Karar Bülteni
AİHM STORIMANS BN. 26302/10
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | AİHM İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 26302/10 |
| Karar Tarihi | 07.10.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal (Kısmen) |
| Karar Linki | HUDOC |
- Aktif çatışma ortamı yargı yetkisini istisnai olarak dışlar.
- Ölüm olaylarında etkin soruşturma yükümlülüğü her zaman geçerlidir.
- Çatışma bölgesindeki sivil ölümleri titizlikle ve bağımsızca soruşturulmalıdır.
- Soruşturmanın makul sürede ve şeffaflıkla yürütülmesi şarttır.
Bu karar, uluslararası silahlı çatışmalar sırasında meydana gelen sivil ölümlerine ilişkin devletlerin insan hakları hukuku kapsamındaki yargı yetkisi ve soruşturma yükümlülüklerinin sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Mahkeme, aktif çatışmaların getirdiği "kaos ortamı" nedeniyle devletin söz konusu bölgede doğrudan ve etkili bir alan veya kişi kontrolü sağlayamadığını belirterek, bu dönemdeki fiili askeri eylemlerin yargı yetkisi dışında kaldığına hükmetmiştir. Buna karşın, yaşam hakkı kapsamında devletin üzerine düşen usuli yükümlülüklerin, yani etkili soruşturma yapma zorunluluğunun çatışma ortamında dahi ortadan kalkmadığı vurgulanmıştır.
Benzer davalar açısından bu içtihat, silahlı çatışma bölgelerinde görev yapan basın mensuplarının ve sivillerin yaşam hakkının korunması noktasında oldukça kritik bir emsal teşkil etmektedir. Karar, devletlerin silahlı güçleri tarafından gerçekleştirildiği iddia edilen ve ölümcül sonuçlar doğuran saldırılar sonrasında, salt savaş ve çatışma halini mazeret göstererek soruşturma yükümlülüğünden kaçınamayacaklarını ortaya koymaktadır. Uygulamadaki önemi, bir devletin kendi envanterindeki silahların kullanımına dair uluslararası ve bağımsız raporlar bulunmasına rağmen, olayı ciddiyetle araştırmaması ve sorumluları tespit etmemesinin insan hakları ihlali sayılacağını kesinleştirmesidir. Bu durum, mağdurların adalete erişim hakkını uluslararası alanda güçlendirmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, 2008 yılındaki Gürcistan-Rusya silahlı çatışması sırasında Gori kentinde hayatını kaybeden Hollandalı foto muhabiri Stan Storimans'ın eşi ve çocukları ile aynı saldırıda ağır yaralanan meslektaşları Jeroen Akkermans ve Tsadok Yecheskeli'dir. Başvurucular, olaylardan sorumlu tuttukları Rusya Federasyonu'na karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne dava açmıştır. Olayın temelinde, 12 Ağustos 2008 tarihinde Gürcistan'ın Gori kentine yapılan ve misket bombası taşıyan bir İskender füzesi saldırısı yatmaktadır. Hollanda makamlarınca yapılan incelemelerde söz konusu füzenin yalnızca Rusya'nın askeri envanterinde bulunduğu tespit edilmiştir. Başvurucular, Rus yetkililerin bu ölümcül saldırıyı gerçekleştirdiğini ve sonrasında olayı aydınlatmak için hiçbir etkili soruşturma yürütmediklerini belirterek yaşam hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş, Rusya'nın sorumlu tutulmasını ve kendilerine tazminat ödenmesini talep etmişlerdir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözülmesinde Mahkemenin dayandığı en temel kural, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.1 kapsamında düzenlenen devletin "yargı yetkisi" (jurisdiction) sınırlarıdır. Yerleşik içtihatlara göre, bir devletin yargı yetkisi kural olarak kendi ulusal egemenlik sınırlarıyla çevrili olsa da, başka bir devletin topraklarında askeri güçleri vasıtasıyla sağladığı "etkili kontrol" veya kişiler üzerindeki doğrudan "devlet ajanının otoritesi" hallerinde istisnai olarak sınır ötesi yargı yetkisi doğabilmektedir. Ancak Mahkeme, daha önceki emsal niteliğindeki Gürcistan - Rusya (II) kararında da altını çizdiği üzere, aktif silahlı çatışmaların yaşandığı dönemlerde sahada meydana gelen "kaos ortamı"nın bu tür bir etkili kontrolü dışladığını kabul etmektedir.
Bununla birlikte, uyuşmazlığın esas düğüm noktasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.2 altında güvence altına alınan "yaşam hakkı" ve bu hakkın devredilemez usuli boyutu olan etkili soruşturma yükümlülüğü oluşturmaktadır. Yaşam hakkının usuli boyutu uyarınca, yetkililerin dikkatine sunulan şüpheli veya şiddet içeren ölüm olaylarında devletin derhal, bağımsız, tarafsız, mağdur yakınlarının katılımına imkan tanıyan ve kamu denetimine açık bir adli soruşturma başlatma zorunluluğu bulunmaktadır.
Mahkeme, uluslararası hukuk normlarına ve savaş hukuku prensiplerine de atıf yaparak, özellikle çatışma bölgelerinde görev yapan sivil gazetecilerin ve basın mensuplarının korunmasına yönelik güçlü bir uluslararası gereklilik bulunduğunu hatırlatmaktadır. Yöneltilen çok ciddi suçlamaların temelinde bağımsız uluslararası heyet raporları bulunmasına rağmen ilgili devletin hareketsiz kalması, Sözleşme m.2'nin gerektirdiği asgari şeffaflık ve adalet arayışı kurallarının açık bir ihlali olarak değerlendirilmektedir. Uluslararası silahlı çatışma koşullarında dahi bir devletin soruşturma yetkisini ve yükümlülüğünü keyfi olarak askıya alamayacağı, yaşam hakkı bağlamında gerçeği öğrenme hakkının vazgeçilmez bir standart olduğu vurgulanmıştır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayda öncelikle Rusya Federasyonu'nun sınır ötesi yargı yetkisine ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yapmıştır. Mahkeme, 8-12 Ağustos 2008 tarihleri arasındaki beş günlük aktif çatışma sürecinde, Gori kentinde meydana gelen füze saldırısının düşman kuvvetler arasındaki "kaos ortamı" içinde gerçekleştiğini belirtmiş ve bu nedenle Rusya'nın söz konusu alanda veya kişiler üzerinde doğrudan etkili bir otorite sağlamadığını tespit etmiştir. Bu tespit neticesinde, yaşam hakkının maddi boyutuna, yani doğrudan öldürme ve yaralama eylemlerine yönelik şikayetler, yargı yetkisi dışında kaldığı gerekçesiyle kabul edilemez bulunmuştur.
Buna karşılık Mahkeme, ölümcül saldırı sonrasında yürütülmesi gereken etkili soruşturma yükümlülüğü bağlamında davalı devletin usuli yargı yetkisinin devam ettiğine hükmetmiştir. Dosyadaki delillere göre, Hollanda makamlarınca yürütülen detaylı soruşturma ve hazırlanan rapor, saldırıda kullanılan silahın yalnızca Rusya'nın cephaneliğinde bulunan misket bombası taşıyan bir İskender füzesi olduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu derecede ciddi bulgulara ve Hollanda heyetinin sunduğu verilere rağmen, Rus makamları olayla ilgili inandırıcı, şeffaf ve aydınlatıcı hiçbir adım atmamıştır.
Rus yetkililer, yöneltilen suçlamaları genel geçer ifadelerle reddetmiş, elde edilen mühimmat parçalarının yetersiz olduğunu iddia etmiş ve olayı aydınlatmak yerine dosyayı, mağdur yakınlarının erişiminin fiilen imkansız olduğu, Güney Osetya'da bulunan bir askeri suçlar soruşturma birimine sevk etmiştir. Mahkeme, bu yaklaşımın ve idari hareketsizliğin, bağımsızlık, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinden tamamen uzak olduğunu kaydetmiştir. Ciddi ve bağımsız uluslararası raporlar ışığında devletin aktif bir ceza soruşturması yürütmemesi, yaşam hakkının usuli boyutunun açık ve net bir ihlali olarak nitelendirilmiştir.
Sonuç olarak AİHM İkinci Bölüm, aktif çatışma ortamındaki saldırı eylemi nedeniyle yaşam hakkının maddi boyutunun ihlaline yönelik şikayetleri reddederken, olayı aydınlatmak için etkili bir soruşturma yürütülmemesi sebebiyle yaşam hakkının usuli boyutunun ihlal edildiği yönünde karar vermiş ve başvuruculara manevi tazminat ödenmesini kabul etmiştir.