eşitsizlik, idarenin tarafsızlık yükümlülüğünü doğrudan ihlal etmektedir.

Sık Karşılaşılan Yönetsel İhlal Örnekleri

Eğitim kurumlarında hukuki incelemelere ve şikayet dosyalarına sıkça yansıyan, yöneticiler tarafından gerçekleştirilen haksız idari uygulamalar birden fazla şekilde ortaya çıkabilmektedir. Bir hukuki incelemede delil niteliği taşıyabilecek ve disiplin yaptırımı gerektiren başlıca idari ihlaller şu şekilde sıralanabilir:

  • Ders programlarının ve nöbet görevlerinin adil olmayan, kasıtlı ve dengesiz bir biçimde dağıtılması.
  • Başarıların objektif kriterlerle değerlendirilmeyerek, yönetime yakın olan kişilerin haksız yere ödüllendirilmesi.
  • Öğretmenlerin görev tanımları dışında kalan işlere zorlanması ve mevzuat yaptırımlarıyla tehdit edilmeleri.
  • Öğretmenlerin izin talepleri sırasında haksız zorluklar çıkarılarak yasal hakların kullandırılmaması.
  • Sendikal aidiyet veya kişisel dünya görüşü farklılıklarına dayanılarak idari ayrımcılık yapılıp personelin ötekileştirilmesi.
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: