Anasayfa/ Karar Bülteni/ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sıc S.A. - Portekiz Kararı 2746/21 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Sıc S.A. - Portekiz Kararı 2746/21 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak **Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 10** (ifade özgürlüğü) ve **Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 8** (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı) hükümlerini birlikte değerlendirmiş ve bu iki hak arasındaki adil dengeyi kurmayı hedeflemiştir. Mahkeme yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, ifade özgürlüğünün sadece haber verme veya siyasi nitelikteki fikirler için değil, aynı zamanda sanatsal ifadeler ve kar amacı güden ticari içerikler için de geçerli olduğunu belirtmektedir. Ancak görsel ve işitsel medyanın, yazılı basına göre çok daha doğrudan ve güçlü bir etkiye sahip olduğu gerçeği, televizyon kanallarına ve internet platformlarına daha ağır görev ve sorumluluklar yüklemektedir.
search

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Sıc S.A. - Portekiz Kararı 2746/21 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Bölüm 4. Bölüm
Başvuru No 2746/21
Karar Tarihi 13.01.2026
Taraflar Sıc S.A. - Portekiz
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki HUDOC
Öne Çıkan Hükümler
Özel kişilerin rızasız yayınlanması özel hayatı ihlal eder.
Ticari tanıtımlarda kamu yararı tartışması bulunmaz.
Bireylerin kimliklerinin gizlenmemesi yayıncıyı sorumlu kılar.
Devletin özel hayatı korumada geniş takdir yetkisi vardır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bu kararı, medya kuruluşlarının görsel ve işitsel imkanları kullanarak bireylerin mahremiyet alanına ne ölçüde müdahale edebileceği hususunda çok net bir hukuki sınır çizmektedir. Karar, televizyon şirketlerinin reyting artırma veya ticari kar elde etme gibi hedeflerinin, bireylerin kendi görüntüleri ve sesleri üzerindeki temel haklarını hiçbir şekilde ortadan kaldırmayacağını açıkça ortaya koymaktadır.

Özellikle günümüz dijital çağında ve internet yayıncılığında, rızası bulunmayan sıradan kişilerin tartışmalı durumlara çekilerek geniş kitlelere sunulması hukuken korunmayan bir eylem olarak nitelendirilmiştir. Mahkeme, kamu yararı gütmeyen ticari içeriklerde özel hayatın dokunulmazlığının, medya organlarının yayın özgürlüğüne üstün geleceğini kesin bir dille belirterek, yayıncıların sınırsız bir serbestiye sahip olmadığını vurgulamıştır.

Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu karar, basın ve yayın organlarına ciddi bir özen yükümlülüğü getirmektedir. Yayıncıların, habercilik sınırları dışında kalan tanıtım, eğlence ve reklam faaliyetlerinde sıradan vatandaşların kimliğini açığa vurmamak için yüze mozaikleme veya ses değiştirme gibi koruyucu teknik tedbirleri mutlaka uygulamaları gerektiği içtihat haline gelmiştir.

Uygulamadaki önemi ise, yerel mahkemelerin ifade özgürlüğü ile itibar hakkı arasında yapacağı dengeleme testinde kullanacakları kriterleri oldukça sağlamlaştırmasıdır. Medya organlarının gerekli önlemleri almadığı durumlarda caydırıcı nitelikte ve yüksek tutarlı tazminat yaptırımlarına maruz kalmasının, demokratik bir toplumda ölçülü ve gerekli olduğu kabul edilerek, mağdurların korunmasına yönelik son derece güçlü bir hukuki zemin oluşturulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu televizyon şirketi, bir tiyatro salonunda gerçekleştirilen stand-up komedi gösterisini kayda almış ve daha sonra bu görüntüleri kendi televizyon kanalında ve internet sitesinde belgesel dizi olarak yayınlamıştır. Gösteri sırasında komedyen ile gergin bir tartışma yaşayan iki izleyicinin (M.G. ve M.C.) görüntüleri ve sesleri, programın tanıtım videolarında da açıkça ve rızaları alınmadan kullanılmıştır. Bu durum üzerine söz konusu iki izleyici, televizyon şirketine karşı özel hayatın gizliliği ve itibar hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle hukuk davası açmıştır. Yerel mahkemeler, izleyicilerin açık rızasının alınmadığını belirterek televizyon şirketini manevi ve cezalandırıcı tazminat ödemeye mahkum etmiş ve ilgili görüntülerin silinmesine karar vermiştir. Televizyon şirketi ise, aleyhine hükmedilen bu yaptırımların ifade özgürlüğünü ihlal ettiği iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 10 (ifade özgürlüğü) ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 8 (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı) hükümlerini birlikte değerlendirmiş ve bu iki hak arasındaki adil dengeyi kurmayı hedeflemiştir. Mahkeme yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, ifade özgürlüğünün sadece haber verme veya siyasi nitelikteki fikirler için değil, aynı zamanda sanatsal ifadeler ve kar amacı güden ticari içerikler için de geçerli olduğunu belirtmektedir. Ancak görsel ve işitsel medyanın, yazılı basına göre çok daha doğrudan ve güçlü bir etkiye sahip olduğu gerçeği, televizyon kanallarına ve internet platformlarına daha ağır görev ve sorumluluklar yüklemektedir.

Mahkemenin belirlediği yerleşik içtihat prensipleri uyarınca, bu iki hakkın dengelenmesinde dikkate alınması gereken başlıca kriterler şunlardır: Söz konusu yayının kamu yararına ilişkin genel bir tartışmaya katkı sağlayıp sağlamadığı, hedef alınan kişinin toplum tarafından ne kadar tanındığı ve kamuya mal olmuş bir figür olup olmadığı, kişinin yayından önceki bireysel davranışları, bilginin elde ediliş biçimi, yayının içeriği, şekli, kişiye etkileri ve uygulanan yaptırımın ağırlığıdır.

Özel hayata yönelik müdahalenin, kişinin itibarını zedeleyecek ve özel hayatına saygı hakkının kullanımını olumsuz etkileyecek belirli bir ağırlık eşiğine ulaşması gerekmektedir. Sıradan bireylerin, siyasetçiler veya tanınmış kişilere kıyasla çok daha yüksek bir mahremiyet beklentisi içinde oldukları ve bu haklarının korunmasında devletin geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu doktrin tanımları ve mahkeme pratikleriyle kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, somut olayı incelerken, asıl tartışma konusunun komedyenin ifade veya sanat özgürlüğü olmadığını, televizyon şirketinin izlenme oranlarını artırmak amacıyla sıradan kişilerin görüntü ve seslerini ticari tanıtımlarda kullanma eylemi olduğunu tespit etmiştir. Yayınlanan programın ve fragmanların, kamu yararına ilişkin herhangi bir tartışmaya doğrudan bir katkı sağlamadığı ve tamamen eğlence ve ticari amaçlar taşıdığı vurgulanmıştır. İlgili izleyiciler kamuoyunca tanınan kişiler olmayıp, sadece bir komedi gösterisine bilet alarak katılmış sıradan vatandaşlardır.

Gösteri alanının girişinde kameraların bulunması veya çekim yapıldığına dair genel uyarıların yer alması, kişilerin bu görüntülerin daha sonra bağlamından koparılarak, onur kırıcı olabilecek bir tanıtım videosunda ve belgeselde odak noktası olarak kullanılmasına zımnen rıza gösterdikleri anlamına gelmemektedir. Başvurucu televizyon şirketi, bu kişilerin özel hayatını korumak adına yüzlerini bulandırmak, mozaiklemek veya seslerini değiştirmek gibi basit teknik önlemleri almamış, aksine tartışma anını yakın çekimle vererek kimliklerini açıkça ifşa etmiştir.

İlgili görüntülerin ulusal bir televizyon kanalında ve internet ortamında günlerce ve defalarca yayınlanmasının, bu kişileri ciddi anlamda utandırdığı, mesleki ile özel hayatlarında olumsuz etkilere yol açtığı ve itibarlarını zedelediği açıkça tespit edilmiştir. Yerel mahkemelerce başvuru şirketine verilen cezalandırıcı ve manevi tazminat dahil toplam 40.000 avroluk miktarın ve görüntülerin internetten silinmesi yönündeki tedbir kararının, ihlalin ciddiyeti ve caydırıcılık amacı göz önüne alındığında hiçbir şekilde aşırı veya orantısız olmadığı değerlendirilmiştir. Ulusal makamların, ifade özgürlüğü ile özel hayata saygı hakkı arasında adil bir denge kurarken kendilerine tanınan geniş takdir marjını aşmadıkları ve bu müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli olduğu kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucu şirketin ifade özgürlüğünün ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

TV kanalında rızam olmadan görüntüm yayınlandı. Dava açabilir miyim? expand_more
Evet, dava açabilirsiniz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne göre, televizyon şirketlerinin reyting veya ticari gelir elde etmek amacıyla, sıradan vatandaşların rızası olmayan görüntülerini yayınlaması özel hayatın ihlalidir. Kamu yararı taşımayan, yalnızca eğlence ve ticari amaç güden yayınlarda kişilerin kimliğinin açıkça ifşa edilmesi hukuken korunmaz. Yayıncı kuruluşların, reyting uğruna kişilerin özel hayatlarına sınırsız bir şekilde müdahale etme hakkı bulunmamaktadır.
Etkinlik girişinde çekim yapıldığı yazması yayın için rıza sayılır mı? expand_more
Hayır, genel bir uyarı yazısı veya girişlerde kamera bulunması, görüntülerin istenildiği gibi yayınlanabileceği anlamına gelmez. Etkinliğe katılan kişilerin, görüntülerinin bağlamından koparılarak onur kırıcı bir şekilde veya özel bir tanıtım videosunun odak noktası yapılarak kullanılmasına zımnen rıza gösterdiği kabul edilemez. Özellikle sıradan vatandaşların, bu tür durumlarda yüzlerinin mozaiklenmesi veya seslerinin değiştirilmesi gibi koruyucu teknik tedbirlerle gizlenmesi zorunludur.
İnternetteki rızasız görüntülerimin silinmesini ve tazminat isteyebilir miyim? expand_more
Kesinlikle isteyebilirsiniz. Mahkeme, rızanız dışında yayınlanan ve itibarınızı zedeleyen, mesleki veya özel hayatınızı olumsuz etkileyen görüntülerin internet ortamından silinmesine hükmedebilmektedir. Ayrıca, yayıncı kuruluşun gerekli önlemleri almadığı durumlarda caydırıcı nitelikte olan yüksek tutarlı maddi ve manevi tazminat yaptırımlarına maruz kalması, demokratik bir toplumda ölçülü ve gerekli bir adım olarak kabul edilmiştir. Emsal kararda, mahremiyeti ihlal eden televizyon şirketine yerel mahkemece verilen cezalandırıcı mahiyetteki 40.000 avroluk tazminat kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından da orantılı ve haklı bulunmuştur.
Haber kanalı ifade özgürlüğünü bahane ederek rızasız görüntümü basabilir mi? expand_more
Hayır, basın veya ifade özgürlüğü mutlak bir hak değildir ve her zaman özel hayata saygı hakkı ile dengelenmesi gerekir. Mahkeme içtihatlarına göre, yayınlanan içerik kamu yararına ilişkin genel bir tartışmaya katkı sağlamıyorsa ve siz kamuya mal olmuş tanınmış bir figür değilseniz, sıradan bir birey olarak mahremiyet beklentiniz çok daha yüksektir. Habercilik sınırları dışında kalan tanıtım, eğlence ve reklam gibi ticari içeriklerde bireylerin özel hayatının dokunulmazlığı, medya organlarının yayın özgürlüğünden daha üstün tutulmaktadır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir