Anasayfa/ Makale/ Görev Dışı Çalıştırma ve Kadro Tehdidi Bağlamında Mobbing

Görev Dışı Çalıştırma ve Kadro Tehdidi Bağlamında Mobbing

İşyerinde yıldırma (mobbing) süreçlerinde sıkça karşılaşılan görev tanımı dışı çalıştırma ve kadro tehdidi, çalışanın mesleki istismarını hedef alan hukuka aykırı eylemlerdir. Özellikle akademide araştırma görevlilerine yönelik sekreterlik dayatması ve akademik izin taleplerinde kadroyla tehdit edilmesi açık bir mobbing ihlalidir.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

İş hukuku bağlamında işçinin veya kamu görevlisinin iş sözleşmesinde veya yasal mevzuatta belirtilen görev tanımının dışındaki işlere zorlanması, işveren veya idare tarafından gerçekleştirilen çok ciddi bir hukuki ihlaldir. Özellikle üniversiteler gibi hiyerarşik yapıların belirgin olduğu kurumlarda, idare tarafından verilen işlerin yapılması konusunda kadro ile tehdit edilmesi ve çalışana psikolojik taciz (mobbing) uygulanması sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Akademik personelin uzmanlık alanı veya yasal statüsüyle bağdaşmayan, sekreterlik gibi memuriyet tanımları içerisinde yer alan idari işlere zorlanması, kişinin mesleki onurunu zedeleyen bir yıldırma politikasıdır. Hukuki perspektiften değerlendirildiğinde, bir çalışana kapasitesinin ve yapması gereken işin çok üzerinde bir iş yükü verilmesi ve kendi görev tanımının dışında işlerin dayatılması, mobbingin en tipik görünümlerinden birini oluşturmaktadır. İşverenin yönetim hakkı, çalışanı istismar edecek ve onu asıl mesleki faaliyetlerinden alıkoyacak şekilde keyfi olarak kullanılamaz.

Akademik Ortamlarda İdari İş Yükü ve Görev Tanımı İhlali

Yükseköğretim kurumlarında sıklıkla karşılaşılan mobbing türlerinden biri, özellikle kariyerinin başındaki genç akademisyenlere ve araştırma görevlilerine yönelik uygulanan görev dışı iş dayatmasıdır. İdareciler veya kıdemli akademisyenler tarafından, diğer hocaların yapması gereken işlerin veya doğrudan memurların sorumluluk alanına giren idari görevlerin ast konumundaki kişilere yüklenmesi, yasal dayanağı olmayan bir uygulamadır. Yapılan akademik ve hukuki araştırmalar, araştırma görevlilerinin asıl görevleri olmamasına rağmen sekreterlik ve benzeri işleri yapmaya zorlanarak istismar edildiklerini ortaya koymaktadır. Kişinin sırf boş durduğu veya hiyerarşik olarak alt konumda olduğu gerekçesiyle kendi görev tanımının tamamen dışındaki işlere maruz bırakılması, çalışanın mesleki gelişimine engel olmakta ve iş akdinin esaslı unsurlarını ihlal etmektedir. Bu tür uygulamalar, çalışanın asıl işine odaklanmasını engellediği gibi, aşırı iş yükü yaratarak kişiyi psikolojik olarak yıpratmayı ve kurumdan uzaklaştırmayı amaçlayan kasıtlı bir yıldırma stratejisidir.

Kadro Tehdidi ve Akademik İzinlerin Engellenmesi

İdarecilerin sahip oldukları yetkileri çalışanlar üzerinde bir tehdit unsuru olarak kullanması, hukuk sistemimizde yetki saptırması ve mobbing olarak değerlendirilmektedir. Özellikle akademide çalışan kişilerin bilimsel bir faaliyete veya akademik bir toplantıya katılmak amacıyla izin talep etmeleri en temel mesleki haklarındandır. Ancak bu tür meşru talepler karşısında idarenin, ileride kadro almak istendiğinde bu durumların karşılarına çıkacağına yönelik tehditkâr üslupları, açık bir psikolojik şiddet ve yıldırma eylemidir. İdarenin, personelin anayasal çalışma ve kendini geliştirme hakkını kadro güvencesi üzerinden şantaj malzemesi haline getirmesi, hukuka aykırı bir baskı mekanizmasıdır. Çalışanın gelecekteki istihdam güvencesinin, idarenin hukuka aykırı talimatlarına boyun eğme veya yasal haklarından feragat etme şartına bağlanması, mahkemeler nezdinde kesin bir mobbing göstergesi olarak kabul edilmektedir.

Görev Dışı Çalıştırmanın Mobbing Kapsamındaki Yansımaları

Hukuki düzlemde bir çalışana kapasitesini aşan düzeyde iş yükü yüklenmesi ve asıl işinin yaptırılmaması, çalışanın itibarsızlaştırılması ve ötekileştirilmesi amacını taşımaktadır. Aşağıda, görev dışı çalıştırma ve tehdit unsuru içeren eylemlerin mobbing bağlamındaki temel yansımaları listelenmiştir:

  • Çalışana, eğitimini aldığı ve atandığı kadronun çok altında, uzmanlık gerektirmeyen idari işlerin sürekli olarak yaptırılması.
  • Meşru akademik ve mesleki izin taleplerinin idarece reddedilmesi veya bu taleplerin gelecekteki kadro tahsisinde bir şantaj aracı olarak kullanılması.
  • Diğer çalışanlara veya amirlere ait şahsi işlerin, hiyerarşik baskı yoluyla bir çalışana yüklenerek onda tükenmişlik hissi yaratılması.
  • İşin niteliği ile bağdaşmayan emirler verilerek kişinin iş ortamında yalnızlaştırılması ve profesyonel kimliğinin zedelenmesi.
Kendi işim olmayan sekreterlik gibi işleri yapmaya zorlanıyorum, bu yasal mı? expand_more
İş hukukumuz ve mevzuatımız gereği, bir çalışanın iş sözleşmesinde veya yasal statüsünde belirtilen görev tanımının dışındaki işlere zorlanması ciddi bir hukuki ihlaldir. Özellikle hiyerarşik yapılarda, eğitimini aldığınız uzmanlık alanının çok altında ve memuriyet tanımına giren idari işlerin tarafınıza sürekli dayatılması doğrudan mobbing (psikolojik taciz) olarak kabul edilmektedir. İşverenin veya idarenin sahip olduğu yönetim hakkı, çalışanı istismar edecek ve mesleki onurunu zedeleyecek şekilde keyfi olarak kullanılamaz. Hukuki açıdan uzmanlık gerektirmeyen bu tarz idari işlerin sürekli yaptırılması, profesyonel kimliğinize yönelik açık bir saldırıdır.
İzin istediğimde kadro vermemekle tehdit ediliyorum, bu durumda ne yapabilirim? expand_more
İdarecilerin sahip oldukları yetkileri çalışan üzerinde bir şantaj malzemesi olarak kullanması, hukuk sistemimizde "yetki saptırması" ve açık bir psikolojik şiddet eylemidir. En temel mesleki haklarınızdan olan izin taleplerinizin engellenmesi ve gelecekteki istihdam güvencenizin hukuka aykırı şekilde şarta bağlanması, mahkemelerce kesin bir mobbing göstergesi sayılmaktadır. Bu tür tehditkâr üsluplar, idarenin hukuka aykırı talimatlarına boyun eğmenizi sağlamaya yönelik kasıtlı bir baskı mekanizmasıdır. Anayasal çalışma ve kendini geliştirme hakkınızı ihlal eden bu şantajlara karşı yasal yollara başvurarak hakkınızı arayabilirsiniz.
Amirim kendi şahsi işlerini bana yaptırıyor ve iş yükümden nefes alamıyorum, suç mu? expand_more
Amirlerin hiyerarşik baskı kurarak kendi şahsi işlerini alt konumdaki çalışanlara yüklemesi, yasal dayanağı olmayan ve kişide tükenmişlik hissi yaratmayı hedefleyen bir eylemdir. Bir çalışana kapasitesinin ve yapması gerekenin çok üzerinde aşırı bir iş yükü verilmesi, iş hukukunda mobbingin en tipik görünümlerinden birini teşkil eder. Bu tür keyfi uygulamalar, çalışanın asıl işine odaklanmasını doğrudan engellemekte ve kişiyi iş ortamında yalnızlaştırmayı amaçlamaktadır. Hukuki düzlemde bu dayatmalar, çalışanın itibarsızlaştırılması ve ötekileştirilmesi maksadı taşıdığından yargı önünde psikolojik taciz olarak ispatlanabilir niteliktedir.
Sırf kıdemsizim diye diğer personelin işleri de bana yıkılıyor, buna hakkı var mı? expand_more
Sırf hiyerarşik olarak alt konumda bulunduğunuz veya idarece boş durduğunuz iddia edildiği için diğer çalışanların sorumluluğundaki görevlerin size yüklenmesi açıkça hukuka aykırıdır. İş sözleşmenizin esaslı unsurlarını ihlal eden bu durum, sizi psikolojik olarak yıpratmayı ve kurumdan uzaklaştırmayı amaçlayan kasıtlı bir yıldırma stratejisidir. İşverenin yönetim yetkisi, çalışanın asıl mesleki faaliyetlerinden alıkonularak başkalarının işini yapmaya zorlanmasını kapsamaz. Mesleki gelişiminize engel olan ve istismar niteliği taşıyan bu aşırı iş yükü dayatmalarına karşı hukuki koruma talep edebilirsiniz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir