Anasayfa Karar Bülteni DANIŞTAY | 12. Daire | 2020/602 E. | 2023/7279 K.

Karar Bülteni

DANIŞTAY 12. Daire 2020/602 E. 2023/7279 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Danıştay 12. Daire
Esas No 2020/602
Karar No 2023/7279
Karar Tarihi 28.12.2023
Dava Türü İptal ve Tam Yargı
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Danıştay Karar Arama
  • Yargı denetimi kapalı cezalar feshe dayanak yapılamaz.
  • Uyarma ve kınama cezalarının yargısal denetimi zorunludur.
  • Feshe dayanak her ceza hukuka uygun olmalıdır.
  • AYM iptal kararları derdest davalarda doğrudan uygulanır.

Bu karar, sözleşmeli askeri personelin disiplin cezalarına dayalı olarak sözleşmelerinin idarece feshedilmesi sürecinde, adil yargılanma ve hak arama hürriyetinin güvencelerini çizen son derece kritik bir içtihattır. Anayasa Mahkemesinin, Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nda yer alan ve uyarma, kınama ile hizmete kısmi süreli devam gibi hafif disiplin cezalarına karşı yargı yolunu kapatan hükümleri iptal etmesi üzerine şekillenen bu karar; kapalı yargı yolu nedeniyle denetlenemeyen cezaların, personelin meslekten ihracı veya sözleşmesinin feshi gibi ağır sonuçlar doğuran idari işlemlere doğrudan dayanak yapılamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Karar, idarenin fesih işlemlerinde kullandığı her bir alt cezanın kendi içinde hukuka uygunluk denetiminden geçmesi gerektiğini güçlü bir şekilde vurgulamaktadır.

Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar, askeri personel hukukunda hak arama özgürlüğü lehine yeni bir döneme işaret etmektedir. Bugüne kadar yargı yolu kapalı olduğu için itiraz edilemeyen disiplin cezaları birikerek otomatik bir fesih sebebi sayılırken, artık idari yargı yerleri bu fesih işlemlerini incelerken alt disiplin cezalarının da maddi ve hukuki unsurlarını irdelemek zorundadır. Benzer durumda olan ve salt itiraz edilemeyen küçük disiplin cezalarının toplamı gerekçe gösterilerek ilişiği kesilen binlerce personel için bu karar, sözleşme fesihlerinin hukuka uygunluğunun mahkemelerce yeniden ve adil bir süzgeçten geçirilmesini sağlayacak çok güçlü bir emsal niteliği taşımaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Manisa İl Jandarma Komutanlığı bünyesinde sözleşmeli uzman erbaş olarak görev yapan davacı, sözleşme süresinin bitimi olan 31 Aralık 2018 tarihi itibarıyla sözleşmesinin idarece yenilenmemesi üzerine davalı jandarma idaresine karşı iptal ve tam yargı davası açmıştır. İdare, fesih gerekçesi olarak davacının geriye dönük son bir yıl içerisinde görev yerini terk etmeme, uyarı, kınama ve aylıktan kesme gibi fiillerden toplam sekiz defa farklı disiplin cezaları almasını ve hakkında yürütülen bir ceza yargılamasını (cinsel taciz suçlamasıyla verilen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dönüştürülen karar) göstermiştir. Davacı ise ceza davasının fesih için kanuni katalog suçlardan olmadığını, asıl sorunun kendisine amirlerince sistematik şekilde mobbing ve baskı uygulanması olduğunu, bu nedenle kendisine haksız ve keyfi disiplin cezaları verildiğini iddia ederek, sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin idari işlemin iptalini ve bu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan ana mevzuat, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu m.11 ve m.43 ile 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu m.6 hükümleridir. Askeri personele verilebilecek disiplin cezaları ağırlık derecesine göre sıralanmış olup, kanunun eski halinde belirli disiplin cezalarının (uyarma, kınama, hizmete kısmi süreli devam) yargı denetimi dışında bırakıldığı düzenlenmekteydi. İdare de bu kanunlar uyarınca, son bir yıl içinde alınan sekiz cezayı doğrudan bir fesih sebebi saymaktaydı.

Ancak Anayasa Mahkemesi, yargı yolu kapalı olan bu disiplin cezalarının, personelin Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılmasına veya sözleşmelerinin feshine doğrudan yol açabildiğini tespit etmiştir. İlgili anayasa yargısı kararlarında, fesih işlemine karşı idari yargıda dava açılabilse dahi, feshin temel dayanağı olan cezalara karşı yargı yolunun en başından kapalı olmasının, hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkını doğrudan ihlal ettiği vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi, söz konusu yaptırımlara karşı yargı denetimini kapatan kuralın, kurum içi disiplinin tesisi ile bireyin hak arama özgürlüğü arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozduğu gerekçesiyle Anayasa m.13, m.36 ve m.129 hükümlerine aykırı bularak ilgili ibareleri iptal etmiştir.

Bu iptal kararları doğrultusunda, Anayasa m.153 uyarınca iptal kararlarının bağlayıcılığı ve derdest davalara etkisi ilkesi gereğince, hukuka aykırılığı saptanmış yasa kurallarına göre tesis edilen geçmiş fesih işlemlerinin yargısal denetiminde de yeni bir yol açılmıştır. Buna göre, dayanak alınan ve geçmişte yargı yolu kapalı olan disiplin cezalarının hukuka uygunluğunun da idari yargı mercilerince fesih davası içinde bizzat denetlenmesi hukuki bir zorunluluk haline gelmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda davacı uzman erbaşın, görev süresi içerisinde "hizmete kısmi süreli devam", "hizmet yerini terk etmemek", "uyarı", "kınama" ve "aylıktan kesme" gibi çeşitli disiplin cezaları ile cezalandırıldığı ve son bir yıl içerisinde sekiz veya daha fazla disiplin cezası aldığı idarece sabittir. İlk derece idare mahkemesi ve bölge idare mahkemesi istinaf dairesi, idarenin takdir yetkisine, davacının olumsuz disiplin safahatına ve adli yargıdaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına dayanarak, idari işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Danıştay 12. Dairesi ise söz konusu uyuşmazlığı, Anayasa Mahkemesinin yakın tarihli iptal kararları ışığında bütünüyle yeniden değerlendirmiştir. Daire, fesih işlemine dayanak alınan uyarma, kınama ve hizmete kısmi süreli devam gibi yargı yolu kapalı disiplin cezalarının, Anayasa Mahkemesince iptal edilen yasa hükmü sebebiyle artık hukuki denetim dışı kabul edilemeyeceğini vurgulamıştır. Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçeleri gözetildiğinde, yalnızca şeklen sekiz disiplin cezasının kesinleşmiş olmasının sözleşme feshini hukuka uygun kılmak için yeterli görülemeyeceği belirtilmiştir.

Danıştay, davacının aldığı ve nihai fesih işlemine dayanak teşkil eden bu alt disiplin cezalarının her birinin sebep ve maksat unsurları yönünden mahkemelerce titizlikle incelenmesi, bu cezaların hukuka uygun olup olmadığının saptanması ve ancak bu incelemenin sonucuna göre bir fesih değerlendirmesi yapılması gerektiğini tespit etmiştir. Alt cezaların hukuki ve maddi denetimi yapılmaksızın doğrudan davanın reddedilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

Sonuç olarak Danıştay 12. Dairesi, eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddi yönünde verilen istinaf kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: