Anasayfa/ Makale/ İş Hukukunda Özel Nitelikli Kişisel Veriler ve Ölçülülük İlkesi

İş Hukukunda Özel Nitelikli Kişisel Veriler ve Ölçülülük İlkesi

İş hukukunda işçilerin özel nitelikli kişisel verilerinin işlenmesi, ayrımcılık riski taşıdığından üst düzey koruma gerektirir. Veri işleme faaliyetlerinde ölçülülük ilkesi gözetilmeli; amaca uygun, sınırlı ve gerekli olan asgari veri toplanmalıdır. İşverenin yönetim hakkı ile işçinin kişilik hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

İş hukukunda özel nitelikli kişisel veriler, yapıları gereği öğrenilmeleri halinde ilgili kişinin ayrımcılığa uğramasına veya mağdur olmasına neden olabilecek son derece hassas nitelikteki verileri ifade etmektedir. 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında bu veriler, diğer kişisel verilere kıyasla daha sıkı bir hukuki koruma rejimine tabi tutulmuştur. İşçi ve işveren arasındaki hukuki ilişkinin doğası gereği, işçi işveren karşısında daha zayıf ve bağımlı bir konumda yer almaktadır. Bu bağımlılık ilişkisi, işçinin anayasal güvence altındaki temel hak ve özgürlüklerinin, özellikle de özel hayatının gizliliğinin korunması noktasında ölçülülük ilkesi denetimini zorunlu kılmaktadır. İş ilişkisi içerisinde işverenin yönetim ve denetim yetkisi mutlak ve sınırsız değildir. İşverenin meşru menfaatleri doğrultusunda gerçekleştireceği veri işleme faaliyetleri, işçinin kişilik haklarına doğrudan bir müdahale niteliği taşıdığından, bu müdahalenin mutlaka hukuka uygunluk sebeplerine dayanması ve işin niteliğinin gerektirdiği ölçüyü kesinlikle aşmaması gerekmektedir.

Özel Nitelikli Kişisel Verilerin Kapsamı ve Korunması

İlgili kanun uyarınca kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik ve genetik verileri özel nitelikli kişisel veri olarak tasnif edilmiştir. Bu verilerin işlenmesi, kişinin maddi ve manevi varlığını özgürce geliştirme hakkı ile doğrudan bağlantılıdır. Kural olarak, işçinin açık rızası bulunmaksızın bu verilerin işlenmesi apaçık bir hukuka aykırılık oluşturmaktadır. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin veriler ancak sır saklama yükümlülüğü altında bulunan yetkili kişi veya kurumlar tarafından, kamu sağlığının korunması veya tıbbi teşhis ve tedavi gibi çok sınırlı amaçlarla işlenebilmektedir. İşçilerin bu hassas verilerinin, iş görme edimi ile doğrudan objektif bir bağlantısı bulunmayan durumlarda işveren tarafından zorla talep edilmesi veya herhangi bir şekilde işlenmesi, doğrudan doğruya kişilik haklarının ihlali sonucunu doğuracaktır.

İş İlişkisinde Ölçülülük İlkesinin İşlevi

Temel bir güvence olan ölçülülük ilkesi, iş ilişkisinde işverenin müdahale yetkisini kesin sınırlarla çizen ve işçinin özgürlüklerini güvence altına alan en önemli denge mekanizmasıdır. Genel ilkeler arasında "işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma" şeklinde ifade edilen bu kural, işverenin sadece iş sözleşmesinin ifası veya meşru bir menfaatin tesisi için mutlak surette gerekli olan asgari veriyi toplamasını emretmektedir. Müdahalenin meşru bir amaç gütmesi, amaca ulaşmak için elverişli olması ve hedeflenen amaçla orantılı bir şekilde gerçekleştirilmesi şarttır. Aksi takdirde, elde edilen veriler işçinin rızası ile alınmış olsa dahi, rızanın özgür iradeye dayanmadığı veya müdahalenin orantısız olduğu gerekçesiyle hukuka aykırı veri işleme faaliyeti gündeme gelecektir. Özellikle teknolojik imkânların artmasıyla birlikte işverenin denetim yetkisinin kontrolsüzce genişlemesi, işçinin mahrem ve özel alanının daralmasına hiçbir şekilde meşruiyet kazandıramaz.

Özel Nitelikli Verilerde Ölçülülük İlkesinin Uygulanması

İş ilişkisinde özel nitelikli kişisel verilerin işlenmesi söz konusu olduğunda, ölçülülük ilkesinin uygulanması çok daha katı standartlara ve sıkı denetimlere bağlanmıştır. İşverenin bilgi edinme hakkı ile işçinin temel mahremiyeti arasındaki muhtemel çatışmada, işle doğrudan bağlantısı olmayan sağlık verilerinin, biyometrik verilerin veya adli sicil kayıtlarının ısrarla talep edilmesi doğrudan ayrımcılık yasağının ihlali anlamına gelmektedir. İşyerinde güvenlik veya devamlılık takibi amacıyla çok daha az müdahaleci yöntemler mevcutken, işçilerin parmak izi veya retina taraması gibi özelliklerinin kaydedilmesi ölçülülük ilkesine açıkça aykırıdır. Aşağıda bu konudaki temel değerlendirme kriterleri yer almaktadır:

  • Sağlık Verileri: Sadece işin niteliğinin zorunlu kıldığı asgari ölçüde ve mutlaka işyeri hekimi vasıtasıyla işlenmeli, diğer işçilerle paylaşılmamalıdır.
  • Ceza Mahkûmiyeti Verileri: İstihdam edilecek spesifik pozisyonun doğası gereği işverenin duyacağı güven sarsıntısını önlemek adına güvenlik açısından elzem olduğu durumlarda bağlantılı olarak talep edilmelidir.
  • Biyometrik Veriler: Herhangi bir güvenlik amacı güdülse dahi, amaca ulaşmak için daha hafif bir yöntemin (örneğin manyetik kart) bulunmadığı çok istisnai durumlarda kullanılmalıdır.
  • Din, Siyasi Görüş ve Sendika Üyeliği: Kural olarak iş görme edimiyle ve performansla hiçbir bağı bulunmadığından bu bilgilerin işlenmesi her koşulda orantısız ve hukuka aykırı kabul edilir.
Patron işe girişte parmak izimi veya göz taramamı isteyebilir mi? expand_more
İşvereninizin parmak izi veya retina taraması gibi biyometrik verilerinizi talep etmesi, kanun kapsamında özel nitelikli kişisel veri işleme faaliyetidir ve çok sıkı kurallara tabidir. İşyerinde güvenlik veya devamlılık takibi sağlamak amacıyla manyetik kart okutma gibi daha hafif ve az müdahaleci bir yöntem varsa, biyometrik verilerinizin alınması hukuka aykırıdır. Bu tür veriler ancak meşru bir amaca ulaşmak için daha hafif hiçbir alternatifin bulunmadığı çok istisnai güvenlik durumlarında ve ölçülülük ilkesine uyularak kullanılabilir. Aksi takdirde, sizden rıza alınmış olsa bile bu uygulama işçinin mahremiyetine orantısız bir müdahale olacağından hukuka aykırı kabul edilecektir.
Hastalık geçmişimi ve sağlık raporlarımı yöneticilerim görebilir mi? expand_more
Sağlık verileriniz, öğrenilmesi halinde ayrımcılığa uğramanıza neden olabilecek son derece hassas ve özel nitelikli kişisel veriler kategorisindedir. Kanun gereği bu veriler yalnızca sır saklama yükümlülüğü bulunan yetkili kişiler, yani işyeri hekimi tarafından ve işin zorunlu kıldığı asgari ölçüde işlenebilir. İş görme ediminizle doğrudan bir bağlantısı olmayan sağlık verilerinizin yöneticileriniz tarafından zorla talep edilmesi veya diğer işçilerle paylaşılması, doğrudan kişilik haklarınızın ihlali anlamına gelir. Bu nedenle, hastalık geçmişinize dair detaylı bilgilerin insan kaynakları veya yöneticileriniz tarafından keyfi olarak incelenmesi veya saklanması ölçülülük ilkesine aykırıdır.
İşveren mülakatta siyasi görüşümü veya hangi sendikaya üye olduğumu sorabilir mi? expand_more
Siyasi düşünceniz, dini inancınız, mezhebiniz veya sendika üyeliğinize dair bilgiler kanunlarımızda özel nitelikli kişisel veri olarak çok sıkı bir şekilde korunmaktadır. Bu bilgilerin sizin iş yerindeki performansınızla veya yapacağınız işle hiçbir nesnel ve doğrudan bağlantısı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, işverenin bu tür verileri talep etmesi veya işlemesi her koşulda orantısız, hukuka aykırı ve doğrudan ayrımcılık yasağının ihlali olarak kabul edilir. Rızanız olsa dahi, iş ilişkisindeki bağımlı konumunuz nedeniyle bu verilerin toplanması geçerli bir hukuka uygunluk sebebine dayandırılamaz.
İşe girmek için benden istenen her sabıka kaydını vermek zorunda mıyım? expand_more
Ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirlerine ilişkin verileriniz özel nitelikli kişisel veriler arasında yer alır ve işverenin bu bilgileri talep etme hakkı mutlak değildir. İşveren, yalnızca istihdam edileceğiniz spesifik pozisyonun doğası gereği güvenlik açısından gerçekten elzem olan durumlarda bu belgeleri talep edebilir. Talep edilen verinin işin niteliği ile bağlantılı olması, sınırlı ve gerekli olan asgari bilgiyi içermesi şarttır. İşle doğrudan bir bağlantısı olmamasına rağmen, sırf bilgi edinmek amacıyla adli sicil kaydınızın ısrarla istenmesi, ölçülülük ilkesinin ve mahremiyetinizin açık bir ihlalidir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir