Makale
KVKK Kurul Kararları Işığında Avukatın Sorumluluğu
Avukatlık mesleği, doğası gereği kişisel verilerle doğrudan ve yoğun bir temas halinde yürütülmektedir. Bu husus, avukatları 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında veri sorumlusu statüsüne getirmektedir. Her ne kadar Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından avukatlar için Veri Sorumluları Siciline Kayıt Yükümlülüğünden muafiyet tanınmış olsa da, aydınlatma, veri güvenliğini sağlama ve ilgili kişinin haklarına riayet etme gibi temel yükümlülükler eksiksiz biçimde devam etmektedir. Kurul kararları incelendiğinde, mesleki faaliyetlerini icra eden avukatların, savunma hakkı sınırları içerisinde hareket ettiklerini düşünürken dahi ağır idari para cezaları ile karşı karşıya kalabildikleri görülmektedir. Zira, kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde işlenmesi sadece kanuni yaptırımları değil; aynı zamanda 1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları uyarınca disiplin ve tazminat sorumluluklarını da beraberinde getirmektedir. Bu makalede, emsal kararlar ışığında avukatların karşılaştıkları ihlal riskleri ve sorumluluk boyutları hukuki bir perspektifle ele alınmaktadır.
Kurul Kararlarında Öne Çıkan İhlal Halleri
Kişisel Verileri Koruma Kurulu tarafından verilen kararlar, avukatların üçüncü kişilere veya karşı tarafa ait verileri işlerken son derece titiz davranmaları gerektiğini ortaya koymaktadır. Örneğin, bir icra takibi sürecinde borçlunun yakınına bilgilendirme mesajı gönderilmesi, Kurul tarafından veri güvenliğine ilişkin yükümlülüklerin ihlali olarak değerlendirilmiş ve idari yaptırım uygulanmıştır. Benzer şekilde, bir alacak davasında karşı taraf tanığının adli sicil kaydının mahkemeye sunulması eylemi, özel nitelikli kişisel verilerin hukuka aykırı işlenmesi kabul edilerek dönemin asgari ücretinin çok üstünde, ağır bir idari para cezasına konu edilmiştir. Bu kararlar, mesleğin ifası sırasında elde edilen bilgilerin sadece ilgili yargı mercilerinde ve kesin bir hukuki zorunluluk kapsamında kullanılması gerektiğini, aksi takdirde kamu görevlisi sayılan avukatların ciddi hukuki yaptırımlarla karşılaşabileceğini göstermektedir.
Kurul Kararları Kapsamında Avukatın Sorumluluk Türleri
Avukatın yasal mevzuat hükümlerine aykırı hareket etmesi, tek boyutlu bir yaptırım ile sınırlı kalmamakta, çok katmanlı bir sorumluluk rejimini harekete geçirmektedir. Bu sorumluluklar şu şekilde sınıflandırılabilir:
- İdari Sorumluluk: Kurul kararlarına veya veri güvenliği yükümlülüklerine uyulmaması halinde uygulanan, kurumsal düzeyde yüksek meblağlı idari para cezaları.
- Hukuki ve Sözleşmesel Sorumluluk: Vekalet sözleşmesinin ve özen yükümlülüğünün ihlali sebebiyle, kişilik hakları zedelenen müvekkil veya üçüncü kişilerin avukata karşı açabileceği maddi ve özellikle manevi tazminat davaları.
- Disiplin Sorumluluğu: Veri ihlalinin aynı zamanda sır saklama yükümlülüğünü bozması nedeniyle, Avukatlık Kanunu ve Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları çerçevesinde barolar tarafından yürütülen disiplin soruşturmaları.
- Cezai Sorumluluk: Verilerin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi veya ifşa edilmesi durumunda Türk Ceza Kanunu kapsamında şahsen doğabilecek cezai yaptırımlar.
Mahkemeye Sunulan Delillerde Hukuka Uygunluk Sınırı
Kurulun yaklaşımı her zaman yaptırım yönünde olmamakla birlikte, hukuka uygunluk sınırlarının dar yorumlandığı durumlar dikkat çekmektedir. İstisnai olarak ihlal bulunmayan bir Kurul kararında, bir soybağı davasında ortak kişisel veri niteliğindeki genetik raporların avukat tarafından dosyaya sunulması, yasal mevzuat hükümleriyle uyumlu bir veri işleme faaliyeti olarak görülmüştür. Ancak bu tür olumlu değerlendirmeler, avukatların bağımsız bir veri sorumlusu sıfatıyla taşıdıkları riskleri ortadan kaldırmamaktadır. Avukatlar, temsil ettikleri kişilerin haklarını sert ve etkin bir biçimde savunmak zorunda olsalar da, Kurul uygulamaları bu savunmanın yasanın öngördüğü ölçülülük ve amaca bağlılık ilkeleri ile sınırlandırıldığını göstermektedir. Dolayısıyla, yargılamanın seyrini değiştirebilecek kritik bir delilin sunulması sürecinde bile, veri ihlali engeli ile adil yargılanma hakkı arasındaki ince çizginin avukatlar tarafından özenle gözetilmesi yasal bir zorunluluktur.