Anasayfa Karar Bülteni AYM | Menderes Cankurtaran | BN. 2021/6044

Karar Bülteni

AYM Menderes Cankurtaran BN. 2021/6044

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/6044
Karar Tarihi 11.06.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Tanığın duruşmada bizzat dinlenmesi temel kuraldır.
  • Geçerli neden olmaksızın tanık dinlenmekten vazgeçilemez.
  • Sorgulanmayan tanığın beyanı tek belirleyici delil olamaz.
  • Dezavantajları telafi edecek karşı dengeleyici güvenceler sağlanmalıdır.

Anayasa Mahkemesinin bu kararı, ceza yargılamasında "doğrudan doğruyalık" ve "yüz yüzelik" ilkelerinin hayati önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Karar, sanığın aleyhine ifade veren bir tanığı bizzat veya SEGBİS gibi teknolojik vasıtalarla sorgulama hakkının, adil yargılanma hakkının çekirdeğinde yer aldığını vurgulamaktadır. Mahkemenin sanığa tanığı sorgulama imkânı tanımadan, salt soruşturma aşamasında alınan ifadeleri okuyarak mahkûmiyet hükmü kurması, savunma hakkının ağır bir ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Bu kararın emsal niteliği, özellikle terör örgütü üyeliği gibi ağır ceza gerektiren davalarda tanık beyanlarının belirleyici delil olarak kullanıldığı durumlar için büyük önem taşımaktadır. Yüksek Mahkeme, tanığın mahkemeye getirilememesinin geçerli bir sebebe dayanması gerektiğini, şayet geçerli bir sebep olsa bile bu durumun tek başına yeterli olmayıp sanığın dezavantajlı konumunu dengeleyecek yeterli usul güvencelerinin sağlanması zorunluluğunu açıkça şart koşmaktadır. Pratikte mahkemelerin yargı çevresi dışındaki tanıkları dinlemekten kaçınarak yalnızca yazılı beyanlarla yetinmesi alışkanlığına karşı net bir sınır çizen bu içtihat, ceza adaleti sisteminde maddi gerçeğe ulaşılırken savunma haklarının kati suretle ihlal edilmemesi gerektiği yönünde çok güçlü bir mesaj vermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Emniyet Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yaptığı dönemde Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) üyesi olduğu şüphesiyle gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. Yürütülen ceza davasında, başvurucunun ByLock isimli gizli haberleşme programını kullandığı ve örgüt faaliyetleri kapsamında polislerin atama işlerini takip edip himmet topladığı iddia edilmiştir. Mahkûmiyet kararına temel oluşturan en önemli delillerden biri, başvurucu aleyhine ifade veren F.C. isimli tanığın soruşturma aşamasındaki beyanlarıdır. Ancak yargılamayı yapan ağır ceza mahkemesi, bu tanığı duruşmaya çağırıp dinlememiş veya uzaktan bağlantı yoluyla sorgulanmasına imkân tanımamıştır. Başvurucu, tanığa soru sorma ve onunla yüzleşme hakkı elinden alınarak sadece yazılı beyanların okunması suretiyle hapis cezasına mahkûm edildiğini, bu durumun savunma hakkını ağır şekilde kısıtladığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiği talebiyle bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile bu hakkın en temel unsurlarından olan tanık sorgulama hakkına dayanmıştır. Ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin doğal bir sonucudur.

Ceza muhakemesinin en temel ilkelerinden olan "doğrudan doğruyalık" ilkesi uyarınca, davanın sonucuna etki edecek delillerin bizzat duruşmada hâkim huzurunda tartışılması şarttır. Hükmü verecek mahkemenin, tanığın ruh hâlini, mimiklerini ve olay karşısındaki tepkilerini doğrudan gözlemlemesi, vicdani kanaatin doğru bir biçimde oluşabilmesi için hayati öneme sahiptir. Bu doğrultuda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.210 hükmünde, olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesi gerektiği açıkça düzenlenmiştir. Daha önce soruşturma aşamasında yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanakların duruşmada salt okunması, tanığın bizzat dinlenmesi kuralının yerine geçemez.

Yerleşik içtihat prensipleri ışığında Anayasa Mahkemesi, sorgulama imkânı tanınmayan bir tanığın beyanının mahkûmiyete esas alınıp alınamayacağını üç aşamalı sıkı bir testle denetlemektedir. Öncelikle tanığın mahkemede hazır edilememesinin geçerli ve makul bir nedene dayanıp dayanmadığı sorgulanır. İkinci aşamada, sanığın sorgulatamadığı tanığın beyanının, mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilir. Şayet bu beyan belirleyici nitelikteyse, üçüncü ve son aşama olarak savunma tarafının maruz kaldığı bu usuli zorlukları telafi edecek düzeyde yeterli karşı dengeleyici güvencelerin sağlanıp sağlanmadığına bakılır. Bu üçlü test aşılamadığı sürece yargılamanın hakkaniyetinden söz edilemez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken ilk derece mahkemesinin tanık F.C.'yi huzurda dinlemek veya SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) vasıtasıyla sorgulamak için hiçbir aktif çaba göstermediğini ve bu konuda hukuken kabul edilebilir hiçbir adım atmadığını tespit etmiştir. Mahkeme, ilgili tanığın duruşmada hazır edilememesine ilişkin hukuken geçerli bir neden de sunmamış, yalnızca önceki yazılı ifadelerinin okunmasıyla yetinmiştir. İkinci aşama testinde ise, Yargıtay içtihatları uyarınca salt ByLock CGNAT kayıtlarının tek başına yeterli delil olarak kabul edilmediği göz önünde bulundurulduğunda, duruşmada bizzat dinlenmeyen tanığın verdiği önceki aşama beyanlarının mahkûmiyet kararında oldukça belirleyici nitelikte bir delil olduğu anlaşılmıştır.

Üçüncü aşamada, başvurucunun bu hayati öneme sahip tanığı sorgulayamaması nedeniyle maruz kaldığı ağır dezavantajın usuli güvencelerle telafi edilip edilmediği derinlemesine değerlendirilmiştir. Başvurucuya yargılama sürecinde kendi olay versiyonunu anlatma ve delillerini sunma fırsatı verilmiş olsa da, davanın kaderini tayin eden belirleyici tanığın sorgulanamaması savunma hakkı açısından çok büyük bir eksiklik olarak kalmıştır. Başvurucu, tanığa doğrudan veya vasıtalı olarak soru yöneltemediği için onun tepkilerini ölçememiş, çelişkilerini ortaya koyamamış ve güvenilirliğini mahkeme önünde sarsma fırsatından tamamen mahrum bırakılmıştır. İlk derece mahkemesinin, yargı çevresi dışındaki bu tanığı en azından teknolojik vasıtalarla dinlememesinin makul ve haklı bir gerekçesi de karar metninde gösterilememiştir. Dolayısıyla, güvenilirliği ve doğruluğu mahkeme huzurunda test edilmemiş bir tanık beyanı hükme esas alınmış, buna karşın savunma makamının karşılaştığı bu temel zorlukları bertaraf edecek dengeleyici güvenceler sağlanmayarak yargılamanın hakkaniyeti zedelenmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurunun kabul edilebilir olduğuna ve Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: