Anasayfa/ Karar Bülteni/ AYM | 2024/4397 BN.

Karar Bülteni

AYM 2024/4397 BN.

Anayasa Mahkemesi | Şükrü Cumaoğlu | 2024/4397 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2024/4397
Karar Tarihi 11.02.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Kamulaştırmasız el atma mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Tazminatın enflasyon karşısında erimesi ölçülülüğe aykırıdır.
  • Mülkiyet hakkı müdahaleleri kanuni dayanağa sahip olmalıdır.
  • Geciken ödemeler mülkiyet hakkı ihlali doğurur.

Bu karar, idarenin özel mülkiyete konu taşınmazlara hukuki bir usule dayanmadan fiilen el atmasının ve ardından ödenen tazminatların enflasyon karşısında değer kaybetmesinin mülkiyet hakkı üzerindeki yıkıcı etkisini net bir biçimde ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin öncelikle kanunilik şartını taşıması gerektiğini, kamulaştırmasız el atma eylemlerinin ise doğrudan bu temel şartı ihlal ettiğini vurgulamıştır. Ayrıca, idarenin haksız eylemi sonrasında vatandaşa ödenen tazminatın enflasyon nedeniyle erimesi, kişiye aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenmesi olarak değerlendirilmiş ve bu durumun mülkiyet hakkının ölçülülük ilkesini zedelediği açıkça kabul edilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça güçlü olan bu karar, kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen tazminatların ödeme tarihine kadar geçen sürede enflasyon karşısında korunmasının anayasal bir zorunluluk olduğunu tescil etmektedir. Özellikle yüksek enflasyonist dönemlerde idare mahkemeleri ve hukuk mahkemelerinin tazminat bedellerini belirlerken paranın alım gücündeki düşüşü mutlaka dikkate almaları gerektiği yönünde bağlayıcı bir ilke ortaya konulmuştur. Bu durum, idarenin keyfi el atmalarının önüne geçilmesinde caydırıcı bir etki yaratırken, vatandaşların mülkiyet haklarının ekonomik dalgalanmalara karşı korunması bakımından da uygulamadaki yargı mercilerine yol gösterici niteliktedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Şükrü Cumaoğlu, maliki olduğu ve kanuni haklarını elinde bulundurduğu taşınmaza ilgili idare tarafından herhangi bir kamulaştırma kararı alınmaksızın ve yasal prosedür işletilmeksizin fiilen el atıldığını, bu durumun mülkiyet hakkına haksız bir müdahale olduğunu belirterek yargı yoluna başvurmuştur. Açılan kamulaştırmasız el atma davası sonucunda mahkemece başvurucu lehine bir tazminata hükmedilmiş olsa da, yargılama sürecinin uzun yıllar alması ve ödenmesine karar verilen bedelin ülkede yaşanan yüksek enflasyon karşısında ciddi oranda değer kaybetmesi uyuşmazlığın temel hukuki nedenini oluşturmuştur. Başvurucu, taşınmazına baştan itibaren hukuka aykırı bir şekilde el atılmasının yanı sıra, gecikmeli olarak hükmedilen tazminatın güncel ekonomik koşullarda eriyip gitmesi ve gerçek maddi zararını karşılamaması sebebiyle mağdur olduğunu ileri sürmüştür. Bu iddialar doğrultusunda, uğranılan mağduriyetin tespiti, maddi ve manevi zararların yasal yollardan eksiksiz bir biçimde giderilmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle mülkiyet hakkının güvence altına alındığı anayasal ve yasal çerçeveyi değerlendirmiştir. Anayasa'nın 35. maddesinde herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu, bu hakkın ancak kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlanabileceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca Anayasa'nın 46. maddesinde kamulaştırma işlemlerinin usul ve esasları belirlenmiş, özel mülkiyete konu taşınmazlara ancak gerçek karşılığın peşin ödenmesi şartıyla müdahale edilebileceği kuralı getirilmiştir.

Uyuşmazlıkta, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında öngörülen usullere uyulmaksızın idare tarafından özel mülkiyete fiilen el atılması eylemi incelenmiştir. Yerleşik içtihatlara göre, idarenin hukuki bir dayanak olmaksızın bir taşınmaza el atması, mülkiyet hakkına yönelik kanunilik ilkesini doğrudan ihlal eden bir müdahale olarak kabul edilmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin istikrar kazanmış Şevket Karataş ve Celalettin Aşçıoğlu gibi emsal kararlarında da vurgulandığı üzere, kamulaştırmasız el atma işlemleri mülkiyet hakkının özüne dokunan hukuka aykırı fiillerdir.

Bunun yanı sıra, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülük ilkesi çerçevesinde değerlendirilmesinde tazminatların enflasyon karşısında korunması kuralı büyük önem taşımaktadır. Yüksek Mahkemenin Ali Şimşek ve diğerleri ile Mehmet Akdoğan ve diğerleri kararlarında ortaya konulan temel prensibe göre; kamulaştırmasız el atma karşılığında hükmedilen tazminatların yargılama ve ödeme sürecinde enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması, malik üzerine şahsi ve olağan dışı bir külfet yüklenmesi anlamına gelmektedir. Bu durum, mülkiyet hakkının korunması ile kamu yararı arasında bulunması gereken adil dengeyi malik aleyhine bozarak Anayasa'nın 13. ve 35. maddelerine açık aykırılık teşkil etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun taşınmazına yönelik idarenin fiili eylemini ve sonrasında yürütülen yargılama sürecinde ortaya çıkan tazminat bedelinin durumunu detaylı bir biçimde incelemiştir. İlk olarak, başvurucunun mülkiyetinde bulunan taşınmaza idare tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu kapsamında herhangi bir kamulaştırma kararı alınmadan ve resmi bir hukuki usul işletilmeden el atıldığı tespit edilmiştir. Yüksek Mahkeme, bu tür fiili el atma işlemlerinin anayasal bir temelinin bulunmadığını, müdahalenin Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddelerinde belirtilen usullere aykırı olduğunu belirterek, kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini açıkça ortaya koymuştur.

İkinci aşamada, kamulaştırmasız el atma eylemi nedeniyle açılan dava sonucunda hükmedilen tazminatın durumu değerlendirilmiştir. Yargılama sürecinin uzaması ve zorlu ekonomik koşullar nedeniyle, hükmedilen tazminat bedeli başvuru tarihi itibarıyla enflasyon karşısında ciddi bir değer kaybına uğramıştır. Anayasa Mahkemesi, idarenin haksız eylemi neticesinde mahrum kalınan mülkiyetin gerçek bedelinin ödenmesi gerektiğini, enflasyon nedeniyle paranın alım gücünde meydana gelen erimenin telafi edilmemesinin malik üzerinde aşırı ve katlanılamaz bir yük oluşturduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasındaki adil dengenin, tazminatın enflasyon karşısında korunamaması sebebiyle başvurucu aleyhine bozulduğuna kesin olarak kanaat getirmiştir.

Bu bağlamda, tespit edilen mülkiyet hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar görülmüştür. Ayrıca, ihlalin doğurduğu ve yalnızca tespit ile giderilemeyecek olan manevi zararların telafisi için başvurucu lehine 30.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılması talebiyle başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: