Anasayfa Karar Bülteni AYM | Halil Kocabıyık | BN. 2021/37171

Karar Bülteni

AYM Halil Kocabıyık BN. 2021/37171

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2021/37171
Karar Tarihi 11.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Esaslı iddia ve savunmalar kararda mutlaka karşılanmalıdır.
  • Mutat bankacılık işlemleri örgütsel faaliyet sayılamaz.
  • Örgüt liderinin talimatıyla işlem yapıldığı kesin olarak saptanmalıdır.
  • Hükmün sonucunu değiştirebilecek iddiaların gerekçesiz bırakılması hak ihlalidir.

Bu karar, adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden olan gerekçeli karar hakkı bağlamında büyük bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, ceza yargılamalarında mahkûmiyete esas alınan belirleyici delillerin ve sanık tarafından ileri sürülen, davanın sonucunu kökten değiştirebilecek nitelikteki savunmaların, derece mahkemeleri tarafından tatmin edici ve makul bir gerekçeyle karşılanmasının anayasal bir zorunluluk olduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde vurgulamıştır. Özellikle banka hesap hareketleri gibi teknik ve yoruma açık delillerin değerlendirilmesinde, işlemlerin mutat olup olmadığının detaylı bir bilirkişi incelemesiyle saptanması gerektiği ifade edilmiştir. Yargılamanın hakkaniyete uygun yürütülmesi, savunma hakkının etkin kullanımına sıkı sıkıya bağlıdır.

Benzer davalarda emsal etkisi taşıyan bu karar, silahlı terör örgütüne yardım etme suçlamalarına dayanak gösterilen bankacılık faaliyetlerinin değerlendirme kriterlerini netleştirmesi açısından uygulamada kritik bir rol oynayacaktır. Yargıtay içtihatlarıyla da tam uyumlu olarak, sırf bir bankada hesabın bulunmasının veya belirli bir işlemin yapılmasının otomatik olarak örgütsel faaliyet kabul edilemeyeceği, kişinin örgüt liderinin talimatıyla hareket edip etmediğinin şüpheye yer bırakmayacak şekilde bütünüyle araştırılması gerektiği kesin bir kurala bağlanmıştır. Bu karar, derece mahkemelerinin sanıkların lehe olan somut iddialarını hiçbir şekilde gerekçesiz bırakamayacağını ve eksik bilirkişi raporlarıyla ağır mahkûmiyet hükümleri kurulamayacağını gösteren çok önemli bir içtihat niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Sağlık Bakanlığı bünyesinde sağlık teknikeri olarak görev yaparken hakkında başlatılan FETÖ/PDY soruşturması kapsamında meslekten ihraç edilmiştir. Süreç içerisinde, bir dere kenarında adına düzenlenmiş faturalar ile birlikte bulunan örgüte ait dergi ve kitaplar ile Bank Asya nezdindeki sınırlı hesap hareketleri gerekçe gösterilerek başvurucu hakkında terör örgütü üyeliği iddiasıyla ceza davası açılmıştır. Yerel mahkemede yapılan yargılama sonucunda, başvurucunun örgüte ait yayınları takip ettiği ve örgüt liderinin çağrısı üzerine Bank Asya hesabına 200 TL yatırarak cüzi miktarda altın aldığı belirtilerek mahkûmiyetine karar verilmiştir.

Daha sonra Yargıtay tarafından yapılan temyiz incelemesinde suç vasfı değiştirilmiş ve başvurucu, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan cezalandırılmıştır. Başvurucu ise hesaptaki paranın son derece düşük bir meblağ olduğunu, işlemlerin örgüt talimatıyla yapılmadığını, tamamen mutat bankacılık işlemi niteliğinde olduğunu ve dışarıda bulunan yayınların kesinlikle kendisine ait olmadığını ısrarla ileri sürmüştür. Başvurucu, davanın kaderini değiştirebilecek bu esaslı savunmalarının derece mahkemelerinin kararlarında hiçbir şekilde gerekçeli bir biçimde karşılanmadığı iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlığı incelerken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan gerekçeli karar hakkına dayanmıştır. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmalarını sağlamayı ve kararların her türlü şüpheden uzak bir biçimde denetlenmesini amaçlamaktadır. Mahkeme kararlarının, davanın temel maddi ve hukuki sorunları ile taraflarca ileri sürülen ve kararın sonucunu etkileme potansiyeli bulunan iddia ve savunmalara makul ve yeterli bir gerekçe ile yanıt vermesi zorunludur. Uyuşmazlığın özüyle ilgisi bulunmayan yüzeysel değerlendirmeler, gerekçeli karar hakkının ağır bir ihlaline neden olur.

Ayrıca, somut olayın hukuki değerlendirmesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu prensipleri ve yerleşik Yargıtay içtihatları temel bir kural olarak ele alınmıştır. Yargıtay kararlarına göre, kapatılmadan önce yasal olarak faaliyet gösteren Bank Asya'da gerçekleştirilen mutat hesap hareketleri, kategorik olarak örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilemez. Sadece mutat işlemlerin dışında kalan, örgüt liderinin açık talimatı üzerine örgütün amacına hizmet eden ve bankanın yararına yapılan olağan dışı finansal işlemler suç delili olarak kabul edilmektedir. Kişinin sırf örgüt liderinin talimatı ile işlem yaptığının kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespiti için, hesabın açılış bilgileri, aylık bakiye gelişimi ve 2014 yılı öncesini de kapsayan tüm hesap hareketlerinin eksiksiz bir şekilde dosyaya getirtilmesi hukuki bir zorunluluktur. Uzman bilirkişi raporu vasıtasıyla, örgüt liderinin talimatından sonra ve salt bu talimat doğrultusunda işlem yapılıp yapılmadığının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması gerekmektedir. Aksi bir durum, ceza yargılamasının adil yargılanma temellerine açıkça aykırılık teşkil eder.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu yargılama sürecini detaylı bir şekilde incelediğinde, derece mahkemeleri tarafından başvurucunun terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme suçundan mahkûmiyetine karar verilirken Bank Asya hesap hareketlerinin tek olmasa da mahkûmiyete götüren en belirleyici delil olarak kullanıldığını tespit etmiştir. Mahkeme, bankacılık verileri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırmış olmasına rağmen, alınan raporların hesabın açılmasından itibaren tüm hareketleri kapsamadığı, sadece belirli bir dönemdeki işlemleri dikkate aldığı ve Yargıtay içtihatlarına uygun bir açıklayıcılıkta olmadığı açıkça görülmüştür.

Gerekçeli kararlarda, başvurucunun banka hesabının ilk olarak hangi tarihte açıldığı, finansal işlemlerin örgüt liderinin talimatı öncesindeki genel niteliği ve hacmi ile talimat sonrasındaki kullanım durumu birbiriyle karşılaştırmalı olarak analiz edilmemiştir. Başvurucunun gerçekleştirdiği bankacılık işlemlerinin neden mutat kabul edilemeyeceğine, bu eylemlerin hayatın olağan akışına aykırı bir hesap hareketliliği olup olmadığına ilişkin hukuken yeterli ve tatmin edici bir değerlendirmede bulunulmamıştır. Başvurucunun; işlemlerinin sadece birikim yapma veya borç ödeme gibi son derece rutin işlemler olduğu, hesabında 200 TL gibi çok cüzi bir rakamla altın aldığı ve bu işlemlerle örgüte yardım etme gibi bir kastının asla bulunmadığı yönündeki esaslı iddiaları yargılama makamlarınca bütünüyle cevapsız bırakılmıştır.

Bunun yanında, başvurucunun örgütle irtibatlı olduğu kabul edilen dergi ve kitap gibi yayınları bulundurması şeklindeki eyleminde, sırf bu nedenden yola çıkarak örgüte yardım etme kastıyla hareket ettiğini şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya koyan somut bir değerlendirme de yapılmamıştır. Mahkûmiyet gerekçesinde, sadece talimat üzerine mevduat hesabında artışa gidildiği soyut ve genel ifadelerle dile getirilerek yetersiz bir hüküm kurulmuştur. Bu durum, başvurucunun davanın sonucunu doğrudan ve kesin olarak etkileyebilecek nitelikteki esaslı savunmalarının derece mahkemelerince dikkate alınmadığını ve karşılanmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, başvurucunun karar sonucunu değiştirebilecek nitelikteki esaslı iddia ve savunmalarının karşılanmaması nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: