Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Ufuk Özcan Kararı 2022/42494 B.

Anayasa Mahkemesi Ufuk Özcan Kararı 2022/42494 B.

Bu karar, işçilerin anayasal düzeyde korunan sendikal örgütlenme ve barışçıl toplantı haklarının işverenlerin tek taraflı fesih yetkisine karşı güçlü bir koruma kalkanına sahip olduğunu hukuken tescil etmektedir. İşverenin, sendikal yetki tespitinin hemen ardından sendika üyesi işçilerin iş sözleşmelerini feshetmesi ve sonrasında dayanışma amacıyla yapılan barışçıl iş bırakma eylemlerini "kanunsuz grev" olarak nitelendirerek toplu işten çıkarmalara gitmesi, Anayasa Mahkemesi tarafından sendika hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirilmiştir. Yargı mercilerinin bu tür uyuşmazlıklarda dar ve şekli bir incelemeyle yetinmemesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır.
search

Anayasa Mahkemesi
Ufuk Özcan Kararı 2022/42494 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2022/42494
Karar Tarihi 23.12.2025
Taraf Ufuk Özcan
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Sendikal faaliyetler nedeniyle fesih hak ihlalidir.
Barışçıl iş bırakma kanunsuz grev sayılamaz.
İşçilerin usulüne uygun uyarılması yasal zorunludur.
Makul süre şikayetleri tazminat komisyonuna yapılmalıdır.

Bu karar, işçilerin anayasal düzeyde korunan sendikal örgütlenme ve barışçıl toplantı haklarının işverenlerin tek taraflı fesih yetkisine karşı güçlü bir koruma kalkanına sahip olduğunu hukuken tescil etmektedir. İşverenin, sendikal yetki tespitinin hemen ardından sendika üyesi işçilerin iş sözleşmelerini feshetmesi ve sonrasında dayanışma amacıyla yapılan barışçıl iş bırakma eylemlerini "kanunsuz grev" olarak nitelendirerek toplu işten çıkarmalara gitmesi, Anayasa Mahkemesi tarafından sendika hakkına yönelik ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirilmiştir. Yargı mercilerinin bu tür uyuşmazlıklarda dar ve şekli bir incelemeyle yetinmemesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır.

Benzer davalarda emsal etkisi bakımından bu karar, işverenlerin sendikal örgütlenmeyi kırmak amacıyla sıklıkla başvurduğu toplu fesih ve gözdağı uygulamalarına karşı işçi haklarını tahkim eden çok güçlü bir temel niteliği taşımaktadır. Derece mahkemelerinin iş bırakma eylemlerini üretim boyutundaki somut etkisini tartışmadan doğrudan kanunsuz grev olarak nitelendirmesinin önüne geçilecek olup, eylemin barışçıl niteliği ön planda tutulacaktır. İşverenin uyarı yükümlülüğünü genel nitelikli duyurularla değil, her bir işçiye özgü somut ve açık ihtarlarla yerine getirmesi gerektiği yönündeki tespit, iş hukuku davalarındaki ispat yükü kurallarına önemli bir emsal standart kazandırmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, başvurucunun çalıştığı işyerinde sendikal örgütlenme sürecinde yaşanan olaylar neticesinde iş sözleşmesinin işverence feshedilmesinden kaynaklanmaktadır. Başvurucu, işyerinde sendikanın yetki tespiti almasının ardından işverenin sendikalı işçileri işten çıkardığını, işten çıkarılan arkadaşlarına destek olmak amacıyla barışçıl bir şekilde iş bırakma eylemine katıldıkları için kendisinin ve çok sayıda mesai arkadaşının iş sözleşmesinin haksız yere sonlandırıldığını belirterek işe iade ve sendikal tazminat davası açmıştır. İlk derece mahkemesi iki kez davanın kabulüne ve feshin sendikal nedene dayandığına karar vermişse de, istinaf mahkemesi işçilerin eylemini "kanunsuz grev" olarak nitelendirerek davayı kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu, bu ret kararı ve yargılamanın uzun sürmesi üzerine sendika hakkı ile makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın temelinde, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 51 ile güvence altına alınan sendika hakkı ve bu hakkın ihlali iddiaları yer almaktadır. İş hukukunda, işçilerin sendikal örgütlenme ve faaliyette bulunma hakları yasalarla korunmakta olup, sendikal nedenlerle yapılan fesihler mutlak bir geçersizlik sebebi ve sendikal tazminat yaptırımına tabi bir hukuka aykırılık oluşturmaktadır.

Somut uyuşmazlığın çözümlenmesinde, taraflar arasındaki eylemin hukuki niteliği önem taşımaktadır. İşveren tarafı işçilerin eylemini 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu bağlamında kanunsuz grev olarak nitelendirirken, işçi tarafı bunu anayasal barışçıl bir dayanışma eylemi olarak görmektedir. Yargı içtihatlarına göre, işçilerin iş koşullarını veya işten çıkarılan bir sendikalı arkadaşlarının durumunu protesto etmek amacıyla gerçekleştirdikleri kısa süreli, ölçülü ve barışçıl iş bırakma eylemleri, demokratik hak arama hürriyeti ve sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilebilmektedir.

Bununla birlikte, işverenin iş sözleşmesini haklı veya geçerli nedenle feshedebilmesi için işçinin kendisine verilen görevi yapmamakta ısrar ettiğini usulüne uygun şekilde ispatlaması gerekir. Olay bazında, salt yemekhanede yapılan genel duyurular veya cep telefonu mesajları yerine, işçinin yapmakla yükümlü olduğu görevin kendisine bizzat hatırlatılması ve buna ilişkin tutanak düzenlenmesi hukuki bir zorunluluktur. Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikayetler bakımından ise 6384 sayılı Kanun kapsamında kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yapılması yasal bir şarttır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucu ve diğer işçilerin eylemlerinin, toplu iş sözleşmesi sürecine ve sendikalı arkadaşlarının işten çıkarılmasına tepki olarak gerçekleştiğini, bu eylemlerin barışçıl nitelikte olduğunu tespit etmiştir. İstinaf mahkemesinin, işçilerin eylemini doğrudan kanunsuz grev olarak nitelendirerek davayı reddetmesi eleştirilmiştir. Derece mahkemesi kararlarında, işçilerin iş bırakma eylemi nedeniyle işyerindeki işlerin ne şekilde aksadığı, üretimde yaşanan kayıpların boyutu ve bu kayıpların telafi edilip edilemeyeceği gibi olayın esasına etki edecek kritik hususların hiç tartışılmadığı görülmüştür. İşçilerin hak arama amacının ötesine geçen taşkın eylemlerde bulundukları somut gerekçelerle ortaya konulamamıştır.

Öte yandan, işverenin fesih işlemlerini gerçekleştirirken işçileri usulüne uygun olarak uyarmadığı, iş emirlerinin yerine getirilmesi konusunda her bir işçiye özgü somut hatırlatmalar yapmadığı, sadece genel duyurular ve mesajlarla yetindiği belirlenmiştir. Sendikanın işyerinde çoğunluğu sağlayıp yetki alması üzerine sendika üyelerinin tamamının iş sözleşmelerinin feshedilmiş olması ve dava tarihi itibarıyla işyerinde hiç sendikalı işçi kalmaması, fesihlerin asıl amacının sendikal örgütlenmeyi kırmak olduğunu açıkça göstermektedir. Bu bağlamda, istinaf mahkemesinin sendika hakkının gerektirdiği biçimde tarafların menfaatlerini adil bir şekilde dengelemediği, ilgili ve yeterli bir gerekçe sunmadan işveren lehine karar verdiği tespit edilmiştir. Makul sürede yargılanma şikayeti yönünden ise yeni yasal düzenlemeler gereği başvurucunun Tazminat Komisyonuna başvuru yolunu tüketmediği anlaşılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna, Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir.

Arkadaşlarımız atıldı diye iş bıraktık, bizi de kovdular. Bu yasal mı? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, işten çıkarılan sendikalı arkadaşlarınıza destek olmak amacıyla gerçekleştirdiğiniz kısa süreli, ölçülü ve barışçıl iş bırakma eylemleri, demokratik hak arama hürriyeti ve sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilmektedir. Eylemin barışçıl nitelikte olması durumunda, işverenin bu durumu doğrudan "kanunsuz grev" olarak nitelendirip sözleşmenizi feshetmesi anayasal sendika hakkınıza yönelik ölçüsüz bir müdahale ve hak ihlalidir.
Patron toplu mesaj atıp işe dönün dedi, dönmedik diye kovdu. Haklı mı? expand_more
Hayır, hukuken haklı değildir. İşverenin iş sözleşmesini geçerli veya haklı nedenle feshedebilmesi için, çalışanları usulüne uygun şekilde uyarması yasal bir zorunluluktur. Salt yemekhanede yapılan genel duyurular veya cep telefonuyla atılan toplu mesajlar yeterli görülmemektedir; işverenin her bir işçiye bizzat ve somut olarak işine dönmesini ihtar etmesi ve tutanak düzenlemesi gerekmektedir.
Sendika yetki alınca patron tüm sendikalıları işten çıkardı. Ne yapabiliriz? expand_more
İşverenin, sendikanın yetki tespiti almasının hemen ardından tüm sendika üyelerinin iş sözleşmelerini feshetmesi, yargı mercilerince asıl amacın sendikal örgütlenmeyi kırmak olduğunun açık bir göstergesi kabul edilmektedir. Sendikal faaliyetler nedeniyle yapılan fesihler mutlak bir geçersizlik sebebidir. Anayasa'nın 51. maddesi ile korunan sendika hakkınızın ihlali niteliğindeki bu duruma karşı işe iade ve sendikal tazminat davası açarak yasal haklarınızı arayabilirsiniz.
Davam çok uzun sürdü, doğrudan Anayasa Mahkemesine gidebilir miyim? expand_more
Hayır, davanızın uzun sürmesi nedeniyle doğrudan Anayasa Mahkemesine başvuramazsınız. Yasal düzenlemeler gereği, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin şikayetleriniz için öncelikle 6384 sayılı Kanun kapsamında kurulan Tazminat Komisyonuna başvuru yapmanız zorunludur. Bu idari başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurular, başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle Anayasa Mahkemesi tarafından kabul edilemez bulunmaktadır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir