Karar Bülteni
AYM Mehmet Sivri BN. 2021/47098
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/47098 |
| Karar Tarihi | 11.06.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Bozma kapsamı dışındaki iddiaların incelenmemesi ihlaldir.
- Temyiz edilmeyen hususlarda kesinleşme kuralı gözetilmelidir.
- Mahkemeye erişim davanın esasının incelenmesini gerektirir.
- Yargıtay uyuşmazlığa dair temel itirazları karşılamalıdır.
Bu karar, Yargıtay'ın temyiz incelemesi sırasında daha önce incelemediği ve kesinleşmeyen hususları "bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiği" gerekçesiyle incelemeden reddetmesinin, bireylerin mahkemeye erişim hakkını doğrudan ihlal ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden biri olan mahkemeye erişim hakkı, davanın yalnızca şeklen mahkeme önüne taşınmasını değil, aynı zamanda uyuşmazlığın esasına ilişkin iddiaların mahkemelerce etkili bir şekilde karara bağlanmasını gerektirmektedir. Yargı makamlarının dosya içeriğiyle ve usul kurallarıyla bağdaşmayan değerlendirmeler yaparak temel iddiaları incelemesiz bırakması açık bir hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
Emsal niteliğindeki bu karar, kanun yolu incelemesi yapan mercilerin usul ekonomisi bahanesiyle veya maddi hatalı değerlendirmeler sebebiyle temel itirazları yanıtsız bırakmasının anayasal bir hak ihlali oluşturacağı konusunda son derece önemli bir uyarı niteliği taşımaktadır. Özellikle aile hukuku gibi tarafların mali ve şahsi haklarını derinden etkileyen davalarda, bozma kararlarının sınırlarının ve esastan kesinleşen hususların doğru tespit edilmesi zorunludur. Uygulamada kanun yolu aşamasında sıklıkla karşılaşılan "bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşme" gerekçesinin otomatik bir ret şablonu olarak kullanılmaması gerektiği, her iddianın daha önce gerçekten esastan incelenip incelenmediğinin titizlikle denetlenmesi gerektiği bu kararla yerleşik bir ilke hâline getirilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu aleyhine eşi tarafından ziynet eşyalarının iadesi ve boşanma talebiyle dava açılmış, başvurucu da aynı taleplerle karşı dava açarak ayrıca mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. İlk derece mahkemesi boşanma taleplerini ve başvurucunun ziynet alacağı talebini reddederken, karşı tarafın ziynet alacağı talebini kısmen kabul etmiştir. Tarafların kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay, öncelikle yetki itirazının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuş, esasa yönelik diğer temyiz itirazlarını ise "şimdilik incelenmesine yer olmadığına" karar vererek bırakmıştır.
Yerel mahkeme bozmaya uyarak yetki itirazını reddetmiş ve esasa girerek yine aynı kararı vermiştir. Başvurucu esasa ilişkin itirazlarıyla yeniden temyiz yoluna başvurduğunda ise Yargıtay, bu iddiaların önceki bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleştiği gerekçesiyle incelenemeyeceğini belirtmiştir. Bunun üzerine başvurucu, iddialarının hiçbir aşamada esastan incelenmediğini ve haksız yere kararın kesinleştirildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyeti, kişilerin iddia ve savunmalarını etkili bir şekilde yargı mercileri önüne taşıyabilmesini güvence altına alır. Bu hakkın en önemli unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığın mahkeme önüne götürülmesini ve uyuşmazlığın esasına girilerek etkili bir şekilde karara bağlanmasını gerektirir. Sadece şeklî bir başvuru imkânı sunulması, mahkemeye erişim hakkının sağlandığı anlamına gelmez.
Kanun yolu incelemelerinde uyulması gereken temel kurallar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.371 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.373 kapsamında düzenlenmiştir. Yargıtay, belirtilen kanuni sebeplere istinaden temyiz edilen bir kararı kısmen veya tamamen bozabilir. Yargıtayın bozma kararı üzerine yerel mahkemenin bozmaya uygun olarak verdiği yeni karara karşı tarafların tekrar temyiz kanun yoluna başvurması mümkündür.
Yerleşik içtihatlara göre, mahkemelerin ve kanun yolu mercilerinin, uyuşmazlığın sonucuna etki edecek nitelikteki iddia ve itirazları ilgili ve yeterli bir gerekçe ile karşılaması zorunludur. Yargıtayın ilk temyiz incelemesinde usuli bir nedenden dolayı bozma kararı verip, esasa dair itirazları "şimdilik incelenmesine yer olmadığı" gerekçesiyle ertelemesi hâlinde, bu esasa dair hususlar kesinleşmiş olmaz. İkinci temyiz incelemesinde, daha önce hiçbir şekilde esastan incelenmemiş ve karara bağlanmamış bu iddiaların, "bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiği" gerekçesiyle reddedilmesi, kanun hükümlerinin açıkça hatalı uygulanması anlamına gelir. Bu tür bir yaklaşım, bireyin uyuşmazlığını etkili bir şekilde mahkeme önüne taşıma ve inceletme hakkını anayasal temelde ihlal eder.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun boşanma davası ile ziynet alacağı taleplerine yönelik temyiz kanun yolunda ileri sürdüğü temel iddiaların esastan incelenmeden bırakıldığını ve bu durumun mahkemeye erişim hakkına yönelik açık bir müdahale oluşturduğunu tespit etmiştir.
İlk temyiz incelemesinde Yargıtay, yerel mahkemenin kararını yalnızca başvurucunun mahkemenin yetkisine ilişkin itirazının usulünce incelenmemesi nedeniyle bozmuş, esasa ilişkin diğer temyiz itirazları yönünden ise "şimdilik incelenmesine yer olmadığına" karar vermiştir. Bozma kararı sonrasında yerel mahkeme tarafından yeniden kurulan hükmün başvurucu tarafından esasa yönelik aynı itirazlarla tekrar temyiz edilmesi üzerine Yargıtay, bu kez bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen yönlere ait temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün bulunmadığını belirtmiştir.
Anayasa Mahkemesi, Yargıtayın daha önce ilk temyiz incelemesinde karar vermediği ve incelemeyi bilahare sonraya bıraktığı bir meseleyi, ikinci temyiz aşamasında sanki bu konu daha önce esastan incelenip kesinleşmiş gibi değerlendirmesinin somut olgularla açık bir çelişki arz ettiğini vurgulamıştır. Yargıtayın, başvurucunun iddiaları yönünden hiçbir esastan inceleme yapmadığı hâlde bu hususların kesinleştiğini belirterek incelemeden kaçınması, kanun hükmünün derece mahkemelerince hatalı ve keyfî uygulanması niteliğindedir. Bu hatalı uygulama, başvurucunun iddialarının esasının bir üst mahkeme tarafından incelenmesini fiilen imkânsız hâle getirmiştir.
Bunun yanı sıra başvurucunun, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik şikâyeti de incelenmiş; ancak bu iddia yönünden 7499 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikler uyarınca Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun tüketilmesi gerektiği, bu yol tüketilmeden yapılan başvurunun bireysel başvurunun ikincil niteliği ile bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun esasa yönelik itirazlarının kanun yolu merciince hatalı değerlendirme sonucunda incelenmeden bırakılması sebebiyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.