Anasayfa/ Makale/ Mobbingin Hukuki Sınırları ve Temel Unsurları

Mobbingin Hukuki Sınırları ve Temel Unsurları

İş yaşamında sıkça karşılaşılan mobbing, salt bir çatışma değil; sistematik, sürekli ve kasıtlı bir psikolojik şiddet sürecidir. Bu makalede, bir eylemin hukuken mobbing sayılabilmesi için gereken temel unsurlar, süre kriterleri ve mobbingin diğer olumsuz davranışlardan ayrılan hukuki sınırları uzman bir perspektifle incelenmektedir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

İş hayatında çalışanların karşılaştığı en ciddi problemlerden biri olan mobbing (psikolojik şiddet), hukuki boyutuyla oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir. Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından intikamcı, acımasız, şeytanca ve onur kırıcı eylemler aracılığıyla bir ya da birden fazla kişiye zarar vermeyi hedefleyen davranışlar olarak tanımlanan bu olgu, sıradan bir işyeri anlaşmazlığından çok daha fazlasını ifade eder. Hukuk uygulamaları bağlamında bir davranışın mobbing olarak nitelendirilebilmesi için belirli temel unsurların ve hukuki sınırların somut olayda vücut bulması aranır. Heinz Leymann gibi alanın öncüleri tarafından çerçevesi çizilen bu kavram, hiyerarşik yapıdan veya güç dengesizliklerinden beslenen sistematik bir saldırı sürecidir. Bir mobbing avukatı gözüyle bakıldığında, işyerinde yaşanan her türlü olumsuzluğun, stresin veya geçici çatışmanın mobbing sayılamayacağı açıkça bilinmelidir. Bu nedenle, mağduriyetlerin doğru bir hukuki zeminde değerlendirilebilmesi için mobbingi şiddet, zorbalık ve cinsel taciz gibi diğer eylemlerden ayıran keskin sınırların ve eylemin süreklilik arz eden yapısının net bir şekilde ortaya konması gerekmektedir.

Mobbing Eyleminin Temel Unsurları ve Süre Kriteri

Hukuk pratiğinde bir eylemin mobbing olarak kabul edilebilmesi için aranan en temel unsur, davranışların sistematik ve sürekli bir biçimde gerçekleştirilmesidir. Ortaya konulan bilimsel ölçütlere göre, psikolojik taciz niteliğindeki bu eylemlerin haftada en az bir kez tekrarlanması ve genellikle en az altı aylık bir süreci kapsaması gerekmektedir. Bazı araştırmalar ise bu ortalama sürenin hukuki değerlendirmelerde altı ay ile on beş ay arasında değişebileceğini göstermektedir. Bu süreklilik kriteri, mobbingi anlık öfke patlamalarından veya tek seferlik tartışmalardan kesin bir biçimde ayırır. Eylemin kasıtlı olarak gerçekleştirilmesi, mağdurun itibarını zedelemeyi, onu iş ortamından dışlamayı veya istifaya zorlamayı hedeflemesi şarttır. Dolayısıyla, işyerindeki ilişkilerde yaşanan güç dengesizliklerinin kötüye kullanılarak hedef alınan kişiye karşı sürekli bir yıldırma politikası izlenmesi, uyuşmazlığın hukuki tanımını doğrudan şekillendirmektedir. Bu nedenle somut olaylarda bu temel unsurların varlığı, ispat süreçlerinin en can alıcı noktasını oluşturur.

Güç Dengesizlikleri ve Mobbingin Yönleri

Mobbing eylemlerinin temelinde yatan bir diğer kritik hukuki sınır, taraflar arasındaki güç dengesizliğidir. Bu güç farkı yalnızca fiziksel bir ayrım değil, organizasyonel yapıdan ve hiyerarşik pozisyondan kaynaklanan otoritenin kötüye kullanılmasıdır. Hukuki incelemelerde mobbing, gerçekleştiği yöne göre üç farklı kategoride ele alınır. Dikey mobbing, üstlerin hiyerarşik gücünü astlarına karşı bir baskı aracına dönüştürdüğü en yaygın türdür. Yönetim hakkının sınırlarının aşılarak çalışana asılsız suçlamalar yöneltilmesi, dış görünüşüyle veya inançlarıyla alay edilmesi bu kapsamdadır. Eşit statüdeki çalışanlar arasındaki rekabet veya çekememezlikten doğan eylemler yatay mobbing olarak nitelendirilir. Nadir görünse de astların birleşerek yöneticilerine karşı uyguladıkları sabotaj veya dışlama gibi eylemler ise yukarı doğru mobbing olarak tanımlanır. Her bir türün ispatı ve hukuki değerlendirmesi, failin kurumsal otoriteyi nasıl bir silaha dönüştürdüğüne göre değişiklik gösterir.

Mobbing ile Diğer İşyeri Sorunlarının Hukuki Ayrımı

Çalışma hayatında karşılaşılan her olumsuz eylem hukuken mobbing teşkil etmez; bu noktada kavram karmaşasının önüne geçmek elzemdir. Özellikle şiddet, zorbalık (bullying) ve taciz kavramları ile mobbing arasındaki ince çizgilerin belirlenmesi, doğru hukuki niteleme için şarttır. Mobbing genellikle psikolojik bir süreci ve uzun vadeyi ifade ederken, şiddet tek bir olayın sonucu olarak fiziksel veya psikolojik zarar verme kastıyla ortaya çıkabilmektedir. Benzer şekilde, zorbalık kavramı fiziksel saldırıları da kapsayan ve genellikle bireysel gerçekleşen bir olgudur; oysa mobbing birden fazla kişinin dahil olduğu bir grup dinamiğiyle de şekillenebilir. İşyerindeki olağan çatışmalar, taraflar arasında görev veya kişilik farklılıklarından doğan anlaşmazlıklar olup, eğer çözümlenmez ve sistematik bir hal alırsa mobbinge dönüşme riski taşır. Ayrıca, cinsel taciz gibi eylemlerde süreklilik şartı aranmaksızın tek bir eylem dahi hukuki ihlal sayılırken, mobbing iddialarında ısrarlı bir tekrarlılık döngüsü aranmaktadır.

Kavram Eylemin Niteliği Süreklilik ve Sıklık Hukuki Temel
Mobbing Psikolojik, sistematik ve kasıtlı yıldırma En az 6 ay süren, haftada en az bir kez tekrarlanan Psikolojik şiddet, otoritenin kötüye kullanımı
Şiddet Fiziksel veya ağır psikolojik saldırı Tek bir eylemle bile gerçekleşebilir Doğrudan zarar verme kastı
Zorbalık Fiziksel ve psikolojik saldırı Anlık veya sürekli olabilir Güç dengesizliği ve aşağılayıcı eylem
Çatışma Amaç veya fikir uyuşmazlığı Durumsaldır, yönetilebilir İlişki veya görev kaynaklı uyuşmazlık
Cinsel Taciz Cinsellik içeren istenmeyen davranış Süreklilik gerekmez, tek olay yeterlidir Kişilik haklarının ve rızanın ihlali
Patronum bugün bana bağırıp hakaret etti, mobbing davası açabilir miyim? expand_more
İş yerinde karşılaşılan her olumsuz olay veya geçici çatışma hukuken mobbing (psikolojik taciz) olarak değerlendirilmemektedir. Hukuk pratiğinde bir eylemin mobbing sayılabilmesi için davranışların kasıtlı, sistematik ve sürekli bir biçimde gerçekleştirilmesi aranır. Ani öfke patlamaları veya tek seferlik tartışmalar bu kapsama girmez. İddianızın hukuki zemine oturabilmesi için, size yönelik bu olumsuz eylemlerin haftada en az bir kez tekrarlanması ve genellikle en az altı aylık bir süreci kapsaması gerekmektedir.
İş arkadaşım beni dışlıyor ve arkamdan iş çeviriyor. Bu da mobbing midir? expand_more
Mobbing eylemlerinin her zaman yöneticilerden astlara doğru (dikey mobbing) gerçekleşmesi gibi bir zorunluluk bulunmamaktadır. Eşit statüde çalıştığınız kişiler arasında yaşanan rekabetten veya çekememezlikten doğan dışlama, itibarı zedeleme gibi eylemler de hukuken "yatay mobbing" olarak nitelendirilir. Burada önem arz eden husus, aranızdaki gerilimin sıradan bir uyuşmazlıktan ziyade sizi iş ortamından dışlamayı hedefleyen sistematik bir yıldırma politikasına dönüşmüş olmasıdır. Gerekli süreklilik, kasıt ve güç dengesizliğinin kötüye kullanılması unsurları mevcutsa, bu durumu da hukuki yollara taşıyabilirsiniz.
İş yerinde sürekli bir tartışma ve stres var. Bu mobbing sayılmaz mı? expand_more
Çalışma ortamında görev dağılımı veya kişilik farklılıklarından doğan olağan anlaşmazlıklar doğrudan mobbing teşkil etmez. Hukuki anlamda çatışma, ilişki veya görev kaynaklı olup durumsal ve yönetilebilir bir olgudur. Ancak bu sıradan anlaşmazlıklar çözümlenmez ve özellikle bir kişiyi hedef alan kasıtlı, sürekli ve dışlayıcı bir hal alırsa mobbinge dönüşme riski taşır. Mobbing iddiasında bulunabilmek için, ortadaki durumun genel bir stresten ziyade, organizasyonel gücün sizin üzerinizde sistematik bir baskı aracına dönüştürülmüş olması aranmaktadır.
İş yerinde tacize uğradım, mobbing davası için altı ay beklemem mi lazım? expand_more
Kesinlikle beklemeniz gerekmez; zira cinsel taciz ile mobbing kavramları hukuk sistemimizde birbirinden tamamen farklı ihlallerdir. Mobbing iddialarında karşı tarafın eylemlerinin en az altı ay süren, ısrarlı ve tekrarlanan bir döngüde olması şartı aranır. Ancak cinsel taciz gibi kişilik haklarının ve rızanın ihlal edildiği eylemlerde herhangi bir süreklilik şartı aranmaksızın tek bir eylem dahi doğrudan hukuki ihlal sayılır. Böyle bir durumda süre veya tekrarlanma kriteri aranmadan derhal gerekli hukuki süreçleri başlatmanız gerekmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir