Anasayfa/ Karar Bülteni/ Danıştay Danıştay 5. Dairesi 2018/5373 E. 2021/4957 K.

Danıştay Danıştay 5. Dairesi 2018/5373 E. 2021/4957 K.

Bu karar, olağanüstü hal (OHAL) döneminde yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) uyarınca yargı mensupları hakkında uygulanan meslekten çıkarma tedbirinin hukuki niteliğini ve idari yargı denetiminin sınırlarını ortaya koyması bakımından kritik bir öneme sahiptir. Danıştay, anayasal düzene ve devlete sadakat yükümlülüğünün yargı mensupları için olağanüstü bir ağırlık taşıdığını; bu kapsamda terör örgütleriyle "irtibat" ve "iltisak" kavramlarının değerlendirilmesinde, salt ceza yargılamasındaki "üyelik" veya "mensubiyet" şartının aranmayacağını ve ceza yargılamasındaki beraat kararlarının idari tedbiri doğrudan geçersiz kılmayacağını netleştirmiştir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Danıştay 5. Dairesi
Esas No 2018/5373
Karar No 2021/4957
Karar Tarihi 28.12.2021
Karar Sonucu Ret
Karar Linki Danıştay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Olağanüstü tedbir niteliğindeki ihraç bir disiplin cezası değildir.
  • gavel İltisak tespitinde ceza mahkemesinin beraat kararı idareyi bağlamaz.
  • gavel ByLock kullanımı ve tanık beyanları iltisak bağı için yeterlidir.
  • gavel Yargı mensupları anayasal düzene mutlak sadakatle yükümlüdür.

Bu karar, olağanüstü hal (OHAL) döneminde yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) uyarınca yargı mensupları hakkında uygulanan meslekten çıkarma tedbirinin hukuki niteliğini ve idari yargı denetiminin sınırlarını ortaya koyması bakımından kritik bir öneme sahiptir. Danıştay, anayasal düzene ve devlete sadakat yükümlülüğünün yargı mensupları için olağanüstü bir ağırlık taşıdığını; bu kapsamda terör örgütleriyle "irtibat" ve "iltisak" kavramlarının değerlendirilmesinde, salt ceza yargılamasındaki "üyelik" veya "mensubiyet" şartının aranmayacağını ve ceza yargılamasındaki beraat kararlarının idari tedbiri doğrudan geçersiz kılmayacağını netleştirmiştir.

Benzer davalarda emsal teşkil eden bu içtihat, idari yaptırımlar ile ceza hukuku yaptırımları arasındaki sınırları keskin bir biçimde çizmektedir. ByLock kullanım tespitleri, tanık beyanları ve meslek içi hiyerarşik veya sosyal gruplaşma eğilimlerinin "iltisak" için yeterli bir zemin oluşturabileceği vurgulanmıştır. Bu yönüyle karar, idarenin takdir yetkisi ve devletin kendi varlığını koruma refleksi kapsamında uygulanan arınma süreçlerinin hukuki meşruiyetini teyit ederek, idari yargılamada delil değerlendirme standartlarının çerçevesini güçlendirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık; adli yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunduğu gerekçesiyle Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Genel Kurulu tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi üzerine ortaya çıkmıştır. Davacı, söz konusu meslekten çıkarma kararına ve bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine yönelik işlemlere itiraz ederek, haksız ve hukuksuz bir uygulamaya maruz kaldığını, örgütle hiçbir fiili veya organik bağının bulunmadığını ileri sürmüştür. Ayrıca, disiplin hukuku kuralları işletilmeden, hakkında somut bir suçlama yöneltilip önceden savunma hakkı tanınmadan ve kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmadan masumiyet karinesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir. Tüm bu iddialar çerçevesinde davacı, HSK kararlarının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptalini ve bu işlemler sebebiyle mahrum kaldığını belirttiği tüm mali ile özlük haklarının yasal faiziyle birlikte kendisine iadesini talep etmektedir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Danıştay 5. Dairesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle devletin yapısı ve yargı erkiyle ilgili Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 138, 139 ve 140 hükümlerini dikkate almıştır. Bu temel düzenlemeler; hakimlerin görevlerinde tamamen bağımsız olduklarını, Anayasa'ya, kanuna ve hukuka uygun olarak yalnızca vicdani kanaatlerine göre karar vereceklerini kesin bir dille kurala bağlamaktadır. Aynı zamanda bu maddeler uyarınca yargı mensupları, meslekten çıkarılmayı gerektiren haller dışında azlolunamazlar. Ancak, Anayasa m. 159 kapsamında oluşturulan Hakimler ve Savcılar Kurulu'na, meslekte kalması uygun görülmeyenler hakkında gerekli disiplin veya görevden alma işlemlerini yürütme yetkisi tanınmıştır.

Ayrıca uyuşmazlık kapsamında, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu m. 53 uyarınca, meslekte kalmalarının uygun olmadığına yetkili kurulca karar verilenlerin hakimlik ve savcılık görevlerinin doğrudan sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Olağanüstü hal koşullarında milli güvenliğin sağlanması amacıyla yürürlüğe giren ve bilahare yasalaşan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname m. 3/1 düzenlemesi ise meselenin asıl dayanağıdır. Bu düzenleme; terör örgütlerine veya devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapılara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı yahut irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının HSK Genel Kurulunca ivedilikle meslekten çıkarılmalarına imkan tanımaktadır.

Mahkeme hukuki değerlendirmesinde, Bangalor Yargı Etiği İlkeleri kapsamında yargı mensuplarının her türlü dış etkiden, baskıdan, örgütsel hiyerarşiden ve müdahaleden uzak bir şekilde yargı işlevini yerine getirmesi gerektiğine vurgu yapmıştır. Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının, demokratik toplum düzeni ile hukuk devleti ilkesinin en temel anayasal güvencesi olduğu, devlete sadakat yükümlülüğünün yargı mensupları için çok daha sıkı kurallara tabi olduğu belirtilmiştir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Danıştay 5. Dairesi tarafından yapılan kapsamlı incelemede, davacının meslekten çıkarılmasını gerektirecek derecede FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı somut deliller ışığında detaylıca değerlendirilmiştir. Öncelikle, davacı adına kayıtlı GSM hattı üzerinden ve kendisine ait cihaz ile örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock uygulamasına giriş yapıldığına dair teknik raporların bulunduğu saptanmıştır. Bunun yanı sıra, davalı idare tarafından dosyaya sunulan örgütsel yazışma içeriklerinde diğer kullanıcılar tarafından davacının isminin bizzat zikredilmesi, davacı ile örgüt arasındaki iltisak bağının somut ve kuvvetli bir delili olarak kabul edilmiştir.

Dosya kapsamında dinlenen çeşitli tanık ifadeleri, davacının geçmişte örgüte ait evlerde kaldığını, örgüt içerisindeki hiyerarşide görev aldığını, 2014 yılı HSK üye seçimleri sürecinde örgütün sözde bağımsız adayları lehine yoğun faaliyet göstererek oy istediğini açıkça ortaya koymuştur. Davacı her ne kadar hakkında ceza mahkemesinde silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan açılan davada delil yetersizliğinden beraat kararı verildiğini ileri sürmüşse de; Daire, meslekten çıkarma işleminin adli bir ceza veya standart bir disiplin cezası niteliğinde olmadığını açıkça vurgulamıştır. Bu kararın, devlet kurumlarını arındırmaya yönelik bir olağanüstü tedbir mahiyeti taşıdığı belirtilmiştir. Dolayısıyla, ceza hukuku anlamında suç unsuru tam olarak ispatlanamasa bile, idari yönden iltisak ve irtibatın tespiti için ceza mahkemesinin beraat kararının idari yargı makamlarını doğrudan bağlamayacağı ifade edilmiştir.

Bununla birlikte davacının savunma hakkının kısıtlandığı yönündeki usule ilişkin itirazları, işlemin olağanüstü hal koşullarında acil ve koruyucu bir tedbir olarak uygulanması ve akabindeki idari yargılama sürecinde dosyaya sunulan tüm delillerin kendisine tebliğ edilerek gerekli itiraz imkanının eksiksiz şekilde sağlanmış olması sebebiyle hukuken geçerli bulunmamıştır.

Sonuç olarak Danıştay 5. Dairesi, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının sübut bulduğu ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna vararak davanın reddi yönünde karar vermiştir.

Ceza davasında beraat ettim, yine de meslekten atılabilir miyim? expand_more
Danıştay kararlarına göre, olağanüstü hal döneminde uygulanan meslekten çıkarma işlemleri adli bir ceza veya standart bir disiplin cezası değil, devleti arındırma amaçlı idari bir tedbirdir. Bu nedenle, ceza mahkemesinde delil yetersizliğinden beraat etmiş olmanız, hakkınızda idari yönden "iltisak" veya "irtibat" tespiti yapılmasına engel teşkil etmez ve ceza mahkemesinin beraat kararı idari makamları doğrudan bağlamaz.
Sadece ByLock iddiası veya tanık beyanıyla meslekten ihraç edilir miyim? expand_more
Evet, Danıştay içtihatları uyarınca, adınıza kayıtlı hat veya cihaz üzerinden örgütün gizli haberleşme programı ByLock'a giriş yapılması somut bir delildir. Ayrıca, geçmişte örgüte ait evlerde kaldığınıza, hiyerarşide görev aldığınıza veya örgüt lehine faaliyet yürüttüğünüze dair tanık ifadeleri ile örgütsel yazışmalarda adınızın geçmesi, terör örgütü ile iltisak ve irtibat bağınızı kanıtlamak için yeterli kabul edilmektedir.
Savunmam hiç alınmadan doğrudan meslekten çıkarılmam hukuka uygun mu? expand_more
Olağanüstü hal kapsamında uygulanan meslekten çıkarma işlemleri, acil ve koruyucu bir olağanüstü tedbir mahiyeti taşımaktadır. Danıştay, akabinde başlayan idari yargılama sürecinde dosyaya sunulan tüm delillerin size tebliğ edilmesi ve mahkemede gerekli itiraz imkanının eksiksiz şekilde sağlanması sebebiyle, en başta savunma alınmamış olmasını savunma hakkının kısıtlanması olarak görmemekte ve bu durumu hukuka uygun bulmaktadır.
Hâkim veya savcı olmam ihraç kararında neden bu kadar katı değerlendiriliyor? expand_more
Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, demokratik toplum düzeni ve hukuk devletinin en temel güvencesidir. Bangalor Yargı Etiği İlkeleri ve Anayasa gereği, yargı mensuplarının devlete sadakat yükümlülüğü sıradan memurlara göre çok daha sıkı kurallara tabidir ve kararlarını her türlü örgütsel hiyerarşiden uzak şekilde almaları zorunludur. Bu sebeple idari yargı, yargı erki mensupları için ceza yargılamasındaki "üyelik" şartını aramaksızın, "iltisak" veya "irtibat" bağını meslekten çıkarma işlemi için yeterli görmektedir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir