Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 22. HD | 2015/4267 E. | 2016/8912 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 22. HD 2015/4267 E. 2016/8912 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2015/4267
Karar No 2016/8912
Karar Tarihi 21.03.2016
Dava Türü Alacak
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • İmzalı bordro aksi ispatlanana kadar kesin delildir.
  • İhtirazi kayıtsız bordronun aksi yazılı delille ispatlanmalıdır.
  • Ağır vasıta şoförlerinin çalışma süreleri yönetmelikle sınırlıdır.
  • İmzasız bordrodaki tahakkukun bankadan ödenip ödenmediği araştırılmalıdır.

Bu karar, iş hukuku davalarında fazla çalışma (mesai) ücretlerinin ispatı ve hesaplanması noktasında hukuken kritik bir öneme sahiptir. Kararda özellikle şoför olarak çalışan işçilerin fazla mesailerinin tespitinde, yalnızca salt tanık beyanlarının yeterli olamayacağı; sektörel çalışma kurallarını belirleyen özel yönetmeliklerin, takograf kayıtlarının ve sevk irsaliyelerinin de mutlak surette dikkate alınması gerektiği vurgulanmaktadır. İşçinin imzasını taşıyan ve herhangi bir ihtirazi kayıt içermeyen ücret bordrolarının aksi durumunun yalnızca eşdeğer bir yazılı delille ispat edilebileceği, imzasız bordrolarda yer alan tahakkukların ise doğrudan dışlanamayarak banka kayıtları üzerinden doğrulanmasının zorunlu olduğu net bir şekilde ortaya konulmuştur.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi ve uygulamadaki önemi oldukça büyüktür. Zira uygulamada işverenler, genellikle imzası eksik veya tahakkuku içeren bordrolar üzerinden ödeme yaptıklarını savunmakta, yerel mahkemeler ise kimi zaman detaylı araştırmalara girmeden sonuca gidebilmektedir. Yargıtay bu kararıyla, imzasız bordrolarda yer alan fazla çalışma ücret tahakkuklarının hesabının banka hareketlerinden teyit edilmesi gerektiğini emsal altına almıştır. Ayrıca ağır vasıta şoförlerinin azami araç kullanma sürelerinin mevzuatla sabit olması nedeniyle, fazla çalışma iddialarının soyut varsayımlara değil, yasal kısıtlamalara ve teknik belgelere göre şekillendirilmesi gerektiği hususu tüm iş mahkemeleri için uygulanması gereken bir ilke haline gelmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Ağır vasıta şoförü olarak çalışan bir işçi, işyerinde kendisine sistematik olarak mobbing uygulandığını ve birtakım gerçek dışı beyanlara dayanılarak iş sözleşmesinin işverence haksız yere feshedildiğini ileri sürerek eski şirketine karşı dava açmıştır. Hikayenin temelinde işçi; kıdem ve ihbar tazminatları ile birlikte fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmediğini iddia etmiş, yaşanan baskılar nedeniyle manevi tazminat talebinde de bulunmuştur.

Buna karşılık işveren ise, davacı işçinin şirket araçlarını trafik kurallarına aykırı ve tedbirsiz kullandığını, işyerindeki çalışma huzurunu bozduğunu, diğer işçileri işverene karşı kışkırttığını ve ayrıca otel müşterilerini taciz edip mesai saatlerinde müşteri odasında sigara içtiğini iddia etmiştir. İşveren, bu haklı sebeplere dayanarak sözleşmeyi feshettiğini, işçinin tüm yasal işçilik alacaklarını eksiksiz tahsil ettiğini, mobbing iddiasının ise tamamen asılsız olduğunu savunarak davanın reddedilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken ve temyiz incelemesini yaparken dayandığı genel hukuk kurallarının temelini fazla çalışma ücretlerinin ispat ve hesaplama yöntemleri oluşturmaktadır. İş hukukundaki yerleşik içtihat prensiplerine göre, kural olarak fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, iddialarını ispat etmekle yükümlü olan taraftır. İşyerinde düzenlenen ve işçinin imzasını taşıyan ücret bordroları, sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliği taşımaktadır.

İmzalı ve ihtirazi kayıt (çekince) içermeyen bir bordroda, eğer fazla mesai ücreti tahakkuk ettirilmiş ve ödenmiş görünüyorsa, işçinin bunun aksini yani daha fazla mesai yaptığını tanık beyanlarıyla değil, ancak başka bir geçerli yazılı belgeyle ispatlaması gerekmektedir. İşçinin fazla çalışmasını kanıtlaması aşamasında işyerine giriş çıkışı gösteren kayıtlar, iç yazışmalar ve özel çalışma belgeleri delil niteliğindedir. Ancak bu tür belgelerin hiç bulunmadığı hallerde taraf tanıklarının beyanlarına itibar edilir. Ayrıca işçinin fiilen yürüttüğü işin genel özellikleri, temposu ve herkesçe bilinen genel vakıalar da incelemede mutlaka dikkate alınır.

Somut olayda olduğu gibi şoförlük mesleğini icra eden işçilerin çalışma düzeni değerlendirilirken dikkate alınması gereken bir diğer son derece önemli yasal düzenleme ise Karayolları Trafik Yönetmeliği m.98 kuralıdır. Bu kural uyarınca ağır vasıta şoförlerinin kesintisiz yirmi dört saatlik bir süre içerisinde toplamda dokuz saatten fazla araç kullanmaları yasal olarak yasaklanmıştır. Nihayetinde, işverence sunulan fakat işçinin imzasını taşımayan ücret pusulalarında bir fazla mesai tahakkuku yer alıyorsa, mutlak surette bu tutarın işçinin banka hesabına fiilen yatıp yatmadığının denetlenmesi ve yatırılmışsa toplam alacaktan mahsup edilmesi yasal bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yerel mahkeme yargılaması sırasında, davacı işçinin delilleri arasında açıkça gösterilen ve davalı işverenin kayıtlarında bulunduğu belirtilen takograf kayıtlarının ilgili işyerinden getirtilmediği tespit edilmiştir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, davacı tarafça dosyaya bizzat sunulmuş olan sevk irsaliyelerinin fazla mesai saatlerinin hesaplanmasında hiçbir şekilde dikkate alınmadığı anlaşılmıştır.

Bunun yanı sıra, dosyaya yansıyan verilerde davacının ağır vasıta şoförü olarak görev yaptığı sabit olmasına rağmen, yerel mahkemece Karayolları Trafik Yönetmeliği m.98 hükmü çerçevesinde, ağır vasıta şoförlerinin yirmi dört saatlik dilim içerisinde dokuz saatten daha fazla araç kullanamayacaklarına yönelik emredici kural gözden kaçırılmıştır. Yargıtay incelemesinde, davacının fazla çalışma yapıp yapmadığının belirlenebilmesi için takograf kayıtları, sevk irsaliyeleri ve trafik mevzuatı gibi tüm delillerin bir bütün halinde, titizlikle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Tüm bu hususlar detaylıca incelendikten ve davacının fiilen fazla mesai yaptığı saptandıktan sonra, dosya kapsamındaki ücret hesap pusulalarında yer alan duruma geçilmelidir. Bordrolarda fazla çalışma tahakkuku bulunmasına rağmen belgelerin imzasız olması karşısında, bu miktarların işçinin banka hesabına fiilen ödenip ödenmediği kapsamlıca araştırılmalıdır. Şayet banka üzerinden yapılan ödemeler tespit edilirse, bu ödemelerin nihai fazla çalışma alacağı hesabından mahsup edilerek sonucun hakkaniyetle ortaya çıkarılması gerektiği kesin bir şekilde belirtilmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: