Anasayfa Karar Bülteni AİHM | CEYDA SUNGUR | BN. 56462/19

Karar Bülteni

AİHM CEYDA SUNGUR BN. 56462/19

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi / İkinci Bölüm
Başvuru No 56462/19
Karar Tarihi 17.03.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • Yakın mesafeden biber gazı sıkılması onur kırıcıdır.
  • Güç kullanımı kesinlikle gerekli ve orantılı olmalıdır.
  • Kötü muamele eylemlerinde cezanın ertelenmesi uygulanamaz.
  • Devlet görevlilerinin cezasız kalması caydırıcılığı zedeler.

Bu karar, kolluk kuvvetlerinin toplumsal olaylara müdahalesi sırasında orantısız güç kullanımının ve özellikle yakın mesafeden doğrudan hedef alınarak göz yaşartıcı gaz sıkılmasının Sözleşme'nin 3. maddesi kapsamında onur kırıcı muamele teşkil ettiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Karar, aynı zamanda kolluk kuvvetlerinin eylemleri neticesinde meydana gelen hak ihlallerinde uygulanan ceza adaleti sisteminin işleyişine yönelik güçlü bir hukuki eleştiri barındırmaktadır.

Benzer davalar açısından bu kararın en büyük emsal etkisi, kötü muamele yasağını ihlal eden devlet görevlileri hakkında "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" (HAGB) kurumunun uygulanmasının uluslararası insan hakları standartlarına aykırı olduğunun altını çizmesidir. Mahkeme, bu tür erteleme kararlarının faillerin fiilen cezasız kalmasına yol açtığını ve yargı sisteminin gelecekteki olası ihlalleri önleme ve caydırıcılık işlevini zedelediğini vurgulamaktadır. Uygulamada, kolluk kuvvetlerinin zor kullanma yetkisini bariz şekilde aştığı dosyalarda, eylemin sonuçlarını hafifletmeye yönelik yasal mekanizmaların işletilmesinin kötü muamele yasağının usul boyutunu ihlal ettiği tescillenmiş olup, iç hukuktaki yargılamalarda cezasızlık politikalarının önlenmesi adına bağlayıcı bir standart getirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, 28 Mayıs 2013 tarihinde İstanbul Gezi Parkı'nda düzenlenen barışçıl bir eylem sırasında, kolluk kuvvetlerinin müdahalesi esnasında Ceyda Sungur'a (kamuoyunda bilinen adıyla "kırmızılı kadın") bir polis memuru tarafından bir metreden daha yakın bir mesafeden doğrudan yüzü hedef alınarak biber gazı sıkılması olayıyla ilgilidir. Başvurucu, kendisine yönelik bu müdahalenin hiçbir haklı gerekçesi olmadığını, polis memurunun orantısız güç kullandığını ve sonrasında yürütülen ceza yargılamalarında faile "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kararı verilerek cezasızlık sağlandığını iddia etmiştir. Bu kapsamda, kendisine karşı uygulanan muamelenin onur kırıcı olduğunu, ayrıca olaydan sorumlu rütbeli amirlerin beraat etmesi veya dosyalarının zamanaşımından düşmesi nedeniyle devletin etkili bir soruşturma yürütme yükümlülüğünü yerine getirmediğini belirterek ihlal tespiti talebinde bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvuruyu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.3 (kötü muamele yasağı) kapsamında hem esastan hem de usulden incelemiştir. Mahkeme içtihatlarına göre, yetkili makamların bir gösteriyi dağıtmak için güç kullanması tek başına 3. maddeyi ihlal etmese de, kullanılan gücün ulaşılmak istenen amaç bakımından kesinlikle gerekli ve orantılı olması zorunludur. Kolluk kuvvetlerinin müdahalesinin birey üzerindeki etkisinin asgari ağırlık eşiğini aşması halinde kötü muamele yasağı devreye girer. Göz yaşartıcı gaz veya biber gazı gibi araçların kullanımı, bireyin davranışı karşısında katı bir zorunluluk teşkil etmiyorsa ve doğrudan hedef alınarak uygulanıyorsa Sözleşme'ye aykırılık oluşturur.

Usul yükümlülükleri açısından ise fail hakkında uygulanan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.231 kapsamında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumu ele alınmıştır. Mahkemenin yerleşik içtihat prensiplerine göre, devlet görevlilerinin karıştığı kötü muamele iddialarında yürütülen ceza yargılamalarının zaman aşımına uğramaması, af veya erteleme gibi fiili cezasızlık sonucunu doğuran mekanizmalarla sonuçlanmaması gerekir. Kötü muamele uygulayan bir görevliye verilen hapis cezasının HAGB ile ertelenmesi, failin denetim süresini ihlalsiz geçirmesi halinde cezanın tüm hukuki sonuçlarıyla ortadan kalkması anlamına gelir. Bu durum, failin cezasız kalmasına yol açtığı gibi, yargı sisteminin gelecekteki benzer ihlalleri önleme ve caydırıcılık işlevini de ortadan kaldırmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, somut olayda polis memurunun başvurucuya yönelik güç kullanımının gerekli olup olmadığını değerlendirmiştir. Olay anında başvurucunun polise karşı herhangi bir şiddet eylemi veya direnişi olmamasına rağmen, polis memurunun bir metreden daha yakın bir mesafeden doğrudan başvurucunun yüzüne hedef alarak biber gazı sıktığı ve başvurucu korunmak için arkasını döndüğünde dahi gaz sıkmaya devam ettiği tespit edilmiştir. Bu müdahale, başvurucunun davranışları karşısında hiçbir şekilde gerekli olmayan, haksız ve aşırı bir güç kullanımı olarak nitelendirilmiş; eylemin özellikleri asgari eşiği aştığı için onur kırıcı muamele olarak kabul edilmiştir.

İkinci olarak, olay sonrasında yürütülen ceza yargılamalarının etkililiği incelenmiştir. Yerel mahkeme, ilgili polis memurunu kasten yaralama suçundan 10 ay hapis cezasına çarptırmış, ancak 5271 sayılı Kanun m.231 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vererek memurun sadece ağaç dikme yükümlülüğüne tabi tutulmasına hükmetmiştir. Mahkeme, HAGB kararının, failin fiilen hiçbir ceza çekmemesine ve denetim süresi sonunda mahkûmiyetin hukuken ortadan kalkmasına neden olduğunu, dolayısıyla yargılama sürecinin anlamsız kılındığını vurgulamıştır. Nitekim 2023 yılında yerel mahkeme, HAGB kararını tüm sonuçlarıyla iptal etmiştir. Olayda sorumluluğu bulunan üst rütbeli amirler hakkındaki yargılamaların ise beraat ve zamanaşımı nedeniyle düşme kararlarıyla sonuçlanması, hukuki sistemin koruyuculuğunu zedelemiştir. Yerel makamların, bu tür hukuka aykırı eylemlerde faili cezalandırmak yerine, ihlalin sonuçlarını hafifletmeye yönelik bir takdir yetkisi kullandığı sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, polisin orantısız güç kullanımının ve sonrasında işletilen ceza adaleti sisteminin cezasızlığa yol açtığının altını çizerek başvurucunun kötü muamele yasağı kapsamındaki hakkının hem esastan hem de usulden ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: