Karar Bülteni
DANIŞTAY 5. Daire 2019/2003 E. 2023/9624 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 5. Daire |
| Esas No | 2019/2003 |
| Karar No | 2023/9624 |
| Karar Tarihi | 21.06.2023 |
| Dava Türü | İptal Davası |
| Karar Sonucu | Onama |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- Terör örgütü ile irtibat ihraç sebebidir.
- Adli tahkikat idari karar sürecini doğrudan etkiler.
- Kişisel ceza davaları iltisak tespitinde dikkate alınır.
Bu karar, olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler uyarınca kamu görevinden çıkarılma işlemlerinin yargısal denetiminde idari yargı mercilerinin dikkate alacağı kriterleri ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Danıştay, idari uyuşmazlığın çözümü sırasında davacı hakkında adli makamlarca yürütülen bağımsız ceza soruşturmalarının ve bu kapsamda verilen mahkeme kararlarının incelenmesinin, kişinin terör örgütü ile olan irtibat ve iltisakının tespitinde somut ve tartışmasız bir hukuki dayanak oluşturduğunu teyit etmiştir. Karar, sadece idari makamların sunduğu evrak veya istihbari belgelerle yetinilmeyip UYAP üzerinden re'sen yapılan adli tahkikat araştırmalarının idari uyuşmazlığın çözümüne doğrudan etki ettiğini son derece net bir biçimde göstermektedir.
Benzer idari iptal davalarında bu kararın emsal etkisi, suç ve cezaların şahsiliği ile masumiyet karinesi bağlamında yapılan itirazlara karşı yargı mercilerinin takınacağı tutumu şekillendirecek temel bir referans niteliğindedir. Danıştay, kamu görevlisinin taraf olduğu sürmekte olan ceza yargılamalarını ve hakkında çıkarılmış olan adli yakalama kararlarını, terör örgütüyle bağını kuran oldukça güçlü birer unsur olarak değerlendirmiş, bu minvalde idarenin tesis ettiği ihraç işlemini hukuka bütünüyle uygun bulmuştur. Söz konusu kararın idari yargı uygulamasındaki en temel önemi, mahkemelerin irtibat ve iltisak kavramlarının içini doldururken, objektif ve bağımsız ceza soruşturmalarından elde edilen verileri idari işlemin haklı ve meşru sebep unsuru olarak kabul etmesine çok sağlam bir zemin hazırlamasıdır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı, olağanüstü hal döneminde yürürlüğe giren kanun hükmünde kararname hükümleri uyarınca idare tarafından kamu görevinden ihraç edilerek meslekten çıkarılmıştır. Bu işlemin tamamen haksız ve dayanaksız olduğunu iddia eden davacı, ihracının iptal edilmesi talebiyle ilgili Bakanlığa karşı bir idari iptal davası açmıştır. Davacı, kendi ihracına temel olarak gösterilen bazı istihbari bilgilerin hukuka aykırı yollarla elde edildiğini ve hükme esas alınamayacağını öne sürmüştür. Ayrıca, akrabalarının veya kardeşlerinin eylemleri nedeniyle kendisinin doğrudan sorumlu tutulamayacağını, devam eden bir ceza soruşturmasının meslekten atılma gerekçesi yapılamayacağını dile getirmiştir. Davacı, tüm bu idari sürecin suç ve cezaların şahsiliği ilkesi ile anayasal bir hak olan masumiyet karinesine açıkça aykırılık teşkil ettiğini savunarak, görevine geri dönmeyi talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümünde başvurulan en temel hukuki metin, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'dir. Anılan kararnamenin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin meslekten veya doğrudan kamu görevinden çıkarılmalarına karar verilmektedir. Bu yasal düzenleme, idareye olağanüstü dönemlerde milli güvenliği koruma amacıyla çok geniş bir takdir ve tedbir yetkisi tanımaktadır.
Bunun yanı sıra, Danıştay 5. Dairesi uyuşmazlığı detaylı bir şekilde incelerken 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan temyiz incelemesi sınırlarına ve yasal bozma nedenlerine de açıkça atıf yapmıştır. İdari mahkemeler ve bölge idare mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yoluyla Danıştay tarafından bozulabilmesi için, kararın yasada kesin olarak belirtilen sınırlı şartlardan birine girmesi ve bu ihlalin gerçekleşmiş olması yasal bir zorunluluktur.
Mahkeme ayrıca, idari kuralların ötesine geçerek Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına, özellikle FETÖ/PDY'nin genel yapısı, gizli faaliyet biçimi ve devletin kilit kademelerine sızma stratejilerini tüm çıplaklığıyla ortaya koyan emsal kararlarına doğrudan dayanmaktadır. Yargıtay kararlarında, bu yasadışı yapının sivil ve askeri alanlardaki hiyerarşik düzeni, şeffaflık yerine katı bir gizliliği esas alması ve devlet gücünü ele geçirme gayreti açıkça tanımlanmıştır. İdare hukukunda idari bir tedbirin dayanağı olan irtibat ve iltisak kavramları değerlendirilirken, kamu görevlisinin bu yapı ile olan organik bağı; somut ceza soruşturmaları, aktif yakalama kararları ve toplanan adli veriler üzerinden objektif, hukuki ve bütüncül bir biçimde ele alınmak zorundadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay 5. Dairesi tarafından dosya kapsamında yapılan incelemede, davacının kamu görevinden çıkarılmasına yönelik işlemin hukuki denetimi gerçekleştirilmiştir. Öncelikle, davacının iddiaları arasında yer alan suç ve cezaların şahsiliği ile masumiyet karinesinin ihlal edildiği yönündeki savunmalar değerlendirilmiş, ancak idari uyuşmazlığın çözümünde irtibat ve iltisak kavramlarının ceza hukukundaki somut üyelik suçundan daha farklı bir disiplin ve idari tasarruf standardı gerektirdiği vurgulanmıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarına atıf yapan Daire, FETÖ/PDY terör örgütünün Türk Silahlı Kuvvetleri ve diğer devlet kurumlarındaki sinsi yapılanmasına ve işleyiş stratejilerine dikkat çekmiştir. Somut olayda, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden davacı hakkında yapılan detaylı araştırmalar nihai kararda kilit bir rol oynamıştır. Bu araştırmalar neticesinde, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan aktif bir ceza soruşturmasının yürütüldüğü, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığının dosyasında hukuki sürecin devam ettiği saptanmıştır.
Buna ek olarak, davacı hakkında Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilmiş bir yakalama kararı bulunduğu tespit edilmiştir. Aynı zamanda, Asliye Ceza Mahkemesi nezdinde hukuka muhalefet suçundan da yargılamasının sürdüğü ve eylemleri nedeniyle hakkında başka bir aktif yakalama kararının daha yürürlükte olduğu görülmüştür. Daire kararını verdiği tarih itibarıyla davacı hakkındaki tüm bu yakalama emirlerinin halen geçerliliğini koruduğu hususu tutanaklara geçirilmiştir.
Tüm bu adli veriler ve mahkeme dosyalarından elde edilen tespitler bir arada değerlendirildiğinde; davacının terör örgütü ile herhangi bir bağının bulunmadığı veya sadece kardeşlerinin fiillerinden dolayı mağdur edildiği yönündeki iddialarına itibar edilmemiştir. Ceza yargılamasına konu olan ciddi suçlamalar ve yakalama kararları, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile açık bir şekilde iltisak ve irtibatının bulunduğunu somutlaştıran göstergeler olarak kabul edilmiştir.
Sonuç olarak Danıştay 5. Dairesi, temyize konu kararın onanması yönünde karar vermiştir.