Makale
İşçilerin bilişim teknolojileri kullanılarak gözetlenmesi sonucu elde edilen verilerin hukuk ve ceza yargılamalarında delil olarak kullanılabilmesi, bu verilerin hukuka uygun şekilde elde edilmiş olmasına bağlıdır. KVKK ve HMK kapsamında elektronik verilerin takdiri delil niteliği ve ispat gücü detaylıca incelenmektedir.
Bilişim Sistemleriyle Gözetim Verilerinin Yargılamada Delil Niteliği
İş hukukunda tarafların uyuşmazlık konusu maddi vakıaları ispatlamak amacıyla başvurdukları araçlara delil denilmektedir. Günümüzde işverenler, çalışanlarını denetlemek veya güvenliği sağlamak amacıyla sıklıkla bilişim teknolojilerine başvurmaktadır. Bu gözetimler sonucunda elde edilen e-posta yazışmaları, GPS konum bilgileri, kamera görüntüleri ve parmak izi gibi biyometrik kayıtlar, yargılamalarda davanın ispatı için sunulmaktadır. Ancak, gözetim verilerinin yargılamada delil niteliği taşıyabilmesi için Anayasa ve usul kanunlarında öngörülen hukuka uygunluk şartlarını tam olarak karşılaması gerekmektedir. Mahkemelerde iddialarını ispatlayabilen taraf davayı kazanma avantajı elde etse de, sunulan her verinin otomatik olarak hükme esas alınması mümkün değildir. Özellikle elektronik ortamda elde edilen bu verilerin, davanın türüne göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) veya Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kuralları çerçevesinde geçerli bir ispat aracı olarak kabul edilip edilemeyeceği, yargılamanın seyrini doğrudan etkileyen en temel unsurdur.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu Kapsamında Gözetim Verileri
İş uyuşmazlıklarının çözümlendiği İş Mahkemelerinde kural olarak taraflarca getirilme ilkesi uygulanır ve delillerin taraflarca mahkemeye sunulması gerekir. HMK sistematiğinde deliller, kesin deliller ve hakimin serbestçe değerlendirdiği takdiri deliller olarak ikiye ayrılır. Bilişim teknolojileri ile gözetimden elde edilen video kayıtları, ses kayıtları, fotoğraflar ve e-posta yazışmaları gibi elektronik veriler, kanunda senet dışındaki belgeler kategorisinde yer alır. HMK madde 199 uyarınca bu bilgi taşıyıcıları, bir vakıanın ispatında kullanılabilecek belge delili niteliğindedir. Ancak bu tür veriler kesin delil sayılmadığından, tamamen hakimin takdir yetkisine tabidir. Hakimin bu verileri değerlendirebilmesi için öncelikle söz konusu kayıtların hukuka uygun yollardan elde edilmiş olduğunu tespit etmesi şarttır.
Gözetim Verilerinin Hukuka Uygunluk Şartı
Bir vakıanın ispatı için sunulan delilin mahkemece dikkate alınabilmesi, onun hukuka uygun yollardan elde edilmesine bağlıdır. Anayasa'nın 38. maddesi ve HMK'nın 189. maddesi uyarınca, hukuka aykırı olarak elde edilmiş deliller mahkeme tarafından hiçbir şekilde ispat aracı olarak kullanılamaz. İşveren tarafından sunulan gözetim verilerinin hukuka uygun kabul edilebilmesi için, öncelikle Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) hükümlerine titizlikle riayet edilmiş olması gerekir. İlgili kişinin açık rızası alınmadan, aydınlatma yükümlülüğü yerine getirilmeden veya kanuni bir dayanak bulunmaksızın elde edilen gizli kamera kayıtları ile usulsüz GPS takipleri mahkemede hukuka aykırı delil statüsüne düşer. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, usulsüz yaratılan delil ile usulsüz elde edilen delil arasında net bir ayrım yaparak, özellikle sahte oluşturulmuş verilerin hiçbir şekilde hükme esas alınamayacağını vurgulamıştır.
Ceza Yargılamasında Elektronik Gözetim Verilerinin Durumu
Ceza yargılamasında kural olarak delil serbestisi ilkesi geçerli olsa da, maddi gerçeğe ulaşmak amacıyla her türlü yönteme başvurulması mümkün değildir. CMK madde 206 uyarınca, hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller ceza yargılamasında da reddedilir ve mahkûmiyet hükmüne dayanak yapılamaz. Kişilerin şahsi telefon görüşmelerini gizlice kaydetmek veya özel haberleşme içeriklerini yasadışı yollarla denetlemek, kesin bir delil yasağı kapsamına girmektedir. Örneğin, çıplak kulakla duyulmayan bir ortamda özel bir cihaz yardımıyla gerçekleştirilen ortam dinlemeleri hukuka aykırı delil oluşturacağından ceza mahkemelerinde kesinlikle kullanılamaz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Yargıtay kararlarında da istikrarlı bir şekilde, özel hayatın gizliliğini ihlal eden gizli ses ve görüntü kayıtlarının, her ne pahasına olursa olsun gerçeği ortaya çıkarma amacı gütse dahi, yargılamada geçerli bir ispat aracı kabul edilmeyeceği ifade edilmiştir.
Yüksek Yargı Kararlarında Gözetim Verilerinin Değerlendirilmesi
Gözetim verilerinin delil niteliği hususunda mahkemelerin yaklaşımı somut olayın özelliklerine göre şekillenmektedir. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında, sunulan elektronik verilerin ispat aracı olabilmesi için ölçülülük ilkesi ve aydınlatma yükümlülüğü kriterleri titizlikle aranmaktadır.
- Önceden açıkça bilgilendirme yapıldığı durumlarda, kurumsal e-posta üzerinden gerçekleştirilen denetim kayıtları genellikle geçerli delil sayılmaktadır.
- Kişilerin haberi olmaksızın, kapalı iletişim gruplarından sızdırılan yazışmalar özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği için hukuka aykırı delil olarak reddedilmektedir.
- Çalışma saatlerini kanıtlamak amacıyla sunulan GPS kayıtları, aracın mülkiyetinin ilgili tarafta olması ve denetimin amaca uygun sınırlarda tutulması kaydıyla geçerli bir ispat aracı kabul edilebilmektedir.
- Görüntü kaydı ile hedefe ulaşılabilecekken gereksiz yere ses kaydı da alan kameraların elde ettiği veriler, mahkemelerce dışlanmaktadır.
Bu emsal kararlar, yargılamada sunulan her bilişim verisinin şeklen belge niteliği taşısa dahi, usul hukuku prensipleri süzgecinden geçmedikçe hükme esas alınamayacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır.