Karar Bülteni
AYM Elif Yeşil BN. 2020/28956
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2020/28956 |
| Karar Tarihi | 30.04.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Mesleki hayata müdahale özel hayata saygıdandır.
- Sözleşme feshinde bireyselleştirilmiş güçlü gerekçe sunulmalıdır.
- İdarenin takdir yetkisi keyfî şekilde kullanılamaz.
- Mesleğin ifasının imkânsızlaştırılması temel hakları ihlal edebilir.
Bu karar, kamu kurumları ile özel hukuk kişileri arasında akdedilen tip sözleşmelerin feshinde idarenin sahip olduğu takdir yetkisinin sınırsız olmadığını ve yargısal denetime tabi olduğunu hukuken tescillemektedir. Özellikle sağlık hizmetlerinin sunumunda kritik bir rol oynayan eczacılık mesleğinin icrasını doğrudan etkileyen ve Medula sistemi gibi elzem altyapılara erişimi engelleyen idari işlemlerin, salt sözleşme serbestisi veya takdir hakkı bahanesine sığınılarak gerekçesiz bırakılamayacağı vurgulanmaktadır. Karar, idarenin fesih işlemlerinde, bireyin mesleki ve sosyal hayatı üzerindeki ağır sonuçları dikkate alarak bireyselleştirilmiş, somut ve ikna edici hukuki gerekçeler sunması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Benzer uyuşmazlıklarda bu karar, idarenin neden göstermeksizin fesih klozlarına dayanarak uyguladığı keyfî meslekten men veya ticari faaliyeti sonlandırma işlemlerine karşı güçlü bir anayasal kalkan oluşturacaktır. Kamu kurumlarının sözleşme feshine giderken, salt şeklî bir bildirimle yetinemeyeceği, işlemin arkasındaki maddi ve hukuki vakıaları açıkça kanıtlamak zorunda olduğu içtihat hâline gelmiştir. Uygulamadaki önemi itibarıyla karar, idare mahkemeleri ve adli yargı mercilerine, idarenin işlemlerini denetlerken şeklî bir sözleşme incelemesinin ötesine geçerek, temel hak ve özgürlüklere yönelik ölçüsüz külfetleri ve keyfîliği titizlikle araştırmaları gerektiği yönünde bağlayıcı bir perspektif çizmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, Ankara'da kendi eczanesini işleten başvurucu Elif Yeşil ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) arasında yaşanmıştır. SGK, başvurucu ile imzaladığı ilaç teminine ilişkin sözleşmeyi, sözleşmede yer alan "tarafların bir ay önceden bildirmek şartıyla her zaman feshedebileceği" kuralına dayanarak ve hiçbir gerekçe göstermeden iptal etmiştir. Ayrıca eczanenin ilaç satışında kullandığı Medula sistemi de kapatılmıştır. Başvurucu, hiçbir terör örgütüyle bağlantısı veya hakkında açılmış bir soruşturma olmamasına rağmen, savunması dahi alınmadan yapılan bu tek taraflı ve gerekçesiz feshin hukuka aykırı olduğunu belirterek SGK'ya karşı iptal davası açmıştır. Açılan bu dava yerel mahkemece kabul edilse de istinaf ve Yargıtay aşamalarında SGK'nın gerekçe bildirme zorunluluğu olmadığı söylenerek reddedilmiş, bunun üzerine başvurucu özel hayatına ve mesleğine haksız müdahale edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.20 kapsamında güvence altına alınan özel hayata saygı hakkı çerçevesinde değerlendirmektedir. Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihatlarına göre, bireylerin mesleki hayatlarına yönelik uygulanan tedbirler veya müdahaleler, kişinin mesleği çerçevesinde ilişki kurabilme ve geliştirebilme imkânını önemli ölçüde zayıflatıyor, mesleğini devam ettirebilmesi ile sosyal ve mesleki itibarını koruyabilmesi açısından ciddi sonuçlar doğuruyorsa, bu durum doğrudan özel hayata saygı hakkı kapsamında incelenmelidir.
Eczacılık faaliyeti, özünde serbest meslek olmakla birlikte, sağlık hizmetlerinin vatandaşlara ulaştırılmasında üstlendiği aracı rol nedeniyle güçlü bir kamusal nitelik taşımaktadır. Bu faaliyetin, Sosyal Güvenlik Kurumu ile imzalanan tip sözleşmeler ve Medula sistemi gibi entegre ağlar üzerinden etkin bir şekilde ifa edildiği açıktır. Dolayısıyla bu sistemlere erişimin engellenmesi, doğrudan mesleğin icrasını ve ticari faaliyetin devamlılığını imkânsız kılmaktadır.
Temel hukuk kuralları ve anayasal güvenceler gereğince, kamu gücünü temsil eden idarenin, bir sözleşmeyi feshederken kullandığı takdir yetkisi mutlak ve sınırsız değildir. İdare, sözleşme feshine giderken müdahalenin nedenlerine ve bu müdahalenin ilgili kişinin mesleki hayatı üzerindeki yıkıcı etkilerine dair bireyselleştirilmiş, güçlü ve yeterli hukuki gerekçeler sunmak zorundadır. Yargı mercilerinin de önlerine gelen uyuşmazlıklarda, idarenin takdir yetkisinin keyfî kullanılıp kullanılmadığını etkin bir şekilde denetlemesi, temel haklara yapılan müdahalenin orantılı olup olmadığını titizlikle araştırması anayasal bir zorunluluktur.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Somut olay incelendiğinde, başvurucunun işlettiği eczane ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasında imzalanan sözleşme, kurum tarafından gönderilen bir yazıyla ve yalnızca sözleşmenin ilgili maddesindeki tek taraflı fesih yetkisine dayanılarak iptal edilmiştir. İdare, bu fesih işlemini gerçekleştirirken başvurucunun Medula sistemine erişimini engellemiş ve mesleğini icra etmesini fiilen imkânsız hâle getirmiştir.
Sürecin yargısal denetim aşamalarında, ilk derece mahkemesi fesih işlemi için geçerli bir terör örgütü iltisakı, soruşturma veya somut bir delil bulunmadığını saptayarak işlemi iptal etmiştir. Ancak, istinaf mahkemesi ve Yargıtay, sözleşmede yer alan bildirim şartına uyulmasını yeterli bularak idarenin fesih gerekçesi sunma zorunluluğu olmadığını kabul etmiş ve başvurucunun davasını reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, bu noktada idarenin sözleşme hükümlerini uygularken sergilediği tutumun anayasal sınırlar içinde kalıp kalmadığını irdelemiştir. Kurum tarafından tesis edilen işlemde, başvurucunun savunması dahi alınmamış, feshin nedenleri hiçbir şekilde somutlaştırılamamıştır.
Yüksek Mahkemenin tespitlerine göre, eczacılık mesleğinin yürütülmesi için hayati öneme sahip olan Medula sisteminin kapatılması ve sözleşmenin feshedilmesi, kişinin mesleki hayatı üzerinde son derece ağır sonuçlar doğuran bir müdahaledir. Bu ağırlıktaki bir müdahalenin, salt takdir yetkisi veya tip sözleşmedeki genel geçer fesih klozlarına dayandırılarak gerçekleştirilmesi hukuken kabul edilemez. Gerek işlemi tesis eden idarenin gerekse uyuşmazlığı inceleyen yargı mercilerinin, takdir yetkisini denetlemeye elverişli olacak şekilde, müdahalenin nedenlerine ve başvurucunun mesleği üzerindeki yıkıcı etkilerine ilişkin bireyselleştirilmiş, güçlü ve yeterli gerekçe sunma yükümlülüklerini yerine getirmedikleri açıkça görülmüştür. Yargı mercilerince idarenin işleminin keyfî olup olmadığı yönünde etkili bir yargısal denetim yapılmamıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, idarenin keyfîliğini önleyecek yargısal denetimin sağlanmaması ve yeterli gerekçe sunulmaması nedenleriyle başvurucunun özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına karar vermiştir.