Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | 2023/56684 BN.

Karar Bülteni

AYM 2023/56684 BN.

Anayasa Mahkemesi | Sevda Dal | 2023/56684 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2023/56684
Karar Tarihi 11.02.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırma bedeli enflasyona karşı korunmalıdır.
  • Aşırı değer kaybı mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • AYM bedel tespitinde temyiz mercii değildir.
  • Uzun yargılama şikayetinde idari yol tüketilmelidir.

Bu karar, kamulaştırma işlemleri sonucunda hak sahiplerine ödenen bedellerin makul sürede ödenmemesi ve enflasyon karşısında değer kaybetmesi durumunda mülkiyet hakkının nasıl zedelendiğini net bir biçimde ortaya koyması açısından hukuken büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının devlete yüklediği yükümlülükler kapsamında, kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerini yansıtması kuralının, enflasyonist ortamlarda zamanın aşındırıcı etkisine karşı da titizlikle korunması gerektiğine hükmetmiştir. Aksi takdirde idarenin işlem ve eylemleri sebebiyle malike yüklenen şahsi külfetin aşırı ve olağandışı boyutlara ulaşacağı vurgulanmaktadır.

Emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından karar, idare ve derece mahkemeleri için bağlayıcı nitelikte sınırlar çizmektedir. Kamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi veya uyuşmazlıkların uzun yıllar sürmesi sebebiyle paranın alım gücünde meydana gelen düşüşlerin, malikin mülkiyet hakkı ihlaline sebebiyet vermemesi adına faiz veya enflasyon farkı gibi mekanizmalarla derhal telafi edilmesi gerektiği yönündeki yerleşik içtihat bu kararla pekiştirilmiştir. Öte yandan, makul sürede yargılanma hakkına dair şikâyetlerde yasal değişiklikler uyarınca öncelikle Tazminat Komisyonuna başvurulması gerektiği usuli bir zorunluluk olarak uygulayıcılara hatırlatılmıştır. Böylece mülkiyet hakkının usul ve esasa dair anayasal güvencelerle korunması arasındaki hassas denge bir kez daha güçlü bir yargısal temele oturtulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Sevda Dal, kendisine ait taşınmazın idare tarafından kamulaştırılması sürecinde belirlenen kamulaştırma bedelinin taşınmazın gerçek değerinin çok altında olduğunu iddia ederek hukuki yollara başvurmuştur. Uyuşmazlığın temelini, idarece ödenmesine hükmedilen bedelin hem başlangıçta düşük tespit edilmesi hem de yargılama sürecinin uzun yıllar sürmesi nedeniyle artan enflasyon karşısında ciddi şekilde erimesi ve alım gücünü yitirmesi oluşturmaktadır.

Başvurucu, yıllar süren davalar neticesinde eline geçen paranın alım gücünün düştüğünü, bu sebeple mülkiyet hakkının telafisi imkansız biçimde zarara uğratıldığını belirtmiştir. Ayrıca, söz konusu yargılama sürecinin makul süreyi aştığı gerekçesiyle adil yargılanma hakkının da zedelendiğini ileri sürmüştür. İdareye karşı yürüttüğü süreçten tatmin edici bir sonuç alamayan başvurucu, uğradığı hak ihlallerinin tespiti ve mağduriyetinin giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılması talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin tespiti ve ödenmesi süreçlerini değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın mülkiyet hakkını düzenleyen 35. maddesini ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kurallarını dikkate almaktadır. Anayasa'nın 46. maddesi uyarınca kamulaştırma bedeli olarak gerçek değerin peşin ödenmesi, mülkiyetten yoksun bırakılan malikler için vazgeçilmez temel anayasal bir güvencedir. Bu güvence, Anayasa'nın 13. maddesindeki sınırlama ölçütlerine göre müdahalenin ölçülü olabilmesi için gerçek değerin ödenmesini sağlayacak usul kurallarının etkin işletilmesini ve mahkemelerin bedeli yeterli gerekçeyle tespit etmesini gerektirir.

Yerleşik içtihatlara göre, taşınmaz bedelinin tespiti teknik ve uzmanlık gerektiren bir husus olup, bu tespitin yapılması ilk derece mahkemelerinin ve Yargıtayın ilgili uzman dairelerinin yetki ve görev alanındadır. Anayasa Mahkemesi bu bağlamda bir temyiz mercii olmadığından, derece mahkemelerinin vardığı sonuçları her yönüyle hukuka uygunluk denetimine tabi tutmaz. Mahkemenin asıl görevi, bedel tespiti yönteminin Anayasa'ya uygun olup olmadığını ve gerçek bedelin ödenmesini temin edip etmediğini incelemektir.

Bununla birlikte, 2942 sayılı Kanun kapsamında belirlenen kamulaştırma veya kamulaştırmasız el atma tazminatlarının uzun yargılama süreçleri neticesinde enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak ödenmesi, malike kamu yararı uğruna katlanması gerekenin ötesinde şahsi, aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemektedir. Bu adaletsiz denge mülkiyet hakkının ihlali olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, 6384 sayılı Tazminat Komisyonunun Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Kanun'a 7499 sayılı Kanun ile eklenen 5/A maddesi uyarınca, makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarında, Anayasa Mahkemesinden önce söz konusu idari başvuru yolunun tüketilmesi yasal bir usul zorunluluğu hâline getirilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut başvuruya konu uyuşmazlığı yöneltilen ihlal iddiaları doğrultusunda üç ana başlık altında detaylıca incelemiştir. İlk olarak, kamulaştırma bedelinin derece mahkemelerince düşük belirlendiği iddiası ele alınmıştır. Başvurucunun yasal bedel belirleme sürecine bizzat katılarak iddia ve savunmalarını mahkeme önünde dile getirme imkânına sahip olduğu, bu süreçte mülkiyet hakkının usuli güvencelerinden etkin biçimde yararlandığı saptanmıştır. İtirazların uzman mahkemelerce ilgili ve yeterli gerekçelerle karşılandığı anlaşıldığından, sadece bedel tespiti yönünden mülkiyet hakkına yapılan müdahalede kamu yararı ile malikin hakkı arasındaki dengenin bozulmadığı belirtilmiş ve bu iddia açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur.

İkinci olarak, yargılama sürecinin uzaması sebebiyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine dair şikâyet değerlendirilmiştir. Yargılamanın makul süreyi aştığı şikâyetlerinde, yürürlüğe giren yasal değişiklikler gereği öncelikle Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan Tazminat Komisyonuna müracaat edilmesi gerekmektedir. Başvurucu tarafından bu idari başvuru yolu usulünce tüketilmeden doğrudan bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından, söz konusu iddia başvuru yollarının tüketilmemesi sebebiyle kabul edilemez bulunmuştur.

Son olarak, asıl ihlal sonucunu doğuran kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması şikâyeti titizlikle incelenmiştir. Mahkeme, idarenin kamulaştırma süreci sonucunda hükmedilen bedelin başvurucuya fiilen ödenmesine kadar geçen uzun yargılama sürecinde, paranın alım gücünde ulusal enflasyon verileri çerçevesinde ciddi bir düşüş yaşandığını saptamıştır. Enflasyonist etki nedeniyle taşınmazın gerçek değeri olmaktan çıkan ve âdeta sembolikleşen bu ödemenin, malik sıfatını taşıyan başvurucuya kamu külfetleri karşısında aşırı ve olağandışı bir yük bindirdiği sabittir. Yaşanan bu ekonomik değer kaybının faiz, munzam zarar veya benzeri bir yasal yöntemle yargılama aşamasında telafi edilmemesi, idari müdahalenin ölçülülük ilkesini temelden zedelemiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması nedeniyle başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: