Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Nuran Çelik Kararı 2021/40849 B.

Anayasa Mahkemesi Nuran Çelik Kararı 2021/40849 B.

Bu karar, kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen tazminat bedellerinin geç ödenmesi ve bu süreçte enflasyon karşısında değer kaybetmesi sorununun mülkiyet hakkı boyutuyla değerlendirilmesi açısından kritik bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, idarenin hukuka aykırı eylemleri neticesinde hak edilen bedelin uzun yıllar sonra ödenmesinin ve aradan geçen sürede paranın alım gücünün ciddi oranda düşmesinin, bireyler üzerinde aşırı ve olağandışı bir külfet yarattığını net bir biçimde ortaya koymuştur. Söz konusu karar, makroekonomik dalgalanmaların ve enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde alacaklıların mülkiyet haklarının nasıl korunması gerektiğine dair temel bir hukuki çerçevenin altını çizmektedir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm Belirtilmemiş
Başvuru No 2021/40849
Karar Tarihi 11.06.2025
Taraf Nuran Çelik
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Kamulaştırmasız el atma bedeli enflasyona ezdirilemez.
  • gavel Alacağın geç ödenmesi mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • gavel Enflasyon farkı kişiye aşırı külfet yüklememelidir.
  • gavel Devlet mülkiyet hakkını korumakla yükümlüdür.

Bu karar, kamulaştırmasız el atma davalarında hükmedilen tazminat bedellerinin geç ödenmesi ve bu süreçte enflasyon karşısında değer kaybetmesi sorununun mülkiyet hakkı boyutuyla değerlendirilmesi açısından kritik bir hukuki öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, idarenin hukuka aykırı eylemleri neticesinde hak edilen bedelin uzun yıllar sonra ödenmesinin ve aradan geçen sürede paranın alım gücünün ciddi oranda düşmesinin, bireyler üzerinde aşırı ve olağandışı bir külfet yarattığını net bir biçimde ortaya koymuştur. Söz konusu karar, makroekonomik dalgalanmaların ve enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde alacaklıların mülkiyet haklarının nasıl korunması gerektiğine dair temel bir hukuki çerçevenin altını çizmektedir.

Benzer davalardaki emsal etkisine bakıldığında, devletin veya idari kurumların vatandaşlara olan borçlarını makul ve yasal bir süre içinde ödememesi hâlinde, sadece standart yasal faiz işletilmesinin hakkaniyeti sağlamada yeterli olmayabileceği açıkça görülmektedir. Yüksek enflasyon ortamında mülkiyet hakkının gerçek anlamda korunabilmesi ve mağduriyetlerin önlenebilmesi için, alacağın değer kaybının da eksiksiz olarak telafi edilmesi gerektiği prensibi bu kararla birlikte daha da sağlam bir yerleşik içtihat hâline gelmektedir. Uygulamada idare mahkemelerinin ve derece mahkemelerinin tazminat hesaplamalarında enflasyon etkisini daha fazla dikkate almalarını zorunlu kılacak olan bu karar, vatandaşların idare karşısındaki ekonomik haklarının korunmasında ve adil dengenin tesis edilmesinde son derece güçlü bir dayanak oluşturacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Nuran Çelik, taşınmazına kamulaştırmasız el atılması nedeniyle 2007 yılında idareye karşı 10.000 TL tutarında bir tazminat davası açmıştır. Yapılan yargılamada bilirkişi, taşınmazın gerçek değerinin 44.820 TL olduğunu tespit etse de mahkeme taleple bağlı kalarak 10.000 TL'nin ödenmesine karar vermiştir.

Başvurucu, daha sonra 2017 yılında bilirkişi raporunda belirtilen bedel ile ilk davada hükmedilen bedel arasındaki 34.820 TL'lik farkın tahsili için ikinci bir dava daha açmıştır. Mahkeme bu talebi kabul etmiş ve söz konusu ödeme ancak 9 Mart 2022 tarihinde yapılabilmiştir. Başvurucu, ikinci davanın açıldığı 2017 yılından ödemenin yapıldığı 2022 yılına kadar geçen uzun sürede alacağının enflasyon karşısında ciddi şekilde değer kaybettiğini belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 hükmünde güvence altına alınan mülkiyet hakkı prensiplerine dayanmıştır. Mülkiyet hakkı, kişilerin malvarlığı değerleri üzerinde barışçıl bir şekilde yararlanma yetkisini güvence altına alırken, devletin de bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasını sağlama yönünde hem negatif hem de pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır.

Kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma süreçlerinde, devletin kamu gücünü kullanarak bireylerin taşınmazlarına müdahale etmesi durumunda, oluşan zararın karşılanması için adil bir tazminat ödenmesi anayasal ve evrensel bir zorunluluktur. Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatlarına ve özellikle daha önce verilmiş olan benzer nitelikteki kararlara göre, idare tarafından vatandaşa ödenmesi gereken bedellerin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması, doğrudan doğruya mülkiyet hakkının ihlali anlamına gelmektedir. Çünkü bu değer kaybı, yüksek enflasyon oranları ile uygulanan yasal faiz oranları arasındaki makasın açıldığı dönemlerde, alacaklının mülkünden elde edeceği gerçek ekonomik değerin erimesine yol açar.

Doktrin ve yargısal içtihatlar ışığında, idarenin kesinleşmiş borcunu zamanında ödememesi ve geçen uzun süre zarfında paranın alım gücünün düşmesi, kişilere şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yükler. Bu durum, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında titizlikle kurulması gereken adil dengeyi birey aleyhine bozar. Mahkemelerin, alacakların geç ödenmesi durumunda sadece şeklî bir faiz uygulaması yerine, mülkiyetin gerçek değerini koruyacak hukuki mekanizmaları işletmeleri esastır. Bu temel kurallar çerçevesinde, geç ödeme sebebiyle mülkün enflasyona ezdirilmesi, Anayasa'nın koruduğu mülkiyet hakkı standartlarına açık bir aykırılık teşkil etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken öncelikle kararın icrası ve mülkiyet hakkı iddialarını birbirinden bağımsız olarak ayrı ayrı ele almıştır. Kararın geç icra edildiği iddiasına ilişkin olarak, yasal mevzuatta yapılan son değişiklikler hatırlatılmış; derdest olan ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği şikâyetini içeren başvurular için öncelikle Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurulması gerektiği belirtilmiştir. Bu nedenle, yargı kararının geç icra edilmesi dolayısıyla kararın icrası hakkının ihlal edildiği iddiası, öncelikli başvuru yollarının tüketilmemesi sebebiyle kabul edilemez bulunmuştur.

Buna karşılık, kamulaştırmasız el atma bedelinin değer kaybına uğratılması iddiası esas yönünden detaylıca incelenmiştir. Mahkeme, başvurucunun alacağının enflasyon karşısında eridiğine dair iddiaları değerlendirirken, ek tazminat davasının 6 Temmuz 2017 tarihinde açıldığını, ancak söz konusu alacak bedelinin başvurucuya 9 Mart 2022 tarihinde, yani yaklaşık beş yıl sonra ödenebildiğini tespit etmiştir. Mahkeme, bu beş yıllık zaman zarfında ülkedeki makroekonomik koşullar ve yüksek enflasyon oranları dikkate alındığında, hükmedilen alacağın alım gücü bakımından önemli ölçüde değer kaybettiğini vurgulamıştır.

Anayasa Mahkemesi, daha önceki benzer nitelikteki kararlarına atıfta bulunarak, kamulaştırma ve kamulaştırmasız el atma bedellerinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılmasının, başvuru sahibine şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklediğini belirtmiştir. İdarenin geç ödeme yapması ve bu süreçteki değer kaybının herhangi bir mekanizmayla telafi edilmemesi, mülkiyet hakkının korunması noktasında devlete düşen pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediğini göstermektedir. Bu bağlamda, başvurucunun mülkiyet hakkı kapsamında sahip olduğu alacağının enflasyonun yıkıcı etkisi altında bırakılması taraflar arasındaki adil dengenin sarsılması olarak nitelendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, kamulaştırmasız el atma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılarak adil dengenin bozulması nedeniyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine hükmederek başvuruyu kabul etmiştir.

Paramı yıllar sonra ödediler, enflasyon yüzünden param eridi. Ne yapabilirim? expand_more
Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarına göre, idare tarafından size ödenmesi gereken kamulaştırmasız el atma bedellerinin enflasyon karşısında değer kaybına uğratılması açıkça mülkiyet hakkınızın ihlalidir. Yüksek enflasyon ortamında idarenin vatandaşa olan borcunu makul ve yasal bir süre içinde ödememesi, paranın alım gücünün ciddi oranda düşmesine sebep olarak üzerinize aşırı ve olağandışı bir külfet yüklemektedir. Bu nedenle, uğradığınız bu değer kaybının telafi edilmesi ve mülkiyetinizin gerçek değerinin korunması için yasal yollara başvurma hakkınız bulunmaktadır.
Kazandığım paraya sadece yasal faiz işlettiler. Bu zararı karşılamak için yeterli mi? expand_more
Hayır, idarenin hukuka aykırı eylemleri neticesinde hak edilen bedelin uzun yıllar sonra ödenmesi durumunda sadece standart yasal faiz işletilmesi hakkaniyeti sağlamada yeterli değildir. Yüksek enflasyon oranları ile uygulanan yasal faiz oranları arasındaki makasın açıldığı dönemlerde, enflasyon farkı ödenmeksizin sadece şeklî bir faiz uygulanması mülkünüzden elde edeceğiniz gerçek ekonomik değerin erimesine yol açmaktadır. Mülkiyet hakkınızın tam anlamıyla korunabilmesi için, alacağın sadece faiziyle değil, enflasyon karşısında uğradığı değer kaybının da eksiksiz olarak telafi edilmesi gerekmektedir.
Mahkeme kararım çok geç uygulandı. Hemen Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilir miyim? expand_more
Mahkeme kararının geç icra edildiği iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmanız hukuken mümkün değildir. Yasal mevzuatta yapılan düzenlemeler gereğince, yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiğine dair şikâyetleriniz için öncelikle Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvurmanız zorunludur. Anayasa Mahkemesi, bu öncelikli başvuru yolu tüketilmeden doğrudan yapılan kararın icrası hakkının ihlali iddialarını kabul edilemez bulmaktadır.
Devlet neden enflasyon farkını ve paramın değer kaybını ödemek zorunda? expand_more
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı temel bir güvence altındadır ve devletin mülkiyet hakkının etkin kullanımını sağlama yönünde pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. İdarenin kesinleşmiş borcunu zamanında ödememesi ve geçen uzun süre zarfında paranın alım gücünün düşmesi, kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında korunması gereken adil dengeyi açıkça birey aleyhine bozar. Devlet, bireylerin malvarlığı değerlerinin makroekonomik dalgalanmaların ve yüksek enflasyonun yıkıcı etkisi altında ezilmesini önlemekle yükümlü olduğundan, bu farkı ödemek zorundadır.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir