Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ferhat Azan | BN. 2021/40469

Karar Bülteni

AYM Ferhat Azan BN. 2021/40469

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/40469
Karar Tarihi 11.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Katalog suçlarda tutuklama nedeni otomatik varsayılamaz.
  • Kaçma ve delil karartma şüphesi somutlaştırılmalıdır.
  • Tutuklamanın meşru amacı ikna edici şekilde gösterilmelidir.
  • Somut olgulara dayanmayan tutuklama kararı hukuka aykırıdır.

Bu karar, ceza muhakemesi hukukunda tutuklama koruma tedbirinin uygulanma şartları ve mahkemelerin bu tedbire hükmederken sunmaları gereken gerekçelerin niteliği bakımından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuya yöneltilen suçlamanın katalog suçlar arasında yer almasının tek başına tutuklama için yeterli bir meşru amaç oluşturmayacağını açıkça vurgulamıştır. Mahkemelerin kişi özgürlüğüne müdahale ederken sadece kuvvetli suç şüphesini tespit etmesi yetmez, aynı zamanda kaçma veya delil karartma gibi tutuklama nedenlerinin varlığını da somut olgularla desteklemesi zorunludur.

Bu yönüyle karar, benzer davalardaki emsal etkisi açısından alt derece mahkemelerine tutuklama kararlarının gerekçelendirilmesinde net bir hukuki standart sunmaktadır. Uygulamada sıklıkla karşılaşılan, kanuni ifadelere yapılan soyut atıflar ve matbu gerekçelerle tutuklama kararı verilmesi pratiğinin Anayasa'nın kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal ettiği bir kez daha teyit edilmiştir. Karar, kişi özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların istisnai niteliğini koruyarak tutuklama tedbirinin ölçülülük ve meşru amaç ilkeleri ışığında çok daha titiz bir incelemeye tabi tutulması gerektiğini uygulamadaki yargı mensuplarına hatırlatmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Ferhat Azan, Van'da bir otobüs durağında bulunan ve yasa dışı bir terör örgütü mensubu adına düzenlendiği iddia edilen bir futbol turnuvasına ait broşürlerin alt kısmında kendi iletişim bilgilerinin yer alması sebebiyle gözaltına alınmış ve akabinde silahlı terör örgütüne üye olma şüphesiyle tutuklanmıştır.

Başvurucu; söz konusu broşürdeki numaranın kendisine ait olmadığını, üyesi olduğu yasal siyasi partinin gençlik meclisi faaliyetleri kapsamında düzenlenen futbol turnuvasında yalnızca takımların eşleşmesiyle ilgilendiğini ve broşürlerin genel merkez tarafından bastırıldığını belirterek terör örgütü adına eylemde bulunmadığını savunmuştur. Uyuşmazlık, başvurucunun kaçma veya delilleri karartma şüphesini gösteren somut olgular bulunmaksızın, atılı suçun sadece katalog suçlardan olduğu gerekçesine dayanılarak tutuklanmasının hukuka aykırı olup olmadığı ve bu durumun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal edip etmediği noktasında toplanmaktadır. Başvurucu, haksız tutuklama nedeniyle Anayasa Mahkemesinden ihlal tespiti ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, tutuklama tedbirinin hukuki olup olmadığını değerlendirirken temelde Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın kişi hürriyeti ve güvenliğini güvence altına alan 19. maddesini ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.100 hükümlerini esas almaktadır.

Ceza usul hukukumuzda tutuklama tedbirinin uygulanabilmesi için aranan öncelikli şart, suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtilerin (şüphenin) bulunmasıdır. Ancak kuvvetli suç şüphesinin varlığı, kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılması için tek başına yeterli kabul edilemez. Aynı zamanda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.100 kapsamında açıkça sayılan kaçma şüphesi veya delilleri karartma, gizleme ya da değiştirme ihtimali gibi tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayanarak mahkemece ortaya konulması gerekmektedir.

Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçların (terör örgütü üyeliği vb.) varlığı durumunda bir tutuklama nedeninin varsayılabileceği öngörülmüş olsa da, Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre bu yasal karine, mahkemelerin somut olaydaki tutuklama gerekçelerini açıklama yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Kişi özgürlüğüne ağır bir müdahale teşkil eden tutuklama kararının verilebilmesi için mahkemelerin, isnat edilen suçun kanundaki ağırlığının ötesine geçerek kişinin şahsi durumu, kaçma veya delillere etki etme riskinin olup olmadığını ikna edici ve somut bir şekilde tartışmaları zorunludur. Soyut, genel ve matbu ifadelere dayanılarak verilen tutuklama kararları, demokratik toplum düzeninin gerekleriyle ve ölçülülük ilkesiyle bağdaşmaz.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun tutuklanmasının kanuni dayanağının bulunduğunu; soruşturma dosyasındaki broşürler, iletişim bilgileri ile siyasi parti gençlik meclisi içindeki faaliyetlerine ilişkin tespitlerin kuvvetli suç şüphesi için bir belirti olarak kabul edilmesinin temelsiz veya keyfî olmadığını değerlendirmiştir. Ancak tutuklamanın meşru bir amacının olup olmadığı incelendiğinde, yerel mahkeme kararının ciddi eksiklikler içerdiği saptanmıştır.

Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen tutuklama kararında, meşru amaç bakımından yalnızca isnat edilen suçun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.100 kapsamındaki katalog suçlardan olduğu hususuna değinilmiştir. Oysa bir suçun katalog suç olması, mahkemenin tutuklama nedenlerinin varlığını somut olgularla ortaya koyma zorunluluğunu esnetmez. Başvurucu hakkındaki tutuklama kararında, başvurucunun neden kaçabileceği veya delilleri nasıl karartabileceği hususu ikna edici ve somut delillerle hiçbir şekilde gerekçelendirilmemiştir.

Ayrıca, Anayasa Mahkemesi, başvurucu hakkında başka eylemleri nedeniyle yine terör örgütü üyeliği suçlamasıyla yürütülen ve sonradan birleştirilen diğer yargılamalardaki hukuki süreçleri de dikkate almıştır. Başvurucu, bahsi geçen o dosyalarda, isnat edilen suça ilişkin mevcut delil durumu, kaçma şüphesini uyandıracak somut olguların bulunmaması ve delillere etki etme ihtimalinin olmaması nedenleriyle adli kontrol tedbirleri uygulanarak ağır ceza mahkemelerince tahliye edilmiştir. Farklı dosyalarda aynı suç isnadıyla tahliye edilen başvurucunun, bu somut olayda kaçma veya delil karartma şüphesi oluşturacak ek bir eylemi veya risk unsuru gösterilemeden katalog suç matbusuyla tutuklanması hukuken çelişkili bulunmuştur.

Bu bağlamda, tutuklama tedbirinin meşru amacının varlığına dair olguların yeterli dayanaklarla ve somut gerekçelerle yargı mercilerince ortaya konulamadığı ve tutuklamanın ölçüsüz bir müdahale olduğu anlaşılmıştır. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: