Anasayfa Karar Bülteni AYM | Şennur Bacak | BN. 2024/69864

Karar Bülteni

AYM Şennur Bacak BN. 2024/69864

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2024/69864
Karar Tarihi 11.02.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tazminatın enflasyon karşısında değer kaybetmesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Enflasyon farkının ödenmemesi kişiye aşırı külfet yükler.
  • Makul süre şikayetlerinde öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurulmalıdır.

Bu karar, kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybına uğramasının mülkiyet hakkı bağlamında nasıl değerlendirileceğini hukuken netleştirmektedir. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde, idarece ödenmesi gereken bedelin gerçek değeri yansıtması temel bir güvencedir. Ancak enflasyonist ortamlarda yargılama süreçlerinin uzaması veya ödemelerin gecikmesi, tazminatın alım gücünü ciddi şekilde düşürebilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu kararıyla, söz konusu değer kaybının telafi edilmemesinin, mülkiyet hakkı sahibine şahsi olarak olağan dışı ve aşırı bir külfet yüklediğini hukuken teyit etmiştir. Anayasa Mahkemesi, paranın alım gücündeki bu tip değer kayıplarının birey açısından öngörülemez bir mülkiyet kaybına yol açtığını vurgulamıştır.

Benzer davalar açısından bu kararın en büyük emsal etkisi, mülkiyet hakkının korunmasında devletin pozitif yükümlülüklerini sadece şeklen değil, fiilen de yerine getirmesi gerektiğini vurgulamasıdır. İdarenin hukuka aykırı fiili neticesinde doğan zararın gideriminde, aradan geçen zaman zarfında paranın alım gücündeki düşüşün mutlaka hesaplanması gerektiği yerleşik bir içtihat hâline gelmiştir. Öte yandan, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikayetlerde, yeni yasal düzenlemeler uyarınca kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi şartı aranması, uygulamada avukatların izleyeceği usul prosedürlerine ışık tutmaktadır. Bu durum, başvuru yollarının olağan kanun yolları dâhilinde sırasıyla ve eksiksiz bir biçimde tüketilmesi gerekliliğini hukukçulara kesin bir dille hatırlatmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, başvurucu Şennur Bacak'ın maliki olduğu taşınmaza idare tarafından herhangi bir hukuki kamulaştırma işlemi yapılmaksızın fiilen el atılması neticesinde açılan tazminat davasından kaynaklanmaktadır. Başvurucu, taşınmazına idarece haksız şekilde el atıldığını ve yerel mahkemeler önünde uzun süren yargılamalar sonucunda hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatının enflasyon karşısında ciddi bir şekilde değer kaybına uğratıldığını, sonuç olarak kendisine ödenen tutarın gerçek maddi değeri yansıtmadığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir. Ayrıca, yargılama sürecinin gereğinden fazla uzaması sebebiyle adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan makul sürede yargılanma hakkının da zedelendiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucu, uğradığı bu maddi ve manevi zararların tazmin edilmesi ile ihlalin tespit edilerek yeniden yargılama yapılması talebiyle yargı yoluna başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı, kişilere eşya üzerinde doğrudan ve mutlak bir egemenlik yetkisi tanırken, kamu makamlarının da bu hakka haksız bir şekilde müdahale etmesini kesinlikle yasaklar. Kamulaştırmasız el atma davalarında temel hukuki kural, idarenin 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında belirtilen yasal usullere riayet etmeksizin özel mülkiyete konu bir taşınmaza fiilen el koyması durumunda, taşınmaz sahibinin bu haksız müdahale nedeniyle doğan gerçek zararının eksiksiz olarak karşılanmasıdır. Hukuk devletinin bir gereği olarak, idarenin mülkiyet hakkına yaptığı fiilî müdahalelerin sonuçlarını tümüyle tazmin etme sorumluluğu bulunmaktadır.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, kamulaştırma bedellerinin ve kamulaştırmasız el atma tazminatlarının belirlenmesinde, ödemenin yapıldığı tarihteki paranın alım gücü esas alınmalıdır. Tazminatların enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğratılması veya uzun yıllar sonra değer kaybı telafi edilmeden ödenmesi, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında kurulması gereken adil dengeyi ağır bir biçimde bozmaktadır. Bu durum, başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yükleyerek Anayasa'nın 35. maddesini ihlal eder. Tazminatın adil olması, sadece şeklen bir bedel ödenmesini değil, bu bedelin güncel ekonomik gerçekliklere uygun olmasını gerektirir.

Öte yandan, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin taleplerde ise usule ilişkin kurallar kritik bir önem taşımaktadır. 6384 sayılı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat Ödenmek Suretiyle Çözümüne Dair Kanun kapsamında kurulan Tazminat Komisyonu, yargılamaların uzun sürmesine yönelik şikayetleri incelemekle özel olarak görevlendirilmiştir. Yapılan yeni yasal düzenlemeler gereği, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikayetlerde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmadan önce mutlaka Tazminat Komisyonuna müracaat edilmesi ve bu idari başvuru yolunun usulünce tüketilmesi zorunlu kılınmıştır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi önüne gelen somut olayda, öncelikle başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikayeti usul yönünden değerlendirilmiştir. Mahkeme, mevzuatta yapılan yeni kanuni düzenlemeler uyarınca yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı iddialarına karşı öncelikli olarak Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun ihdas edildiğini vurgulamıştır. Başvurucunun, ulaşılabilir ve yeterli giderim sağlama kapasitesi bulunan bu idari başvuru yolunu tüketmeden doğrudan bireysel başvuruda bulunmasının, bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği ile bağdaşmayacağı belirtilmiştir. Bu sebeple, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikayet başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.

Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin esas incelemesinde ise, derece mahkemeleri tarafından başvurucu lehine hükmedilen kamulaştırmasız el atma tazminatının, uzun süren yargılama ve ödeme süreçleri zarfında enflasyon oranlarının gerisinde kaldığı, bu nedenle paranın alım gücünde çok ciddi bir düşüş yaşandığı tespit edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, idarenin haksız el atma fiilinden kaynaklanan tazminat alacağının enflasyon karşısında orantısız bir şekilde değer kaybına uğratılarak ödenmesinin, idarenin kusurunu vatandaşa yüklemek anlamına geldiğini belirtmiştir. Bu durumun, başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklediği, dolayısıyla mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasındaki adil dengenin başvurucu aleyhine ağır bir şekilde bozulduğu saptanmıştır.

İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması hususunda değerlendirme yapan Yüksek Mahkeme, tazminatta meydana gelen bu yersiz değer kaybının telafi edilebilmesi adına, ilk derece mahkemesi olan Bayramiç 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılamanın yenilenmesinde hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğuna işaret etmiştir. Yeniden yargılama kararının, mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarını ortadan kaldırmak için tek başına yeterli ve etkin bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından, başvurucunun ayrıca talep ettiği ek maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddine hükmedilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatın enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: