Anasayfa Makale Bireysel İş Hukukunda Uzaktan Çalışma...

Makale

Gelişen teknoloji ve değişen sosyoekonomik şartlar doğrultusunda yaygınlaşan uzaktan çalışma, bireysel iş hukuku kapsamında işçi ve işveren açısından yenilikçi hak ve yükümlülükler barındıran atipik bir iş sözleşmesi türüdür. Bu makalede sözleşmenin hukuki boyutu analiz edilmektedir.

Bireysel İş Hukukunda Uzaktan Çalışma Sözleşmesi ve Uygulaması

Geleneksel işyeri kavramının teknolojik gelişmeler ve özellikle pandemi dönemiyle birlikte köklü bir dönüşüme uğraması, çalışma hayatında esnekleşme ihtiyacını doğurmuş ve uzaktan çalışma modelini bireysel iş hukukunun merkezine taşımıştır. Türk iş hukukunda 4857 sayılı İş Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde şekillenen bu çalışma biçimi, temelde işçi ve işveren arasındaki bağımlılık ilişkisini korumakla birlikte, işin ifa edildiği mekân ve zaman yönetimi açısından klasik iş sözleşmelerinden ayrılmaktadır. Uzaktan çalışma, hukuki statüsü itibarıyla işverenin organizasyonel hiyerarşisine dâhil olmayı sürdüren ancak fiziksel olarak işyerinden kopuk bir yapı arz eder. Bir iş hukuku avukatı perspektifiyle yaklaşıldığında, mekânsal bağımsızlığın getirdiği esnekliğin, tarafların hak ve borç dengesinde spesifik hukuki uyuşmazlıklara zemin hazırlayabileceği görülmektedir. Bu bağlamda, uzaktan çalışma ilişkisinin yasal mevzuata ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun bir zeminde, taraflar arası dürüstlük kuralı gözetilerek dikkatle inşa edilmesi zorunludur. Sözleşmenin kuruluşundan sona ermesine kadar geçen karmaşık hukuki süreçte eşit işlem borcu, katı iş sağlığı ve güvenliği önlemleri ile çalışma giderlerinin adil biçimde karşılanması gibi kritik hususlar titizlikle ele alınmalı, uygulamadaki hukuki boşluklar sözleşme serbestisiyle doldurulmalıdır.

Uzaktan Çalışma Sözleşmesinin Kurulması ve Şekil Şartları

Uzaktan çalışma sözleşmesi, kanuni tanımı itibarıyla işçinin işveren tarafından oluşturulan iş organizasyonu kapsamında iş görme edimini evinde veya teknolojik iletişim araçları vasıtasıyla işyeri dışında bizzat yerine getirdiği atipik bir iş ilişkisidir. İş hukukunun temel dinamiklerinden olan bağımlılık unsuru, bu sözleşme türünde mekânsal aidiyetten ziyade hukuki, teknolojik ve organizasyonel bir bağlılık olarak esnek bir biçimde kendini gösterir. Yargıtay da bu modelde bağımlılık unsurunun zayıfladığını kabul etmekle beraber tamamen ortadan kalkmadığını belirtmektedir. Klasik iş sözleşmelerinden farklı olarak, uzaktan çalışma ilişkisinin kurulabilmesi için yasa koyucu özel bir yazılı şekil şartı öngörmüştür. Söz konusu yazılı yapılma zorunluluğunun hukuki niteliği doktrinde tartışmalı olmakla birlikte, işçiyi koruma ilkesi gereğince bunun katı bir geçerlilik şartı değil, bir ispat şartı olarak değerlendirilmesi gerektiği doktrinde ağırlık basmaktadır. Taraflar arasında zımni olarak gelişen ve fiilen uygulanan bir uzaktan çalışma pratiği varsa, yazılı bir mukavele bulunmamasına rağmen e-posta yazışmaları, sistem giriş kayıtları veya kurum içi log verileri gibi yasal delillerle bu fiili iş ilişkisinin ispatı hukuken daima mümkündür.

Uzaktan çalışma sözleşmesinin asgari içeriği, potansiyel hukuki uyuşmazlıkları başlamadan engellemek amacıyla mevzuatta oldukça detaylı bir biçimde çerçevelenmiştir. İş sözleşmesinin metninde; işin tam tanımı, ifa edilme şekli, çalışma süresi, işin fiilen görüleceği mekân, taban ücret ve ödeme usulleri, işveren tarafından sağlanan her türlü teknik ekipmanlar ile bunların muhafazasına dair esaslar açıkça yer almalıdır. Ayrıca işverenin işçiyle hangi periyotlarda ve yollarla iletişim kuracağı yöntemleri ile genel ve özel çalışma şartlarının net olarak belirlenmesi de mutlak bir yasal zorunluluktur. Bireysel iş hukuku pratiğinde, anılan bu unsurların sözleşmede eksik veya belirsiz bırakılması durumunda, işverenin tek taraflı yönetim hakkı sınırlarının aşıldığı iddiaları kuvvetle muhtemel gündeme gelebilmekte ve işçi aleyhine doğabilecek olası maddi veya manevi zararlarda işverenin doğrudan sorumluluğu doğabilmektedir. Bu nedenle, kanunun aradığı şekil ve içerik şartlarına başlangıç aşamasında titizlikle uyulması, işverenin hukuki güvenliği ve uyuşmazlıkların tahkimi açısından kritik bir öneme sahiptir.

Çalışma Koşullarında Esaslı Değişiklik ve Geçiş Süreci

İş ilişkisi aktif olarak devam ederken geleneksel işyeri modelinden uzaktan çalışmaya geçiş, iş hukuku dogmatiği açısından her iki tarafın özgür iradesini gerektiren oldukça hassas bir sözleşmesel süreçtir. Tele Çalışmaya İlişkin Avrupa Çerçeve Anlaşması'nda altı önemle çizilen gönüllülük ilkesi ve dilediğinde eski modele dönmeyi ifade eden geri çevrilebilirlik esası, Türk iş hukukunda da güçlü bir uygulama alanı bulmaktadır. İşveren, genel yönetim hakkına soyut biçimde dayanarak işçiyi tek taraflı bir idari kararla asla uzaktan çalışmaya zorlayamaz; zira işin ifa yerindeki bu köklü değişim, yasa gereği çalışma şartlarında meydana gelen ağır bir esaslı değişiklik niteliğindedir. İşveren tarafından usulüne uygun şekilde sunulan uzaktan çalışmaya geçiş teklifinin, işçi tarafından tebliğ tarihinden itibaren altı iş günü içerisinde açıkça ve yazılı olarak kabul edilmemesi halinde, işçi bu yeni değişiklikle hiçbir şekilde bağlı tutulamaz. İşverenin sırf bu meşru reddi gerekçe göstererek iş akdini feshetmesi eylemi ise, ancak feshin yasanın aradığı geçerli veya haklı bir amaca dayanması şartıyla hukuka uygun kabul edilebilecektir.

Geçiş sürecinin diğer boyutu olan, işçinin kendi hür iradesiyle uzaktan çalışmaya geçiş talep etmesi durumunda ise ilgili yönetmelik, işverene belirli ve katı usuli yükümlülükler yüklemiştir. İşçi bu yönlü talebini muhakkak yazılı olarak işverene iletmeli, işveren de işin mahiyetini, teknolojik altyapıyı ve işçinin mesleki niteliğini dikkate alarak bu talebi makul ölçülerde değerlendirmeli ve en geç otuz gün içerisinde işçiye aynı yazılı usulle şeffaf bir yanıt vermelidir. Bu kritik süreçte işverenin keyfi, gerekçesiz ret kararlarından kaçınması ve eşit davranma borcuna bütünüyle uygun, nesnel kriterlere dayalı adil bir değerlendirme yapması hukuken beklenmektedir. Pandemi, sel veya deprem gibi genel çalışma düzenini temelden sarsan olağanüstü zorlayıcı nedenlerin fiilen ortaya çıkması durumu kesinlikle istisna tutulmak kaydıyla, her iki tarafın karşılıklı özgür rızası ve yazılı mutabakatı bulunmadan çalışma modelinin dönüştürülmesi hukuken kesinlikle geçersizdir ve ileride mahkemelerde doğabilecek yüksek maliyetli işe iade veya tazminat davalarının doğrudan temelini oluşturabilir.

İşverenin Uzaktan Çalışmaya Özgü Temel Yükümlülükleri

İşverenin uzaktan çalışma statüsündeki en kritik maddi sorumluluklarından biri, temel anayasal bir hak olan eşit davranma yükümlülüğünün hiçbir koşulda ihlal edilmemesidir. İlgili yasa hükmü amirdir; uzaktan çalışan personel, salt sözleşmesinin bu spesifik niteliğinden dolayı işyerinde fiilen çalışan emsal konumdaki bir işçiye göre hiçbir surette farklı ve aleyhe bir idari işleme tabi tutulamaz. Örneğin, işyerinde personele sunulan sıcak yemek yardımı veya üretim kotasına bağlı prim gibi parasal menfaatlerin, uzaktan çalışan işçiye de hakkaniyete tam uygun ve şartlara uyarlanmış bir biçimde (örneğin nakdi yemek ücreti ödemesi şeklinde) istisnasız sağlanması zorunludur. Diğer yandan, işin evden yürütülmesine ilişkin altyapı giderlerinin karşılanması da işverenin kaçınılmaz yasal borcudur. İşçinin sırf evden çalışması durumunda mesai saatlerinde artış gösteren elektrik, yüksek hızlı internet veya ısınma gibi işle doğrudan bağlantılı zorunlu harcamalarının, işveren tarafından detaylı faturalandırma ile veya taraflarca önceden belirlenmiş götürü bir nakdi bedel üzerinden muhakkak ödenmesi gerekmektedir. İşverenin bu masrafları işçiye yansıtması veya ödemekten kaçınması, hizmet sözleşmesinin temel koruyucu ilkelerine ağır bir aykırılık teşkil eder ve tazminat yaptırımı doğurur.

Uzaktan çalışmanın kurumsal doğası gereği bilgisayar, akıllı telefon ve bulut tabanlı dijital araçların son derece yoğun kullanımı, veri sorumlusu sıfatını haiz işverenin işçiye ait kişisel verileri koruma kanuni yükümlülüğünü çok daha hassas ve derin bir boyuta taşımaktadır. İşçinin sisteme giriş-çıkış log kayıtları, kurum içi anlık iletişim platformlarındaki yazışma içerikleri veya çevrimiçi toplantılardaki dijital ayak izleri gibi verilerin takip ve izlenmesi, ancak kişisel verilerin korunması mevzuatına ve işçinin anayasal haberleşme hürriyetine sıkı sıkıya uygun, önceden aydınlatılmış meşru bir idari amaca hizmet etmelidir. İşverenin, işçinin açık ve hür rızası veya kanuni, haklı bir zorunluluk olmaksızın gizlice ve keyfi olarak iletişim kanallarını denetlemesi açıkça hukuka aykırıdır ve işçi açısından derhal kullanılabilecek bir haklı fesih hukuki sebebi oluşturur. Uzaktan mesai yapan işçinin şahsi veri güvenliğinin en üst düzeyde sağlanması, hem işletmeye ait ticari sırların korunması hem de işçinin mahremiyet ve kişilik haklarının savunulması bağlamında işverenin ertelenemez kurumsal yükümlülükleri arasında yer alır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kapsamındaki Sorumluluklar

İşverenin anayasal işçiyi gözetme borcunun mutlak bir uzantısı niteliğinde olan iş sağlığı ve güvenliği temel önlemleri, fiziksel mesafeden bağımsız olarak uzaktan çalışma modelinde de tam geçerliliğini sürdürmektedir. İşveren üzerindeki mekânsal kontrolün fiilen zayıflamış veya kaybolmuş olması, işvereni bu emredici yasal sorumluluktan hiçbir şekilde muaf tutmaz. Mevzuat uyarınca işveren, uzaktan çalışan personelin icra ettiği işin spesifik niteliğini ve tehlike sınıfını dikkate alarak şu kritik adımları atmakla kesin olarak mükelleftir:

  • Evdeki çalışma ortamına özgü riskler hakkında işçiyi yazılı olarak detaylıca bilgilendirmek.
  • Güvenli çalışma ortamının tesisi için gereken dijital eğitimleri eksiksiz sağlamak.
  • İşçinin uzun süreli izolasyondan kaynaklı psikolojik ve fiziki sağlık gözetimini aktif takip etmek.
  • Tahsis edilen elektronik ekipmanların ulusal iş güvenliği standartlarına uygunluğunu denetlemek. Bu bağlamda yasal olarak evde meydana gelen her sıradan kaza değil, yalnızca taraflarca kararlaştırılan işin yürütümü nedeniyle doğrudan gerçekleşen ve somut bir uygun illiyet bağı taşıyan olaylar mahkemelerce iş kazası olarak değerlendirilecek ve işverenin kusura dayalı hukuki tazminat sorumluluğunu doğuracaktır.

Uzaktan Çalışan İşçinin Yükümlülükleri ve Denetimi

İş sözleşmesinin iki tarafa karşılıklı borç yükleyen hukuki yapısı gereği, işverenin sayısız idari yükümlülüklerine karşılık uzaktan çalışan işçinin de ihlali fesih sebebi sayılan katı hukuki sorumlulukları mevcuttur. İşçinin sözleşmeden doğan en asli borcu olan sadakatle iş görme edimi, işverenin belirlediği kurumsal organizasyon ve bağlayıcı talimatları çerçevesinde alt işverene devredilmeksizin bizzat yerine getirilmelidir. Fiziksel ofis ortamından uzaklaşmanın ve çalışma saatlerinin göreceli esnekleşmesi olgusunun, işçinin önceden saptanmış mesai sınırlarına riayet etme hukuki zorunluluğunu ortadan kaldırmadığı unutulmamalıdır. İş kanunları mevzuatında emredici olarak öngörülen haftalık kırk beş saatlik azami yasal çalışma süresi uzaktan çalışmada da harfiyen geçerlidir. Belirlenen bu yasal sınırın işverenin bilgisi dâhilinde aşılması durumunda, somut olarak işveren tarafından talep edilmiş ve ilgili işçinin önceden muvafakatini yazılı olarak onaylamış olması şartıyla fazla çalışma ücreti hükümleri derhal devreye girecektir. İşverenin meşru yönetim hakkı sınırları içerisinde tebliğ ettiği, tamamen işin ifasına yönelik olan ve dürüstlük kuralına uygun hukuki talimatlara itirazsız uyulması, işçinin sadakat borcunun en temel gereğidir.

Uzaktan evden çalışma ortamında işverenin doğrudan fiziki gözetimi oldukça azaldığından, işçinin genel özen ve sadakat borcu geleneksel işyeri ortamına kıyasla çok daha yoğun ve hassas bir hukuki nitelik kazanır. Şirket ve işveren tarafından işin ifası için sağlanan dizüstü bilgisayar, akıllı telefon veya diğer donanımların usulüne uygun, amaca matuf kullanılması ve kişisel kusurdan kaynaklanan olası maddi hasarlardan titizlikle kaçınılması, işçinin kanuni özen borcunun doğrudan kapsamındadır. Bunun yanı sıra, dijital ortamda yetkiyle erişilen hassas müşteri verilerinin, şirkete ait ticari sırların veya stratejik nitelikteki işletme verilerinin hiçbir surette yetkisiz üçüncü kişilerle veya rakiplerle paylaşılmaması, sağlanan veri şifreleme ve siber güvenlik protokollerine eksiksiz riayet edilmesi işletme bekası için hayati önem taşır. İşçinin, şirkete ait oldukça gizli veya özel nitelikli belgeleri halka açık kafe gibi ortamlarda güvensizce işlemesi veya şifresiz korumasız ağlar üzerinden veri sızmasına ihmaliyle sebebiyet vermesi, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış kabul edilerek sadakat borcuna ağır aykırılık oluşturacaktır; bu durum işverene sözleşmeyi haklı nedenle derhal feshetme ve oluşan tüm maddi zararlar için tazminat talep etme imkânı tanıyacaktır.

Uzaktan Çalışma Sözleşmesinin Sona Ermesi ve Hukuki Sonuçları

Bireysel iş hukuku doktrininde ve kanun metninde iş sözleşmesinin usulüne uygun sona ermesine bağlanan tüm temel hukuki sonuçlar, kural olarak uzaktan çalışma ihtiva eden sözleşmeler için de aynı ağırlıkta tatbik edilmektedir. Tarafların karşılıklı hür iradeleriyle anlaşması (ikale yöntemi), belirli süreli kurulan sözleşmelerde kararlaştırılan yasal sürenin dolması veya yasalara uygun tek taraflı bozucu yenilik doğuran fesih beyanı ile mevcut iş ilişkisi yasal olarak sonlandırılabilir. Tek taraflı fesih bildirimi, taraflar arasında iş sözleşmesinin içeriğinde önceden kararlaştırılan kurumsal e-posta, şirket içi dijital yazışma programları veya güvenli noter kanalı gibi yasal iletişim vasıtalarıyla hukuki usulüne harfiyen uygun olarak karşı tarafa ulaştırılmalıdır. İşçiyle yapılan iş sözleşmesinin objektif, geçerli veya haklı bir sebebe fiilen dayanmaksızın işverence haksız feshedilmesi durumunda, mağdur işçinin kanuni kıdem ve ihbar tazminatı hakları güvence altındadır. Ayrıca, işyerinde otuz işçi çalıştırma ve altı aylık kıdem şartları gerçekleşmişse iş güvencesi kapsamındaki o işçinin mahkemeden işe iade talep etme hakkı bütünüyle mahfuzdur ve uzaktan çalışan işçiler de bu otuz kişilik yasal hesaplamaya dâhil edilmektedir.

İş akdinin sonlanması ve sözleşmenin nihai olarak sona ermesi aşamasında mahkemelerde en sık karşılaşılan hukuki uyuşmazlıklardan biri, işverence işçinin kullanımına tahsis edilen demirbaş ekipmanların usulünce iadesi sürecidir. İşçi, fiili kullanımına ve sorumluluğuna sunulan tüm teknolojik donanım, doküman ve yazılımları, Medeni Kanun'un zilyetliğin iadesi kuralları çerçevesinde bütünüyle eksiksiz ve kendisinden beklenen özenle hasarsız olarak işverene derhal teslim etmekle yasal olarak yükümlüdür. İş sözleşmesinin, işçinin geçerli bir mazereti olmaksızın uzaktan çalışmadan tekrar ofis işyerine dönmeyi reddetmesi sebebiyle ve işverence değişiklik feshi yoluyla mecburen sonlandırılması özel senaryosunda ise, fesih sürecinin İş Kanunu madde 22 hükümlerine eksiksiz uyularak savunma alınmak suretiyle yürütülmüş olması, işverenin sonradan doğacak ağır hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmak için tartışılmaz biçimde elzemdir. Nihayetinde, atipik bir model olan uzaktan çalışma sözleşmesi süreçlerinin kuruluşundan feshine dek her bir aşamasının son derece şeffaf, kanun koyucunun emredici hükümlerine bütünüyle uygun ve gerektiğinde mahkemede delillendirilebilir bir yazılı şekilde kurgulanması, her iki tarafın da muhtemel uzun ve meşakkatli hukuki ihtilaflardan baştan korunmasının yegâne ve en sağlam hukuki güvencesidir.

10 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: