Karar Bülteni
AİHM STEPHAN KUCERA BN. 13810/22
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | AİHM Dördüncü Bölüm |
| Başvuru No | 13810/22 |
| Karar Tarihi | 09.12.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal Yok |
| Karar Linki | HUDOC |
- Video konferans duruşması adil yargılanmayı ihlal etmez.
- Salgın döneminde halk sağlığı meşru bir kısıtlamadır.
- Avukatla gizli iletişim imkanı sanığa açıkça sağlanmalıdır.
- İlan panosu duyuruları duruşmalarda aleniyet ilkesini karşılar.
Bu karar, COVID-19 pandemisi gibi olağanüstü kriz dönemlerinde ulusal mahkemelerin duruşmaları fiziksel katılım yerine video konferans (videolink) yoluyla yapmasının, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin adil yargılanma hakkı kapsamındaki sözlü ve açık duruşma ilkesine uygunluğunu ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Mahkeme, sanığın ve avukatının duruşmaya teknik bir engel olmaksızın katılıp esasa etkili bir şekilde savunma yapabilmesi halinde, fiziksel katılımın adil yargılanma için mutlak bir zorunluluk olmadığını net bir şekilde ortaya koymuştur. Ayrıca, olağanüstü halk sağlığı krizlerinde adalet sisteminin işleyişini sürdürmek amacıyla alınan orantılı tedbirlerin Sözleşme ile uyumlu olduğu açıkça vurgulanmıştır.
Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde bu önemli karar, giderek dijitalleşen yargı sistemlerinde çevrimiçi duruşma pratiklerinin sınırlarını ve hukuki meşruiyetini çizmektedir. Özellikle avukat ile müvekkil arasındaki mahremiyetin ve gizli iletişimin sağlanması yükümlülüğünün, tarafların kendi organizasyonlarına bırakılabileceği ve mahkemenin fiziki bir engel çıkarmadığı sürece bir ihlalden söz edilemeyeceği ilkesi, uygulamadaki dijital duruşma itirazlarına yön verecek niteliktedir. Duruşma aleniyetinin ise mahkeme panoları ve dijital erişim kodlarının duyurulması gibi telafi edici tedbirlerle rahatlıkla sağlanabileceği kabul edilerek, modern yargılama usullerine esneklik kazandırılmış ve hukuki güvenlik tesis edilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Viyana Belediyesi, bir bahis bürosunun yetkili temsilcisi olarak görev yapan başvurucuya, bahis mekanına girişleri kontrol eden uygun ve yeterli bir sistemin bulunmaması nedeniyle idari para cezası kesmiştir. Başvurucu bu cezaya itiraz ederek idare mahkemesinde açık ve sözlü bir duruşma yapılmasını talep etmiş ve davasını mahkemeye taşımıştır. Ancak mahkeme, COVID-19 pandemisi tedbirleri kapsamında halk sağlığını korumak amacıyla duruşmayı mahkeme salonunda yüz yüze fiziksel katılımla değil, video konferans yoluyla gerçekleştirmiştir.
Başvurucu, duruşmanın fiziki olarak yapılmamasının, duruşma salonu kapısına asıldığı iddia edilen dijital katılım linkinin halka açıklığı ve aleniyeti sağlamaya yetmemesinin ve avukatıyla farklı mekanlardan bağlanmaları nedeniyle duruşma esnasında gizli iletişim kuramamasının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Temel talep, video konferans yönteminin sözlü ve halka açık duruşma hakkını ile savunma hakkını ortadan kaldırdığının tespit edilmesidir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6/1 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkının "sözlü ve açık duruşma" ilkelerini derinlemesine dikkate almıştır. Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, ceza yargılamalarında sanığın duruşma salonunda fiziksel olarak bulunması son derece önemli bir hak olmakla birlikte, bu durum kendi başına mutlak bir amaç teşkil etmez; asıl olan yargılamanın bütününde adilliğin ve adaletin sağlanmasıdır.
Sözleşme, taraf devletlere kendi hukuk sistemlerini adil yargılanma hakkının gereklerini yerine getirecek şekilde düzenlemeleri için geniş bir takdir yetkisi bırakır. Bu kapsamda sanığın duruşmaya video konferans yoluyla katılması kural olarak Sözleşme'ye aykırı görülmemektedir. Ancak bu yönteme başvurulmasının mutlaka meşru bir amaca hizmet etmesi ve delillerin sunulma biçiminin AİHS m. 6 gereklilikleriyle tam olarak uyumlu olması zorunludur. Video bağlantısı kullanıldığında, sanığın teknik engeller olmaksızın yargılamayı takip edebilmesi, dinlenebilmesi ve avukatıyla etkili, şeffaf ve gizli bir iletişim kurabilmesi güvence altına alınmalıdır.
Bunun yanı sıra, duruşmaların aleniyeti ilkesi, adaletin kapalı kapılar ardında gizli bir şekilde idare edilmesini önler ve halkın mahkemelere olan güvenini korur. Yargılamanın tamamen sanal ve dijital ortamda yapıldığı istisnai durumlarda, devletin halkı ve basını duruşma hakkında bilgilendirmek için telafi edici tedbirler (örneğin fiziksel mahkeme binalarındaki ilan panolarına duyuru asılması) alması zorunlu bir kuraldır. Son olarak, AİHS m. 6/3-c uyarınca sanığın bizzat savunma yapabilmesi veya kendi seçeceği bir avukatın hukuki yardımından etkili bir şekilde yararlanabilmesi, adil yargılanma ve savunma hakkının en temel taşlarından biri olarak değerlendirilir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
AİHM, başvurucunun yargılandığı idari ceza davasında duruşmanın video konferans ile yapılmasını, pandeminin getirdiği benzeri görülmemiş olağanüstü halk sağlığı koşulları çerçevesinde değerlendirmiştir. Salgınla mücadele etmek, enfeksiyon riskini azaltmak ve adalet sisteminin işleyişini kesintisiz olarak sürdürmek gibi son derece meşru amaçlarla bu yöntemin kullanılmasının, iç hukukta açık bir yasal dayanağının (COVID-19 İdari Yargılama Ek Kanunu) bulunduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, sanal yargılamanın temel hakları zedeleyici bir mahiyeti olmadığını vurgulamıştır.
Somut olayda başvurucu ve avukatının video konferans ortamına sorunsuz bir şekilde katılabildiği, esasa ilişkin beyanlarını sunabildiği ve aleyhe olan tanıklara soru sorabildiği görülmüştür. Mahkeme, kurulan teknik altyapının tarafların etkili katılımına olanak sağladığını ve başvurucunun fiziksel olarak salonda bulunmamasının savunma haklarını kesinlikle kısıtlamadığını belirlemiştir. Avukatla gizli iletişim kurulamadığı iddiası ise mahkemenin taraflara farklı yerlerden bağlanma zorunluluğu getirmemesi, tarafların isterlerse aynı odada bulunmakta veya anlık mesajlaşma yahut telefon gibi ayrı bir özel iletişim kanalı kullanmakta tamamen serbest olmaları gerekçesiyle dayanaktan yoksun bulunmuştur.
Duruşmanın aleniyeti ve halka açıklığı konusunda ise, mahkemenin resmi ilan panosunda duruşma bilgilerinin yer alması ve yargıcın odasının bulunduğu salonun fiziki olarak belirtilmesi, pandeminin getirdiği ağır zorluklar altında yeterli bir telafi edici tedbir olarak kabul edilmiştir. İsteyen vatandaşların ve basının, duruşma kapısına asılan veya panoda yer alan dijital erişim bağlantısıyla bu duruşmayı izleyebilecekleri, kişilerin kendi donanımsal veya teknik yetersizliklerinin devletin sorumluluğunda olan bir aleniyet engeli yaratmadığı vurgulanmıştır.
Sonuç olarak AİHM, duruşmanın video konferans yoluyla yapılmasının adil yargılanma hakkını ihlal etmediği yönünde karar vermiştir.